Tıbbi bitkilerin yükselişi

Günümüzde tıbbi bitkilerle yapılan araştırmalar, her geçen gün ilerlemekte.Özellikle Amerika’da yapılan araştırmalar yeni ve bilmediğimiz gerçekleri ortaya koymakta. YEŞİL ÇAY ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR Yeşil çay, pek çoğumuz için bildiğimiz, sürekli...

Günümüzde tıbbi bitkilerle yapılan araştırmalar, her geçen gün ilerlemekte.Özellikle Amerika’da yapılan araştırmalar yeni ve bilmediğimiz gerçekleri ortaya koymakta.

YEŞİL ÇAY ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR

Yeşil çay, pek çoğumuz için bildiğimiz, sürekli tükettiğimiz siyah çaya bir alternatiftir. Ancak araştırmalar şimdi yeşil çayın farklı faydalarını ortaya çıkarıyor. Bunların en önemlisi, kanserden koruyucu etkinliği. UCLA Tıp Fakültesinden Dr. Zuo-Feng Zhang 5 yıldan uzun süredir yeşil çay üzerinde çalışıyor ve vardığı sonuçlar yeşil çayın gastrit ve mide kanserinden koruma sağladığı şeklinde. Dr. Zhang “Bence yeşil çay çok ilginç bir araştırma konusu” diyor. Dr. Zhang’ın araştırmalarına göre Çin’de yeşil çayı çok tüketenlerin mide kanserine yakalanma oranları içmeyenlere göre %48 daha az. Ayrıca yine UCLA’dan Dr. Mai Nguyen’in araştırmalarına göre yeşil çay göğüs kanserine karşı da koruma sağlıyor. Dr. Nguyen “Yeşil çaydaki antioksidan maddeler göğüs tümör hücrelerinin büyümelerini engelliyor” diyor. Her iki araştırmacı da yeşil çaydaki antioksidan maddelerin, siyah çayı elde etmek için yapılan fermentasyon sürecinde parçalandığına dikkat çekiyor. Yeşil çay ise fermente edilmediği için antioksidan bileşikleri içeriyor. Yeşil çayın faydaları sadece mide ve göğüs tümörlerinden korumakla sınırlı kalmayabilir. Diğer araştırmalar, yeşil çayın ayrıca safra, yemek borusu gibi çeşitli tümör oluşumlarından da koruduğunu gösteriyor. Eğer yeşil çayın tadından hoşlanmıyorsanız veya fazla kafein almak istemiyorsanız, kapsül halindeki yeşil çay takviyelerinden de kullanabilirsiniz.

OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİ

Omega-3 yağ asitlerinin son dönem çalışmalarla ortaya çıkan sağlığa önemli faydaları bulunuyor. Bunlar özellikle kalp ve dolaşım sistemiyle ilgili, ancak yeni araştırmalar omega-3 yağ asitlerinin beynin sağlıklı fonksiyonları için de çok önemli yere sahip olduğunu ortaya koyuyor. Omega-3 yağ asitleri vücutta anahtar rol oynayan önemli maddelerin arasında bulunuyor ve tüm hücreleri koruyan hücre zarlarının en önemli bileşenleri arasında yer alıyor.

Uzmanlara göre tüm Omega-3 yağ asitleri eşit değil. Öncelikle uzun zincirli ve kısa zincirli Omega-3 versiyonları bulunuyor. Kısa zincirli Omega-3 yağasitleri sebzelerde ve bitkisel kaynaklarda bulunuyor. Araştırmacılara göre vücudun ihtiyaç duyduğu uzun zincirli yağ asitleri ve bunlar da balık yağında bulunuyor. Bu yüzden balık yağı (fish oil) takviyeleri gittikçe daha yaygın şekilde kullanılmaya başlanıyor.

Omega-3 yağ asitlerinde iki ana bileşen bulunuyor, bunlar EPA ve DHA olarak biliniyor. Uzmanlara göre EPA, beyin kimyası açısından DHA’ya oranla daha önemli, bu nedenle balık yağı takviyelerinde EPA’nın DHA’dan daha yüksek oranda olması gerekiyor. Aynı zamanda iyi bir iltahap giderici olan EPA’nın yanında DHA sağlıklı hücre yapısı için gerekli. Uzmanlara göre günlük alınması gereken Omega-3 miktarı 1000 – 2000 mgr ancak eğer beyin kimyasını beslemek veya iltahap gidermek amacıyla Balık Yağı takviyeleri kullanılırsa bu miktar yükseltilmesi de mümkün.

EN ÇOK KULLANILAN TIBBİ BİTKİLER

Günümüzde, tıbbi bitkilerin sağlığa katkılarıyla ilgili kayda değer sayıda bilimsel araştırma bulunuyor. Gerek Avrupa’da, gerekse Amerika’da tıbbi bitkilerin kullanımı her geçen sene artıyor ve yapılan çalışmalarla sağlığa katkıları iyice anlaşılıyor. Bununla beraber en fazla kullanılan bitkiler ile ilgili dikkat edilecek hususlar da var. En çok kullanılan bitkilerle ilgili kısa bilgiler verecek olursak:

Echinacea: Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi sayesinde özellikle kış aylarında sık enfeksiyona yakalanan kişiler için çok ideal bir bitkisel alternatif. İdeal kullanımı günde 900 – 1000 mg olacak şekilde 4-6 haftalık kürler halinde kullanmak. Daha sonra ara verilmesinde yarar var.

