BAŞARININ ANLAMI POPÜLER OLMAK MI? YOKSA DONANIMLI OLMAK MI?

Şekerlerim… Bu hafta ki sayfamı gencecik bir öğrenciye ayırdım. İzmir Özel Çamlaraltı Lisesi 11 TM sınıfı öğrencisi KALBEN SAĞDIÇ…. Kendisi ile İzmir’de okullarda sürdürdüğüm “Müzikli Gösterilerim” ve “Kitap imza...
füsun önal

Füsun ÖNAL

Şekerlerim…
Bu hafta ki sayfamı gencecik bir öğrenciye ayırdım.
İzmir Özel Çamlaraltı Lisesi
11 TM sınıfı öğrencisi
KALBEN SAĞDIÇ….
Kendisi ile İzmir’de okullarda sürdürdüğüm
“Müzikli Gösterilerim” ve
“Kitap imza Günlerim” sırasında
İzmir Çamlaraltı Koleji’nde tanıştım.

İki yıldan beri öğrencileriyle birlikte olduğum
Çamlaraltı Lisesi’nin çağdaş, güler yüzlü,
müdürü sevgili Engin Dirikal’ın odasında
gösteri öncesinde çaylarımızı içerken,
bir öğretmen tarafından uzatılan kağıdı
dikkatle, sevgiyle ve gururla okuduğunu farkettim.
Tam o sırada bana dönüp,
okulun öğrencisi KALBEN SAĞDIÇ’ın
katıldığı bir panelde yaptığı konuşma metnini
bana da okumak istediğini söyledi.

Sevgili Engin Dirikal okudukça ben heyecanlandım.
Bu kadar düzgün ifadeli. kültür çapı geniş,
gencecik bir öğrencinin, gelecekte iyi bir konuşmacı ya da iyi bir yazar olabileceği
duygusu içimi sardı
ve yazıyı Engin hocadan istedim.
O an karar verdim KALBEN’in yazısına
köşemde yer vermeye…

Sevgili okurlarım,
İşte gencecik bir öğrenci kızımız…
İşte onun ele aldığı konu…
İşte okul formalı KALBEN’in satırları…

“Umarım dekoltem yetersiz olduğu için
beni başarısız bulmazsınız!
Çünkü başarılı olmak şu günlerde “günübirlik” şöhretler,
“sansasyonel hayatlar” ve “magazin bahçesinin
güllerinden biri” olmak olarak algılanıyor.
“Donanım” ise farklı bir kulvarda karşılığını arıyor.
Eğer Amerika’nın Irak’a açtığı savaş için cephaneliğiniz
ve kimyasal silahlara karşı bir adet gaz maskeniz varsa “rahatlayabilirsiniz”!!!

Tabii bu gibi kavramların içinin boşalmış olması;
ekonomik krizlerin, milyon dolarlık borçların
ve para karşısında el pençe divan duran isanların eseri!

Geçmişte dizeleriyle, ezgileriyle, tablolarıyla
bizi düşünmeye sevk edenlerin tahtına bugün,
soru işaretlerini ünlemlere çevirenlerin oturmuş olması, tarihsel sürecin bir getirisi.

Medya; donanımsız kitlelere,
donanımsız insancıkları hediye ederek reytingini arttırmanın,
cebinin doldurmanın yolunu bulmuş durumda!
Burada Türkiye’nin en genç assolistine değinmek istiyorum:
Kendisi 30’unda emekli olacakmış (iyi haber)
İngilizce bilmediği halde çıkarma cesareti gösterdiği “single”ıyla
dünya müzik piyasasını fethetme çalışmaları ne alemde acaba?
O kadar çabuk ünlendi ve “başarıya”(!) ulaştı ki
bizim başımız döndü!

Oysa, 3 saat süren eserleri ezbere çalabilen
viyolonsel sanatçısı Gülgün Sarısözen,
dünyaca ünlü keman sanatçılarımız
Ayla Erduran ve Suna Kan,
dünyaca çapındaki piyanistlerimiz İdil Biret,
Güher-Süher Pekinel kardeşler hakkında
ne biliyoruz ki?

Peki Nezlerin, Çağlaların, Özlemlerin
başarı adına ne gibi özverileri oldu???

ODTÜ’de, Boğaziçi’nde proesörlük yapan kişileri,
ancak savaşlar sırasında bilirkişi olarak tanıyabildik!
Deprem sırasında da kendi alanında çok birikimli olan Prof.Ahmet Mete Işıkara’yı tanımıştık.
Ve kısa zamanda “Medya Cambazları” onu “en seksi erkek” seçerek amaçlarına ulaşmışlardı.
Kemal Derviş’in kariyerinden çok,
tenis oynamasıyla, karısıyla ilgilenilmesine ne demeli?

Meclisteki pek çok vekilden daha deneyimli
ve donanımlı olmasına karşın İsmail Cem’i
“Gençliğinde Tarkan’a benzeyen”,
“3 Kasım’da hezimete uğrayan” kişi olarak anımsıyoruz.

Sergilere, tiyatro oyunlarına gitmemiz gerekirken,
ressamlardan, tiyatroculardan daha başarılı bulduğumuz “malumatfuruş” şahsiyetleri izlemek için TV’nin başına kuruluyoruz!
Sonuç olarak, küreselleşen dünya ile birlikte
bende bir çok kavramı bünyem dahilinde kucaklıyorum.

Mutluyum çünkü donanımlı bir genç olma yolunda
yürüme şansı buldum. Mutsuzum çünkü ülkem halkı, başarıyı “popülarite” zannediyor.
Etrafta bolca leke var!
Fazıl Say, Nazım Hikmet, Abidin Dino gibi birikimlerini tüm ülkeyle paylaşan gerçek yıldızların ışıltıları,
sahte neon ışıklarıyla örtülmek isteniyor.
Neyin ne olduğu değil,
Nasıl daha iyi olacağını
tartışabileceğimiz günlerde buluşmak üzere……”
KALBEN SAĞDIÇ
Özel Çamlaraltı Lisesi
11 TM Sınıfı öğrencisi

İşte ben böyle gençlere hayranım…
İşte böye gençlerin var olduğunu bildiğim için,
hiç bir maddi çıkar gözetmeden 6 yıldır
okul okul dolaşıyorum.
Ülkemin böyle aydın gençlere ihtiyacı var.
Ülkem ancak böyle vizyonu geniş,
dünya penceresini sonuna kadar açmayı başarabilen
çağdaş gençlerle dünya ülkeleri arasında
sağlam bir yer edinebilir.
Atatürk’üm ülkemi ve Cumhuriyeti böyle düşünen
aydın Türk gençliğine emanet etmişti.

Bu güzel yazısından dolayı sevgili KALBEN’i
tüm kalbimle kutluyor,
tüm içtenliğimle alkışlıyorum.

Silahlı, zulümlü dizilerin, ağdalı arabeskin,
anlamsız şarkıların, maraba televolelerin, jiplerin, markaların, silikonların, cahil konuşmaların etki altına
almayı başaramadığı gençlerin var olduğunu bilmek
içime acccayip huzur verdi.
Ohhh be!!!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
Kategoriler
Kızlar Klübü
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular