Kırk aylık hasret, bir saate sığar mı? Bir ömür verseler acaba, gönlüm doyar mı?

Anı Yaşamak filmiyle bir baba, çocuklarına kavuştu. Sevgilerinizi ertelemeyin, yarınlarınız olmayabilir… Kırk ay önceydi. Kışın kış gibi yaşanmadığı 2007 yılının baharına, henüz girmiştik ve dalları çiçekler basmıştı ki, gök...
Kırk aylık hasret, bir saate sığar mı

Anı Yaşamak filmiyle bir baba, çocuklarına kavuştu. Sevgilerinizi ertelemeyin, yarınlarınız olmayabilir…

Kırk ay önceydi. Kışın kış gibi yaşanmadığı 2007 yılının baharına, henüz girmiştik ve dalları çiçekler basmıştı ki, gök yırtılırcasına yağmur başladı. “Normaldir” diyordu yaşlılarımız; “Karın yağmadığı her kışın sonu, sel olur”. Sonra da ekliyorlardı; “Dünyanın dengesi bozuldu gayrı, mevsimler birbirine girdi, bu işin sonu kötü, üzerinde gezindiğimiz toprağa iyi davranmazsak toprak çekecek hepimizi…”

Nisan yağmurları, Muson yağmurları gibiydi… Üç gün boyunca şiddetinden gram ödün vermeyen yağmur, bereketli toprakları ait oldukları yerlerden koparıyor, önüne katıyor ve bataklığa dönmüş göle doğru delice akan derelere sürük-lüyordu.

Yağmurdan ötürü dışarı çıkamamanın yarattığı sıkıntıyı en yakın arkadaşıyla, yani benimle vakit geçirerek gidermek isteyen oğlum, kapının eşiğinden ardımdan sesleniyordu: “Baba ne zaman geleceksin?” Hiç düşünmeden cevap vermiştim: “Yirmi dakika sonra geliyorum, oğlum.” Öyle ya, alışveriş yapıp dönecektim. Hadi kırk dakika olsun, yirmi dakikalık bir fark yalan olarak sayılmazdı.

Ama öyle olmadı. Kırk dakikada değil, tam kırk ay sonra oğlumu görebildim. Kırk ayda ben bitip, tükenip, dibe vurup yeniden “bataklığa dönmüş gölün” yüzeyinde nefes alma te-laşındayken oğlumla karşılaşmanın verdiği heyecanı yaşadım. Üstelik ben hapse girdikten dört ay sonra doğan ikinci oğlum da, karşımda duruyordu. Yokluğumda, çocuklarımıza güven eksikliğini bir an olsun bile hissettirmeyen, ailemizin güneşi, sevgili eşim, yorgun ama sevgi dolu gözlerle biz üç delikanlının birbirimize sarılmamızı izliyordu.

Kırk ay… Kırk ay boyunca, her hafta büyük oğlum bana telefonda o ilk günkü sorusunu yinelemişti: “Baba ne zaman geleceksin?” Ben de sırf o üzülmesin diye hapishanede olduğumu söylememiş ve durumu idare etmeye çalışmıştım. Tüm o süreçlerde yaşadıklarımı “Anı Yaşamak” adlı filmde anlatmaya çalıştım. İşte bu film sayesinde, büyük oğlum neden yanına gelemediğimi, neden yalan söylemek zorunda kaldığımı öğrenmişti. Ve yaşından beklenmeyen bir olgunlukla durumu kavramış, nasıl davranması gerektiğine kendini ikna etmiş, kucağımda oturuyordu. Küçük oğlum da ağabeyinden aldığı kuvvetle, ilk kez gördüğü babasına yan gözlerle, ama mutlu bir edayla bakıyordu. 0 an beni görseniz, dünyada benden mutlu bir diğer insanın olamayacağını sanırdınız. Yüreğim yerinden çıkacakmış gibi çarpıyor, şu dünyada en sevdiğim üç insanın karşısında ne yapacağımı, hangisine sarılacağımı şaşırıyordum. Oysa haftalardır o anı planlamıştım; saniyesi saniyesine nasıl davranacağım, neler söyleyeceğimi ge-
celeri defalarca kurgulamış ve kendimi hazırlamıştım! Öyle sanmışım, yanılmışım! Baktım olacak gibi değil, ben de bıraktım o anı planlı yaşamayı, duygularımızın ortaya çıkardığı fırtınaya teslim ettim kendimi.

Büyük oğlumun gözlerinden süzülen gözyaşları, içimi burktu [oldum olası onun ağlamasına dayanamam) kulağına fısıldadım sessizce, “Ağlama, hepsi geçecek”. Benim sesimdeki üzgün ifadeyi algılayan oğlumun verdiği cevap, duygularımın önüne çektiğim seti yıkıvermişti; “Mutluluktan ağlıyorum, baba”. Bu cevaptan sonra hep birlikte başladık, gözlerimizde biriken yaşları silmeye.

Ne kadar da büyümüştü büyük oğlum. Öyle ya, ben zamana esir düşmüş, dünyayı dört duvar arasından el yordamıyla algılamaya çalışırken dışarıda zaman akıp gidiyor, çocuklar büyüyor, büyükler yaşlanıyordu. Oysa benim hafızamda oğlum, hep o 6 yaşındaki haliyle kalmıştı. Küçük oğlum da artık en güzel dönemini yaşıyordu, bensiz… Yaşam güneşime, eşime bir kez daha baktım fark ettirmeden. Onca acılara, zorluklara, üzüntü ve yalnızlığına rağmen şimdi bizim, üçümüzün birbirimize sarılışımıza buğulu gözlerle bakıyor, dalıyor, uzaklara gidiyordu. Bir an onun o uzaklardaki halinin yanında, o an aklından geçenlerin içinde olmak istedim. Yaşanan tüm olumsuzlukların yaşanmadığı o nisan akşamı kaldığımız yerden devam eden yaşamı, birlikte götürdüğümüz kırk ayın hayalini kurdum, sevdiğimin buğulu bakışlarında. Güzeldi, olması gerekendi…

O bir saat, kırk ayın yanında sanki bir saniye gibi geldi, geçti. Doyamadık birbirimize. Söyleyemedik, söylemek istediklerimizi. Öyle ya, kırk aylık hasret bir saate sığar mı, bir ömür verseler acaba gönlüm doyar mı? Bir daha gelecekleri günü sabırsızlıkla bekliyorum. Yine kafamda kuruyorum neler söyleyeceğimi, ama nafile; yürek beyne itaat etmiyor böyle zamanlarda. Yürek cesur, yürek hoyrat, yürek delikanlı oluyor; “Dur” diyor beyne; “Sen hep düşünerek hareket ettin, korktun, çekindin, sakındın, oysa bak duygu düşünceyi basmış, koyuver gemi, yaşansın an doya doya!”

Şimdi çocuklarım, biliyor artık neden yanlarında olamadığımı. Her şeye rağmen gerçeği öğrenmeleri hem onlar için, hem de benim için iyi oldu. Bundan sonra az da olsa bu ayrılık hali devam edecekse bile, taşınabilir bir hal aldı. Sonrası?.. Sonrası beraberce mutluluğun en olası haliyle yaşanacak elbet! Bu acıların, yokluk ve üzüntü dolu zamanın geçmiş hali, şimdiki zamana ve gelecek zamana yalnızca mutluluk olarak yansıyacak! Ben kendi adıma bunu gerçekleştirmek, çocuklarımın ve eşimin mutlu bir yaşam sürdürmeleri için elimden geleni yapacağım. Bu ara, başka türlü kapanmaz.

Mahpus babadan sevdiklerine özlem mektubu…

Kategoriler
Anne-Çocuk

Benzer Konular

  • Çocuk ve Sağlık

    Çocuk ve Sağlık

    Aileler ne kadar dikkat etseler de çocuklar hastalanır. Bu hastalıklar bazen hafif ve geçici bazen de ciddi ve uzun sürelidir. Bazı hastalık belirtilerine karşı dikkatli olunursa ciddi hastalıkları hemen...
  • cocukta-karin-agrisi

    Çocukta Karın Ağrısı

    Çocuklarınızın psikolojisini bazen anlamakta zorlanabilirsiniz. Fakat Sağlık konusunda anlamakta daha çok güçlük çekeceğinizin garantisini verebiliriz. Uzman bir doktordan eğitim almadıysanız ve o konu hakkında gerçekten bilgi sahibi değilseniz çocuğunuzun...
  • Çocuğuma Kitap Okumayı Nasıl Sevdirebilirim

    Çocuğuma Kitap Okumayı Nasıl Sevdirebilirim?

    Günümüzün gelişen, ilgi çekici ve eğlenceli televizyonlar ve bilgisayarlar, çocukların kitaplara ilgi duymasını daha da zorlaştırmıştır. 20-30 yıl önce çocuklara hediye olarak kitaplar verilirdi ve klasik kitap kahramanları çocukların...
  • Narahat ana

    Narahat Ana

    Çoğu zaman annenin kaygısı çocuğun bakımının arkasında gizlidir ve bazen bu endişe büyük bir boyuta ulaşarak çocuğun gelişimini tehdit eder. Bir kadında anksiyete hamilelik sırasında başlar ve bazen çocuk...