İlk organ naklinden bugünlere

Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal,Türkiye’de organ naklini başarıyla gerçekleştiren ilk kişi. Haberal o zorlu yılları ve gelinen aşamayı anlattı… Tarih: 3 Kasım 1975, Dr. Haberal ve ekibince...
İlk organ naklinden bugünlere

Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal,Türkiye’de organ naklini başarıyla gerçekleştiren ilk kişi. Haberal o zorlu yılları ve gelinen aşamayı anlattı…

Tarih: 3 Kasım 1975, Dr. Haberal ve ekibince Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde bir anneden oğluna yapılan canlıdan canlıya böbrek nakli Türkiye’nin ilk ‘başarılı’ organ nakli oldu.
Ve o günlerden bu zamana kadar yaklaşık 4800 böbrek, 320 karaciğer, 75 kalp, 1 pankreas, 6000 kornea ve 600 kadar da kemik iliği nakli yapıldı. Türkiye, Ortadoğu ülkeleri arasında bilimsel ve kültürel bir köprü işlevi gören Ortadoğu Organ Nakli Derneği MESOT’un kurulmasında da öncülük etti. Kuşkusuz bu gelişmelerde İlk başarıya imza atan Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın payı büyüktü…

Başkent Üniversitesi’nin Rektörlüğünü yapan Prof. Dr. Haberal organ naklinin gelişmesi ve yaygınlaşması için çalışmalarını sürdürüyor. Haberal, geçen yılların zorluğunu ve gelinen aşamayı e-kolay Sağlık okuyucuları için anlattı.

Siz Türkiye’de organ naklini başarıyla gerçekleştiren ilk kişisiniz, o zamanki şartlarda böylesine büyük bir adımı atmanın zorlukları nelerdi?

Gerçekten o yıllarda kronik organ hastaları için durum, bugün hayal edilemeyecek denli dramatik boyutlardaydı. On binlerce kronik böbrek hastasının, organ nakli olana kadar yaşamını devam ettirmesini sağlayacak olan diyaliz makinesi bile, yok denecek kadar azdı. Öyle ki, diyalize girmese ölecek olan hastaya altı ay sonrası için gün veriliyordu. Biz, ekip olarak, benzetmek uygunsa, adeta Fırtına Vadisinde büyük bir sele kapılmış olan hastaları, o selden koparıp çıkarmak için çalışmakta ve ne kurtarırsak kâr diye düşünmekteydik.

Aradan geçen zaman içerisinde Türkiye’de, organ naklinde hangi aşamaya gelindi?

Şimdi ise, organ nakliyle yaşama dönenlerin sayısını en yüksek hangi noktaya çıkarırız diyerek çalışmaktayız. Bu iki ölçüt başlangıcı ve gelinen noktayı açıklar. Yalnızca niceliksel değil, niteliksel olarak da büyük ivmeler kaydedilmiştir. Kimi organ nakillerimiz bölgemizde ve Avrupa’da ilk kez yapıldığı gibi, bazı nakillerimiz de dünyada ilk kez yapılmıştır.
Bu süreçteki iki önemli gelişme, Türkiye’de organ naklinin ivmesini artırmıştır. Öncelikle, ülkemizde organ nakli başladığında hiçbir yasal dayanağı yoktu. Yasası olmadığı gibi, toplumun bu konuda herhangi bir düşüncesi, bilgisi de yoktu. Ülkemiz, 3 Kasım 1975’ten sonra, organ nakli alanında büyük bir toplumsal dayanışma ve işbirliğine sahne olmuştur. Hemen her fırsatta, organ naklinin önemi ve kronik organ hastaları için tek umut olduğu dile getirildi. Bu çalışmaların sonucunda, TBMM üyelerinin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, medyanın ve organ nakliyle ilgili doktorların ortak çabasıyla Türkiye, dünyanın en çağdaş yasalarından birine kavuştu. 2238 sayılı “Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli” yasası 3 Haziran 1979’da yürürlüğe girdi. Bu yasa, organ naklini kolaylaştıracak ve bu alandaki istismarları önleyecek maddelerle biçimlenmiş ve kişinin hangi durumda organının alınacağı, nakledileceği tıbbi denetçileriyle birlikte, kesin ve açık bir dille ifade edilmiştir. Yasa yürürlüğü girdikten sonra uygulamada çıkan kimi aksaklıkları önlemek, bazı maddelerindeki muğlaklığı gidermek amacıyla yasada değişiklik yapıldı. Bu maddelerin en önemlisi, trafik kazalarında ölen hastalarımızın organlarının kullanılması üzerine olan maddedir. Bu madde, kişinin ölümü anında yanında herhangi bir yakını yoksa, ve üzerinden organlarını bağışlamadığına dair bir belge çıkmazsa, organlarının alınmasına izin vermektedir.

Organ nakli konusunda yürürlükte olan yasaları yeterli buluyor musunuz?

Biz göre, bugün ülkemizde yasaya dair bir sorun yoktur. Dünyanın birçok ülkesinden daha önce modern bir yasaya kavuşmanın organ nakli için nasıl bir ivme olduğunu tüm organ nakli ilgilileri iyi bilmektedir. Yapılması gereken bu yasayı titizlikle uygulamak ve bu alandaki istismarı önlemektir.

Bugün artık ülkemizde yasaya dair bir sorun kalmamıştır. Dünyanın birçok ülkesinden daha önce modern bir yasaya kavuşmanın organ nakli için nasıl bir ivme olduğunu tüm organ nakli ilgilileri iyi bilmektedir.

İkinci etken ise, yalnızca ülkemiz için değil, dünya için de çok önemli bir gelişmedir. Tarafımızca yapılan bir çalışmayla, o zamana kadar ancak 36 saat saklanabilen böbreklerin korunması süresini 118 saate kadar çıkararak, bu böbreklerin de başarılı bir biçimde nakledileceği ispatlanmış oldu. Bu uygulama kadavra böbrek naklinde kıtalararası bir ilişki dahi olanaklı kılabiliyor, örneğin, ABD’den alınan bir böbrek Türkiye’de bu süre içerisinde nakledilebiliyordu. Bugün ulaştığımız noktada böbrek, karaciğer, kalp, kornea ve kemik iliği nakilleri başta olmak üzere transplantasyon yaygın bir uygulamaya dönüşebilmiştir.

Kategoriler
Sağlık
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular