Cinlerini de alıp gitti…

“Ömer Ulu(ç)ınar… Avrupa, Amerika, Afrika… Üç kıtada demir atıp halat takmış. Elinde hortumu sanat bahçelerini sularken o diyarların, aklına “Perşembe Pazarı” gelince “Vakit tamamdır, ben Türkiyeliyim, orada da olmalıyım....

“Ömer Ulu(ç)ınar… Avrupa, Amerika,

Ömer Uluç – ResimleriAfrika… Üç kıtada demir atıp halat takmış. Elinde hortumu sanat bahçelerini sularken o diyarların, aklına “Perşembe Pazarı” gelince “Vakit tamamdır, ben Türkiyeliyim, orada da olmalıyım. Gelecek sefere buluşmak üzere…” deyip Türkiye’ye doğru demir alıp üç kıtaya el sallayarak ve her limandan kahkahalarla geçerek yol alan çağdaş Türk resminin ulu çınarı…”

Tevfik İhtiyar, rh+sanat dergisinin 19. sayısında Ümer Uluç’u böyle tarif etmişti. Onu tanıyanlar da zaten önce kahkahasını, sonra bitmek tükenmek bilmeyen enerjisini anlatırlar. Bütün o yapıtları üreten bir sanatçıyı başka nasıl tanımlarsınız ki?

Ömer Uluç’un resme ilgisi yetiştiği Ankara’da başlamıştı. Robert Kolej’inde okumak için geldiği İstanbul’da da dönemin resim çevresine dahil olmak da gecikmedi. Resim yaşamında böylesi önemli bir yerde dururken mühendislik eğitimi alması belki de onun sanatını bugüne taşıyan bir araç oldu.

1960’lı yıllarda başladığı üretimine yaşamının son anına kadar ara vermeyen Ömer Uluç Türk resim tarihinin yapıtaşlarından biri oldu. Araştırmacı kişiliği, sentezleme gücü yapıtlarında her seferinde yenilenme enerjisini doğurdu. Enerjisi öyle büyüktü ki bazen sadece tuvali boyamak yetmedi. Renklerini tuvalin dışına çıkardı. Onları tuvalden sarkıttı, heykellere dönüştürdü, sema yapar gibi etraflarında döndü. Doğu’nun sanatıyla ilgilendi, ilgi alanını yapıtlarına aktardı.

Sadece tuvaller, heykellerle oynamadı. Mekânları da işin içine kattı. Gemileri, sarayları galerilere dönüştürdü.

Kahkahaları gibi hınzır yapıtlar yaratan, Perşembe Pazarı’ndan beslendiğini söyleyecek kadar kendinden emin Ömer Uluç’un son sergisinin adı “Parçalanmanın Kimyası’ydı. Orada otoportresinin yanına Lucretius’un dizelerini yazmıştı: “Ölümün olduğu yerde ben yokum/Benim olduğum yerde ölüm yok”. Direnişini anlatıyordu Ömer Uluç bizim için bu dizeler kalıcılığına dair bir göndermeydi.

Ömer Uluç – Ressam

Zaten ölmedi sadece Cinlerini de alıp gitti.

Onu sonsuz yolculuğuna uğurlarken ailesine ve dostlarına başsağlığı dileriz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
Kategoriler
Kültür&Sanat

Benzer Konular

  • Michel Welbeck ve Umutsuzluğun Günahı – Julian Barnes

    1998 yılında Paris’te düzenlenen Prix Novembre’nin jüri üyelerinden biriydim; adından da anlaşılacağı üzere edebiyat sezonunun sonunda verilen bir ödüldü. Goncourt jürisi Welbeck’in romanını yanlış anladıktan ve diğer jüriler hatalarını...
  • Patricia Esteban Erles; Oyun

    Patricia Esteban Erles, çağdaş bir İspanyol yazar ve gazetecidir. Kısa öykü yazarı olarak tanınır. Eserleri, Zaragoza Üniversitesi’nin “Kısa Öykü Ödülü”, “XXII Santa Isabel de Aragon Araştırma Ödülü” ve “Dos...
  • Kutzeye’nin Edebiyat Dünyası L. Doktorova

    John Maxwell Kutzeye (d. 1940), 2003 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibidir. Nobel Ödülü’nü dördüncü kez bir Afrikalı, ikinci kez de bir Güney Afrika temsilcisi kazandı. 1991 yılında bu prestijli edebiyat...
  • Fütürist Ne Demek?

    Fütürist, geleceği tahmin etmeye ve analiz etmeye odaklanan bir uzmandır. Fütürizm, geleceğin nasıl şekilleneceğini anlamaya çalışan bir disiplindir ve fütüristler, trendleri inceleyerek, teknolojik gelişmeleri analiz ederek ve toplumsal değişimleri...