Genetik üzerine

Hepimizin gözü aydın. Genetiğin şifresi çözüldü. Metafizik, yeniden otopsi masasına yatırılıp kaderciliğin, falcılığın, büyücülüğün çanlarına ot tıkandı. Yaşamımızın ve yazgımızın doğa üstü güçlere, gökteki ölü yıldızlara bağlanmasına, inanan birkaç...

Dr. Haydar DümenHepimizin gözü aydın. Genetiğin şifresi çözüldü. Metafizik, yeniden otopsi masasına yatırılıp kaderciliğin, falcılığın, büyücülüğün çanlarına ot tıkandı. Yaşamımızın ve yazgımızın doğa üstü güçlere, gökteki ölü yıldızlara bağlanmasına, inanan birkaç geri zekalı insandan başka kimse kalmayacak çok yakında.

Sahtekarların mumları 2000 yılına kadar yanacakmış. Canlı varlıkların kopyalanması olayı çıktığında, dinsel kesimde büyük bir yaygara, büyük bir karşı koyma başlamıştı. Bu olay, tanrının iradesine karşı çıkılıyor gibi yorumlandı. Oysa yapılan, büyük bir satranç oyununda, bir piyon taşının yerini değiştirme gibi sıradan bir gelişmeydi. Bunun insanlık adına müjdesi ise, çocuğu olmayan bir erkeğin, herhangi bir hücresinden bir çocuk yapılabileceğiydi.

Bilim öylesine hızlı gelişiyordu ki, bilgisayar ve internet adeta tanrıyla yarışıyor, ışık hızı geçiliyor, yeryüzünde insan oğlu ilk defa böylesine yoğun bir şekilde kendi gerçeğiyle yüz yüze geliyordu. İnsanlık adına ne büyük bir onur…

Yıllardır konuştuğum herkese ve hastalarıma:”90’lı yaşları rahatlıkla yaşayacaksınız, eğitiminizi, iş durumunuzu ve yaşam değerlerinizi, bu gerçeğe göre hazırlayın. Özellikle 70’li yaşlardan sonra onurlu yaşamak zorunda olduğunuzu unutmayın” diye, telkinde bulunuyordum. Gen mucizesiyle, 120’li yaşlara ulaşılabileceğini sanıyordum. Düşünce kapasitem bu kadarmış. Kendimden utandım.

Bir gün Atatürk’ün sofrasında, Allah konusu gündeme gelir. Atatürk herkese Allah’ın büyüklüğü ve tanımı hakkında soru sorar. Tabi ki oradakiler, kendilerince bir şeyler söylerler. Son söz Atatürk’ündür: “Allah herkesin kafası kadar büyük” der. Bu yorumu, açıklama saygısızlığında bulunmayacağım. Allah’ın büyüklüğünü böylesine güzel bir cümle ile tanımlanırken, cümledeki alt mesajı da görmenizi söylemeden edemeyeceğim.

Genellikle, Allah’la ilgili yorumlarda dağlar, çiçekler, canlılar o yüce varlığın kanıtları gibi sunulur. Bunun ötesine geçildiğinde, belirli kesimler, kuşku ve korkuya kapılırlar. İki adım ilerisini düşünenler kafirlikle suçlanır. Oysa, Allah kavramı ışık hızı, quantum parçacıkları, karşıt madde, tayfların dalga boyları ve de genlerin gizemleri içerisinde düşünülüp, değerlendirildiğinde, karşımıza çıkan yüceliğin görkemi ve bir dinsel yoruma göre de”kendi cemalinin yeryüzüne aksi olan insan”ın, tanrısına en yakın olduğu şu anlarda:

YAŞASIN EVRİM, YAŞASIN BİLİM VE YAŞAŞIN İNSAN DİYE HAYKIRMALIYIZ.

Kategoriler
Köşe Yazıları

Dr. Haydar Dümen sizlere her zamanki gibi en yeni ve en doğru bilgileri veriyor.
    Henüz Yorum Yok

    Cevap bırakın

    *

    *

    Benzer Konular