Echinacea, çiçek allerjisi olan kişilerde allerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Bunun yanında hamilelik ve emzirme döneminde zararlı olduğuna dair herhangi bir rapor yok, dolayısıyla kullanılabiliyor.

Ginkgo Biloba: Beyin bölgesindeki kan akımını ve oksijen kullanımını arttıran Ginkgo, hafıza ve konsantrasyonu güçlendirmek için kullanılıyor. Bunun yanında zayıf kan akımına bağlı sorunlara karşı da kullanımı bulunuyor ve güçlü bir antioksidan olarak biliniyor. İdeal kullanımı 40 – 120 mg arası standardize ekstre. Bazı Ginkgo preparatları ise ekstre üzerinden değil, ham bitki tozu üzerinden hesaplanıyor, bu durumda 500 – 1500 mg arası kullanılması mümkün.

Ginkgonun hafif kan sulandırıcı etkinliği yüzünden, kan sulandırıcı ilaçlarla beraber dikkatli kullanılması gerekiyor. Ayrıca herhangi bir operasyondan bir kaç gün önce kesilmesinde yarar var. Hamilelik ve emzirme döneminde ise kullanılabiliyor.

Ginseng: Günümüzün hızlı ve stresli yaşam temposunda Ginseng çok ideal bir güçlendirici olarak dikkat çekiyor. Vücudun dayanıklılığını ve fiziksel performansını arttıran Ginseng, “adaptojen”, yani vücudu stresli durumlara adapte edici olarak biliniyor. İdeal günlük dozu 500 -1000 mg olan Ginsengin kalp ilaçlarıyla etkileşime girme olasılığı yüzünden kalp hastaları tarafından kullanılmaması daha iyi. Bunun yanında hamilelikte ve emzirme döneminde de kullanılmaması tavsiye ediliyor.

St. John’s Wort: Ülkemizde “Sarı kantaron” olarak bilinen St. John’s Wort, hafif ve orta şiddetteki depresyonda standart ilaçlar kadar etki gösteriyor. Günlük tavsiye edilen dozu 300 – 900 mg standardize ekstre olan St. John’s Wort ayrıca anti-bakteriyel ve yara iyileştirici olarak da kullanılıyor.

St. John’s Wort bazı ilaçlarla etkileşime girebiliyor, bu nedenle diğer reçeteli anti-depresanlar, doğum kontrol hapları, anti-konvülzanlar gibi bazı ilaçlarla beraber kullanımı tavsiye edilmiyor. Ayrıca güneş ışığına karşı hassas olan ciltlerde uzun süreli kullanımda çok düşük ihtimalle de olsa cilt lekeleri yapabiliyor. Kullanım kesildikten sonra bu lekeler yok oluyor. St. John’s Wort, hamilelik ve emzirme döneminde de tavsiye edilmiyor.

Kava Kava: Bu Pasifik bitkisi anksiyete, panik atak, aşırı sinirlilik gibi durumlarda yaygın kullanıma sahip. Ayrıca sinirsel nedenlere bağlı kas gerginliklerine karşı da kullanılıyor. İdeal kullanımı günlük 100 – 300 mg standardize ekstre şeklinde. Kavanın diğer reçeteli sakinleştirici, anti-depresan, anti-anksiyete vs. ile beraber kullanımı tavsiye edilmiyor. Ayrıca alkol ile beraber alınması tercih edilmiyor. Hamilelik ve emzirme döneminde de aynı şekilde kullanılmaması gerekiyor.

Valerian: “Kedi otu” olarak bilinen Valerian, uykusuzluğa karşı kullanılıyor. Uyku kalitesini arttırdığı yapılan çalışmalarla kanıtlanmış olan Valerian, ayrıca ertesi sabaha uzanan yan etkilere veya bağımlılık yaratma riskine sahip değil. İdeal kullanımı gece yatmadan yarım – bir saat önce bir veya iki kapsül olan Valerian’ın tek dezavantajı kötü kokusu. Valerian hamilelik veya emzirme döneminde tavsiye edilmiyor.

Saw Palmetto: Prostat sorunları için çok yaygın kullanıma sahip olan Saw Palmetto, üzerinde ayrıntılı araştırmalar yapılan ve etkinliği kanıtlanan bitkiler arasında önemli yere sahip. Prostat sorunlarına bağlı olan semptomları gidermek için kullanılan Saw Palmetto’nun ideal günlük kullanımı 160 – 320 mg standardize ekstre veya 1000 – 1500 mg toz bitki ekstresi. Saw Palmettonun bilinen bir yan etkisi bulunmuyor ve güvenli bir bitki olarak kabul ediliyor.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
Kategoriler
BeslenmeSağlık
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular