Z Kuşağı Geliyor!

X, Y ve Milenyum kuşağından sonra sırada onlar var -Düşünsel arka planı çok güçlü, mizah zekası olan, serin duruşlu yeni bir kuşak geliyor. Sıradaki Z kuşağının başlangıcı 2003 yılı;...
z-kusagi-nedir

X, Y ve Milenyum kuşağından sonra sırada onlar var

-Düşünsel arka planı çok güçlü, mizah zekası olan, serin duruşlu yeni bir kuşak geliyor. Sıradaki Z kuşağının başlangıcı 2003 yılı; bitişi şu an için belli değil. Hakan Senbir ve Tülin Altınok, anne baba adayları ile görüşüp Z kuşağının kitabını yazıyor!

X, Y ve şimdi de Z kuşağı…Aslında onların yaptığı, yeni bir kuşağın -Z kuşağının- karakteristik özelliklerini çıkarmaktan çok, Z kuşağının içinde bulunacağı dünyaya dair çıkarımlarda bulunmak. Çünkü Z kuşağının karakteristik özellikleri, anne-babalarının (yani Y kuşağının) değerleriyle, onları nasıl yetiştirdiğiyle doğrudan ilgili. Bu yüzden de araştırmayı tek ayaklı yapmıyorlar. Y kuşağını da inceliyor, anlamaya çalışıyorlar. Bu yaptıkları çok önemli, çünkü neticede Y kuşağı dediğimiz ve 1977-1994 yılları arasında doğan nesil, Türkiye’nin geleceği, dinamiği ve büyük çoğunluğu. Onların yetiştireceği yeni kuşak, Türkiye’nin ‘yarını’. O nedenle Art Grup’un stratejistleri Hakan Senbir ve Tülin Altınok’un yaptığı araştırma, sordukları sorular ve düşünme biçimleri çok önemli. Yaptıklarına ‘bilimsel’ araştırma demiyorlar, ama özellikle çok araştırmanın yapılmadığı bir alanda kıvılcım başlattıkları düşünülürse yangın çıkacağa benziyor!

