Yüzyılın ilk petrol paylaşımı kapımızda

Irak´ta savaş sonrası petrol anlaşmalarının geçersiz sayılacağını ilan ediyor CIA Başkanı. ABD operasyonu bölgede petrol ve enerji dengelerini değiştirecek. Türkiye önlemini almak zorunda. Amerika’nın Saddam’a diş bilemesinin ardındaki en...
Zeynep Göğüş
Zeynep Göğüş

Irak´ta savaş sonrası petrol anlaşmalarının geçersiz sayılacağını ilan ediyor CIA Başkanı. ABD operasyonu bölgede petrol ve enerji dengelerini değiştirecek. Türkiye önlemini almak zorunda.
Amerika’nın Saddam’a diş bilemesinin ardındaki en gerçek nedenlerden birinin petrol paylaşımı ve petrol rezervlerini kontrol altında tutmak olduğunu söylemek komplo teorisine girmez. CIA Başkanı geçenlerde Saddam sonrasında Irak’ın daha önce imzaladığı bütün petrol anlaşmalarının geçersiz sayılacağını söylüyordu. Gerekçesi ise Saddam’ın kendi halkı lehine herhangi bir belgeye imza atmasının mümkün olmaması.
Özetle Amerika diyor ki “Her kim Saddam’a karşı bizim yanımızda durursa, Irak’ın yeni petrol paylaşımından payını alabilir.

Rus-Çin-Fransız

Irak’ta ambargo sonrası işlerlik kazanacak olan mevcut petrol anlaşmalarının en önemlilerini Ruslar, Çinliler ve Fransızlar imzalamış durumdalar. Şu anda Irak’a petrol ambargosu sürdüğü için bu anlaşmalar uygulanamıyor. Saddam rejiminin imzaladığı bu anlaşmaların süreleri 12-13 yıl. Görüldüğü gibi Amerikan ve İngiliz petrol devleri Irak pazarında devre dışı bırakılmış. Enteresan olan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin üç üyesinin -Rusya, Çin ve Fransa- Irak’ta petrol anlaşması olması. Diğer iki üyenin -ABD ve İngiltere- ise paylaşım dışı bırakılmaları. Dolayısıyla Irak’ta Saddam’ın gidişi, sadece bölgeyi değil, dünyadaki tüm güç dengelerini değiştirecek bir gelişme.

Irak rezervleri

Dünyada bilinen üretilebilir rezervlerin yaklaşık yüzde 11’inin Irak’ta olduğu belirtiliyor ki, bu büyük rakam. BP kaynaklarına göre 112 milyar varil üretilebilir rezervden söz ediyoruz. Batı Kum Çölü, petrolü henüz aranmamış muazzam bir alan. Buna karşılık Kuzey Irak’ın petrol bakımından zayıf olduğu söyleniyor.
Görüldüğü gibi Saddam’ı devirmenin arkasında milyarlarca varillik petrol gerekçesi sapasağlam duruyor! Kavganın asıl nedenini keşfedilmiş olsun olmasın petrol yataklarında aramak lazım…

Savaş sonrası senaryolar

Türkiye geçen yıl 27.5 milyon ton ham petrol tüketti. Bunun 25 milyon tonu ithal edildi. İthal ettiğimiz petrolün faturası 4.5 milyar dolar civarında. Irak’ta savaş bize şu soruyu sordurtuyor: “Bunun üzerine daha ne kadar vereceğiz?”
Şayet petrolün faturası varil başına 1 dolar artarsa ek giderimiz 175 milyon dolar olacak, 10 dolar artış olursa 1.75 milyar dolar. Bunun üzerine gaz fiyatlarındaki artışı da eklersek, 2 milyar dolarlık ek faturamız var.
Washington’daki önemli think tank’lerden CSIS’in araştırmasına bakalım şimdi de. CSIS olası savaş senaryolarının petrol fiyatlarını nasıl etkileyeceğini inceledi. Buna göre dört olasılık var.
Birinci senaryo: Savaş çıkmıyor. `No War’ denilen bu senaryoda 2003 yılı petrol fiyatı ortalaması 25.8 dolar civarında kalıyor ki bu zaten 2002 yılının ortalamasıyla aşağı yukarı aynı. 2004’te 18 dolara düşüyor. Petrol piyasasında arz fazlası var. Fiyatı 28 dolarda tutmak için OPEC üzerinde baskı var. Zira bunun üzerine çıkarsa, dünyada petrolden kaçma başlar.
İkinci senaryo: Savaş birkaç haftada bitiyor. Bu olasılıkta Irak’taki rejim çok hasar olmadan değişiyor. Petrol fiyatında birkaç dolarlık oynamalarla durumu idare ediyoruz. Bu senaryonun gerçekleşme şansı yüzde 60 ile 80 arasında.
Üçüncü senaryo: Savaş daha ağır oluyor. 2003’te petrol fiyatı varil başına 12 dolar artıyor. Bu senaryonun gerçekleşme olasılığı yüzde 20. Savaş çok uzun sürmese bile petrol kuyuları zarar görüyor. Scud füzeleri atılıyor. Asıl savaş çabuk bitse de tahribat sürüyor.
Dördüncü senaryo: En kötüsü… Petrolün varili 60 dolara çıkıyor. Bu senaryonun gerçekleşebilirliği yüzde 5 olasılık. Kitle imha silahları kullanılıyor, sivil halka terörist sabotajlar yapılıyor. Kimsenin olmasını istemediği gerçek bir felaket.

Türkiye ne yapsın

Petrolde yüzde 90, gazda yüzde yüz dışa bağımlıyız. Enerjimizin yüzde 40’ını petrolle, yüzde 22’sini gazla üretiyoruz. Savaş riski olan güvensiz bir bölgede yaşadığımızı bile bile kendi elimizdeki hidrolik enerji kaynaklarını kullanmayışımız gelmiş geçmiş yöneticilerimiz adına tam bir vizyonsuzluk örneği. Temiz ve bedava bir enerji kaynağı olan su potansiyelimizin dörtte üçü kullanılmadan duruyor.
İşin diğer yönü ise Irak’taki paylaşımda nasıl devrede olabileceğimiz. Halen Irak’la aramızdaki mevcut anlaşmalara göre Türkiye Petrolleri’nin Gharaf ve Mansuriye sahaları için ortaklık ve servis anlaşmaları var. Türkiye Petrolleri’nin gardını alıp Irak ortaklık paylarını arttırmak için çok aktif bir politika gütmesi gerekiyor.

Kategoriler
Köşe Yazıları
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular