Tutunamayanlar

O romanı bitirmek şarttı. Lise ikinci sınıftaydım ve hayranlık duyduğum tüm üniversitelilerin elinde Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar isimli romanı vardı. Önümüze uzatılan listedeki her kitabı okudukça, özendiğimiz adamlar kadar bilgili...
Oğuz Atay Tutunamayanlar isimli romanı

O romanı bitirmek şarttı. Lise ikinci sınıftaydım ve hayranlık duyduğum tüm üniversitelilerin elinde Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar isimli romanı vardı.

iclal aydın

İclal Aydın

Önümüze uzatılan listedeki her kitabı okudukça, özendiğimiz adamlar kadar bilgili olabileceğimizi sanıyorduk; ne kadar çok bilgi biriktirirsek o kadar entelektüel olurduk!

Okuduğumuzdan bir şey anlamadan, satırları hapır hupur yutup, “o kitabı da okudum” diyerek bitirdik liseyi.

Lise ikinci sınıfta daha hayatın ucunu bulamamışsın, neresinden başlayacaksın da tutunamayanın derdinden anlayacaksın?…

Geçenlerde okuduğum bir kitapta bu mesele basit mi basit, anlaşılır mı anlaşılır bir saür olarak gülümseyiverdi bana. Diyordu ki o satır; entelektüel olmak bir insanın çok şey bilmesi değil bildiklerini bilgeliğe dönüştürebilmesidir.

Kaç kitap okursak okuyalım; içindeki süzüp sindirmedikçe bir sonrakine sıra gelmiyordu aslında…

Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ardı ardına araştırma raporları sunuyor . Son derece de romantik başlıkları var bu raporların.

“Neler oluyor bize” adlı geniş araştırmanın “Tutunamayanlar” isimli dördüncü bölümünde, ülkemizde boşanma sayısındaki artışa dikkat çekiliyor.

“Giderek daha çok boşanıyoruz!” diyor ATO.

ATO’nun bu raporlarının sonuçlarını bilmek güzel. Güzel de, bu bilgilerle ne yapacağımız daha önemli değil mi?

Sinan Aygün adeta bir muhalefet partisi gibi çalışıyor. Sağlam bir kadronun gerçekleştirdiği sağlam çalışmaları ardı ardına patlatıyor.

Kabinedeki pek çok bakandan daha sık duymuyor musunuz adını! Sinan Aygün’ün kendine parlak bir siyasi istikbal hazırladığı ortada.

Sunduğu raporları televizyon kanallarından gazetelere kadar pek çok basın kuruluşu referans olarak aldığına göre söylenecek söz yok.

Bu durumda da demek ki yakın zamanda kendisini daha da aktif bir siyasi yaşamın içinde görmek şaşırtıcı olmayacak…

***

Oğuz Atay’ın okursak adam oluruz sandığımız romanı Tutunamayanlar’ın gün gelip de bir parçası olmak, o körpe yaşlarda hiçbirimizin planlarında yoktu. Ezbere çıkıyorduk yola. İki binli yılların ortasında istatistiksel bir gerçek olarak karşımıza çıktı…

Bu sabah toplantıda, neden böyle çoğalıyor ayrılmalar artık diye uzun uzun konuştuk arkadaşlarla.

Nereden baksan kötüdür ayrılık. Bazen sonunda hayır getirse de…

Kim bilir belki de bir umut çıkarmak gerekir bu karamsar rapordan.

Yıllar önce uyuşturucu bağımlılarının ailelerine yönelik bir koruma-destek programında gönüllü çalışmıştım. Bir gün şahidi olduğumuz berbat bir ayrılığın ardından sohbet ederken projenin başındaki Alman’a “Bizde pek rastlanmaz ensest ilişkilere” dediğimde başını yazdığı rapordan kaldırmadan “Sizde çok var, senin haberin yok. Çünkü seninkilerin bunu söyleyecek bir yerleri yok” diye yanıt vermişti.

Bakakalmıştım.

***

Yıllarca yazıp çizen, uğraşan, kafa patlatan yüzlerce aydın kadının çabaları sonuç veriyor artık belki de…

Kötü bir kadere boyun eğmiyor kadınlar. İtiraz ediyor, cesur oluyor ve kendilerinde yeniden başlama gücü buluyorlar…

Evet, belki de bu yüzden çoğalıyordur boşanmalar…

Kadınların dertlerini söyleyecekleri yerler çoğalıyordur.

Boşananlar çoğalınca boşanmayı ayıplayanlar mı azalıyor acaba? Ayıplayan azalınca açığa mı çıkıyor daha önce saklananlar?..

Kategoriler
KitapKöşe YazılarıKültür&Sanat
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • İclal Aydın seksi

    Kendine Bakmak Bir Mesaidir…

    Yaz geldi geliyor derken, sonunda kapıyı çaldı. Hayatı benim gibi kahvaltı, akşam yemeği ve çay sofralarında daha çok sevenler için yılın o bir parça endişeli haftaları başladı yani.. Söyleşi...
  • İclal Aydın Resim

    Kapadokya…

    Güneşli ama bir o kadar da soğuk bir Mart sabahında Orta Anadolu üzerinde süzülüyordu uçağımız… Nevşehir’e indiğimizde ise soğuğu iliklerimizde hissetmeye başlamış ancak tertemiz havayı da ciğerlerimize çekiyorduk. Sevgili...
  • İclal Aydın Köşe yazıları

    BİR TEPKİ VER

    Teksir makinesi derlerdi. Yazdıkları bildiriyi çoğaltırlardı bu makineyle. Onlar bildiri çoğaltırken arkadaşları afişlemeye ve duvar yazılarına çıkarlardı. Mor harfli saman kağıt tomarları ile bildirilerini pazar yerlerinde, duraklarda, şehrin kalabalık...
  • iclal aydın yazıları

    İNATÇI SEVİNÇLERİM

    Ben aslında iki yaşındayım. Evet, iki yaşımı biraz geçtim, üçe doğru yol alıyorum. Eğer ömrümün ilk yarısı kırk yaşıma kadar olansa ve bir bu kadar daha yaşayabilirsem demek ki...