20. yüzyılın kuşakları

Büyük Değişim Kuşağı:
Yüzyılın başından I.Dünya Savaşı’na kadar doğanlar.
I. Savaş Kuşağı:
1914-1918 yılları arasındaki kuşak.
Ümit Kuşağı:
1918-1929 yılları arasındaki kuşak.
Depresyon Kuşağı:
1929-1939 yılları arasındaki kuşak.
II. Savaş Kuşağı (War Babies):
1939-1945 yılları arasında doğan kuşak.
Baby Boomer’lar:
1945-1965 yılları arasında doğan Soğuk Savaş dönemi çocukları. Savaş sonrasının büyük bebek patlaması kuşağı. Büyümenin, refahın, mal ve hizmetlere özlem duygusunun ağır bastığı bu kuşak, harcama ve eğlenme eğilimli bir kuşak oldu.
X Kuşağı (Baby Burst’ler) :
1965-1977 yılları arasında doğan tam bir ara kuşak.Değişen dünyanın dinamiklerinin yüzlerine çarptığı, kanaatkar, toplumcu, sadık ve idealist bir kuşak. Kendinden önceki Baby Boomer’lar kadar sorunsuz yaşamayan, değişen bazı dinamiklerin yansıması olan ekonomik sorunlarla yüz yüze gelmiş bir kuşak. Teknolojiyle ileri yaşlarda tanışan ve teknolojiyi kerhen hayatlarına dahil eden bir kuşak.
Y Kuşağı (Echo Boom ya da Next Generation):
1977-1994 yılları arasında doğan, PC’nin ve GSM teknolojilerinin yaratıldığı yılların çocukları. Teknoloji dostu, bireysel, rahat ve küreselleşmeye başlayan dünyanın çocukları. Tam teknolojik ve bireysel olmakla beraber, ağabey ve ablaları olan X’lerin kanaatkar ve idealist ruhlarının yansımalarını da taşıyan bir kuşak. Ön Y’ler, Z kuşağının anne ve babaları olmaları bakımından ayrı bir önem taşıyor.
Milenyum Kuşağı (Millennials):
1994-2003 yılları arasında doğan, internet çocukları. Z’lerin ağabey ve ablaları. Teknoloji dostu olmanın ötesinde teknolojik, bireysel, zor beğenen küresel dünya vatandaşları. Anne ve babaları olan X’lerle, teknoloji kullanımı açısından önemli farklılıklar taşıyan PC, GSM ve internet çocukları.
Z kuşağı: 2003 ve sonrası doğumlular. Tahmin yapmanın zor, ama gerekli olduğu, yakın geleceğin gizemli kuşakları.
– Z kuşağı nereden çıktı?
Hakan Senbir: Teknik olarak kuşaklar arasındaki farklılıklar herkes tarafından biliniyor. 2003 yılından itibaren doğacak olan bebeklerin Z kuşağı olacağını da biliyoruz. Ama Z kuşağının çok özel bir durumu var: Bilmediğimiz ve tahminlerde bulunabileceğimiz bir kuşak. X ve Y kuşağı üzerine tartışabiliriz, çünkü belli bir yaşa gelmiş ve pek çok şey olmuştur. Ama Z kuşağı, bizim tanımlamamıza kalıyor. Urguru Peter Drucker’ın şöyle bir sözü var: “Geleceği tahmin etmenin en güzel yolu, onu yaratmaktır”. Z kuşağı için bunu yapma şansımız var. Öngörülerde bulunabiliriz. Tabii ki belli bir tabana dayandırarak, sebep göstererek tahmin yapma şansına sahip olduğumuz, zevkli bir kuşak. Bir araştırmacı, reklamcı, iletişimci, sosyal bilimci ya da hayata meraklı herkes için çok keyifli bir kuşak, çünkü öngörü yapılabilir. Biz de 1 yıldır ajans araştırmalarımızı, insanları, tüketiciyi ve toplumu araştırırken, ‘bundan sonraki kuşaklara bu nasıl yansır?’ ın tartışmalarına başladık. Çünkü doğmaya başladıkları dönem, 2003. Yaptığımız, bulgularımızla Z kuşağına gönderme yapmak. Pazarlamaya yönelik, toplumsal, siyasi, bilim-teknikle ilgili her şey olabilir bu, ama biz daha çok iletişim ve reklamı ilgilendiren konularda araştırma yapıyoruz.
Tülin Altınok: Yeni insanları anlamak, onları ancak dinlemekle mümkün. Ne düşündüklerini, nerede olduklarını, onlarla konuşarak öğrenebilirsiniz. Yaptığımız sohbetler, yaratıcı bir süreç gibi değerlendirilebilir. Belirli konular üzerinde yoğunlaşıyoruz. Çünkü faktörleri ortaya koyup sebep ve sonuçlara ulaşmaya çalışıyoruz. Hayatları hakkında ne kadar yaratıcı olabiliyorlar? Çünkü hayat, yaratıcılık üzerine kurulu. Bilinen şeylerin üzerine ne koyabilecekler? Kendilerine nasıl bir hayat yaratacaklar? Uçabildikleri noktalar ne? Hem herkese ufuk açması hem de mesleki açıdan bunları bilmemiz gerekiyor.
– Görüşme gruplarının özellikleri neler?
Tülin Altınok: Eskiyi ne kadar referans aldıklarını görmek için görüşme gruplarını başlattık ve düzenli süreçlere yaydık. Bambaşka insanlar olmasına dikkat ettik. Seçilmiş insanlar değiller. Sadece yaş grupları var. Kimi kimle buluşturduğumuz önemli tabii. En küçüğü 12 yaş grubu olmak üzere, lise ve üniversite öğrencileriyle görüşme grupları yapıyoruz. Zaten kulaktan kulağa yayıldı. Bunlara ‘sohbet’ diyoruz, yoksa kuralları olan bir ‘araştırma’ değil. Ajansta ya da kafelerde buluşup konuşuyoruz. Yeter ki rahat, gerçek ve düşüncelerini paylaşabilecekleri bir ortam olsun. Hiçbir yerde okuyamayacağınız bilgiler keşfediyorsunuz ve onun üzerine gidip bir zincir çıkartıyorsunuz. Aynı bir DNA sarmalı gibi, ama sonuçta insan yapısını ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.
– Şu ana kadar kaç grupla görüştünüz?
Hakan Senbir: Ayda 4 gruptan, 40’ın üzerinde grup yaptık. Fokus gruplar, 6-8 kişilik gruplar halinde yapılan, aynanın arkasından izlediğiniz çok daha bilimsel, profesyonel araştırma şirketlerinin yaptığı araştırmalar. Bizim yaptığımıza fokus gruplar değil, görüşmeler diyebiliriz. İçgörü yakalamaya gelince, samimiyet önem kazanıyor. Onlara, kendi ortamlarında sohbet ederek ulaşıyoruz.
– Bunu bir şirket ya da para için mi yapıyorsunuz?
Hakan Senbir: Hayır. Bu, ajansın maliyetlendirdiği bir şey değil; müşterimize satmıyoruz. Biz, öğrenmek zorundayız. Mesele, bir yere varmak.
Kategoriler
Yaşam
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular