Yüzde 50 kapasite ile bu kadar olur!

Müslüman ülkelerin geri kalmasının ana nedeni kadınlara toplum hayatı ve siyasette gereken yeri vermemesi, ikinci konuma itmesidir. Beynin yarısı yetmiyor! Türkiye üzerine düşünen aydınlar arasında, fikirlerine değer verdiklerimden biri...

Müslüman ülkelerin geri kalmasının ana nedeni kadınlara toplum hayatı ve siyasette gereken yeri vermemesi, ikinci konuma itmesidir. Beynin yarısı yetmiyor!

Zeynep Göğüş

Zeynep Göğüş

Türkiye üzerine düşünen aydınlar arasında, fikirlerine değer verdiklerimden biri de Rüştü Bozkurt’tur. Geçen gün Meral Tamer’in Milliyet gazetesindeki sütununda Müslüman ülkelerin neden geri kaldıklarına ilişkin bir değerlendirmede Rüştü Bozkurt’un sıraladığı sebepleri okudum. Rüştü Bozkurt, Ortadoğu ve İslam dünyası hakkında yazıp çizen önemli araştırmacıları tarayıp, onların bu konuda vardıkları sonuçları bir liste haline sokmuş.
Listenin başında kadınlar var! Kadının üretim gücünü devreye sokmayan toplumlar yüzde 50 kapasiteyle çalışan makinelere benziyorlar. Beyninin yarısını kullanmayan bu toplumlardan tam randıman alınamıyor.
Bernard Lewis’in ‘Ortadoğu’ adlı kitabında da aynı tespit var. Ortadoğu’nun geleceğini belirleyecek faktörleri sayarken en başta kadınları gösterir Bernard Lewis.
Türkiye bu açıdan ne durumda? Yıllardır kendimizi kadın hakları konusunda en ileri ülkelerden biri olarak gösterip kandırıp duruyoruz. 1934’te ve hatta Fransa’dan bile önce kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı vermişiz de ne olmuş? O günden bu yana bir arpa boyu yol alamadıksa, bunda övünülecek ne var?
En düşüncesizce yaklaşım ise suçu kadınlarda aramak. “Haklar verildi ama kullanılamadı” masalı… Peki ama sistemi sorgulayan neden yok?

Kemalizm’e büyük darbe: CHP

Cumhuriyetin kurucu ideolojisi, Mustafa Kemal’in öncülüğünde kadınlara toplumda yer açmak istemişti. Kadınların ilk yer aldıkları cumhuriyet meclisindeki oranı, bugün hâlâ tutturamadığımıza göre Kemalizm’in kadın projesi en azından siyasette başarısız olmuştur.
Bugün Kemalizm’i temsil ettiğini söyleyen (ve üstelik de sosyal demokrat!) partinin durumu kadın projesi bakımından içler acısı. Dünyada kadın temsilci oranı CHP kadar düşük bir başka sosyal demokrat parti yok. Kadın örgütünü ‘gönüllü sosyal yardım fonu’ gibi kullanan bir başka sosyal demokrat parti de yok.
Kadın projesinin başarısı, bu partinin bir numaralı savunucusu olduğunu ileri sürdüğü laikliğin de en önemli başarı göstergesidir. Dünyada laikliğin savunucusu olduğunu söyleyip CHP gibi kadınları dışlayan bir başka hareket yoktur.
CHP’nin Meclis’teki kadın milletvekili sayısı ortadadır. Son seçimlerden sonra CHP yönetiminin bu alanda kendini savunacak hiçbir lafı kalmamıştır. Bu durum, Kemalizm’e indirilen büyük bir darbedir.

Bakış açıları değişmeli

Türkiye’deki bütün siyasi partilerde kadın kolları partilerin siyasal getirisi düşük işlerini yerine getiren birimler gözüyle bakılır. Kadın örgütü gerekçe gösterilmeden görevden alınır, kadın aday belirleme yetkisi yoktur.
Sorunun çözümü Siyasi Partiler Kanunu’nun demokratikleşmesine dayanmaktadır.
Siyasi parti liderleri ise mevcut konumlarını koruyabilmek için Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştirmeye yanaşmamaktadırlar. Ancak böyle yaparak sadece kendi başarılarını değil, partilerini de tehdit eder hale gelmişlerdir.

Bu iş kotasız olmuyor

Sadece Avrupa’da değil, Uganda’dan Hindistan’a dünyanın pek çok ülkesinde kadınları siyasete katmak için değişik kota yöntemleri uygulandığını artık biliyoruz. Daha az sözü edilen bir diğer ‘olumlu ayırımcılık’ yaklaşımı ise kamudaki atamalarda görülüyor. Atama ile oluşan karar organlarında kadın-erkek eşitliğini Avrupa Birliği üyesi pek çok ülke yasa ile düzenlemeye başladı.
Belçika, 1990’dan sonra uygulanan bir yasa ile tüm organlarda kadın ya da erkek bir cinsin oranının yüzde 2/3’ü aşamayacağı kuralını getirdi.
Almanya, 1994’te yürürlüğe giren yasa ile atama ile oluşan her konum için bir kadın ve bir erkek atanması ilkesini kabul etti.
Hollanda, 1997’den bu yana hükümet düzeyinde atama ile oluşan organlarda eşit katılım ilkesini uygulamaya başladı. (Bkz. Kadın Siyasetçinin El Kitabı-KA.DER Yay.)
Bitirirken Bernard Lewis’e geri dönelim. Kadının statüsü önemli bir gelişmişlik göstergesi. Aynı zamanda da neden geri kalındığını açıklayan sebeplerden biri. Türkiye’nin başı çektiği Ortadoğu bölgesi kadınlarına siyasette ve toplum hayatında eşit yer açmaya başladığı ölçüde refah ve barış içinde bir yer olacak.

Kategoriler
Köşe Yazıları
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular