Yüzde 47’nin Dayanılmaz Ağırlığı

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek bulunduğumuz noktayı çok önemli kelimelerle ifade etti: “Türkiye sözün bittiği yerde”. Sözün bittiği yerin anlamı ve bunun için gerekenin yapılması çoğu zaman hem çok zordur...
2019_6_13_15_32_27_590

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek bulunduğumuz noktayı çok önemli kelimelerle ifade etti: “Türkiye sözün bittiği yerde”. Sözün bittiği yerin anlamı ve bunun için gerekenin yapılması çoğu zaman hem çok zordur hem de bir o kadar kolaydır. Hele de kaybedilecek her şey göze alınmışsa. Tabii sözün bittiği yerde gerekeni yapabilmek, bir o kadar da güçlü olmayı gerektirir. Cesaretli olmayı gerektirir. Ama bu kez bu anlamda şanslıyız. İki kişiden birisinin oy verdiği güçlü bir siyasi parti iktidarı var. Cesaret ödülü almış bir de başbakanımız var.

Zorluklar görüldü

22 Temmuz seçimleri sonrasında herkes AK Parti’nin aldığı oy oranlarını tartışır, bazıları da zafer sarhoşluğu içerisinde naralar atarken bu köşede yüzde 47 oy almış bir partinin işinin bundan sonra daha da zor olabileceğini yazmıştım. Seçim sonrasındaki bu oranı zor diye yorumlamaya elbette siyaseten karşı çıkanlar olabilir. Böyle bir yorum siyasi olarak yanlış da olabilir. Ama ben bundan aylar önce yazdığım bu tezimi, bugün yineliyorum: Çünkü AK Parti’nin bu dönem omuzlarındaki ağırlık artmıştır ve bu rakam artık yüzde 47’ye ulaşmıştır. Bu da çok önemlidir. Buna paralel olarak sorumluluk da artmıştır. Çünkü artık Türkiye’deki iki kişiden birisi AK Parti hükümetinin omzundadır.

Sadece ağırlık bununla da sınırlı değildir. Çankaya Köşkü’ne ne olursa olsun AK Parti’nin önerdiği, AK Partili bir isim çıkmıştır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Çankaya Köşkü de bu ağır sorumluluğun ağır bir parçasıdır. Sakın yanlış anlaşılmasın elbette bu durum, yani bu ağırlıklar aynı zamanda güçlü kararlar alabilmek için önemli desteklerdir de. Demek istediğim şudur ki, artık hükümet Türkiye’nin kritik zamanları ve konularında geçmiş dönemde olduğu gibi, bir Ahmet Necdet Sezer mazereti ile karşı karşıya değildir. Dolayısıyla aldığı kararlar ve uygulamalardaki başarısızlığı, havale edebileceği bir Çankaya makamı lüksünden artık yoksundur.

Peki ya askerler

Tüm bunları okurken sanırım sizin de aklınızdan, “Ya askerler?” diye geçirdiğinizi duyar gibiyim. Ancak kamuoyundaki genel izlenim şudur ki, “AK Parti askere rağmen 22 Temmuz seçimlerinde yüzde 47 oy almıştır. Yine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TSK’ya rağmen Çankaya Köşkü’ne çıkabilmiştir”. Dolayısıyla özellikle AK Parti’nin demokratikleşme ve AB sürecine ilişkin askeri koyduğu yeri düşününce; TSK’nın da bugüne kadar sınırlarını bu noktada aşmadığını göz önüne alınca, burada da yük ve ağırlık hükümettedir diye düşünüyorum.

Nitekim dünkü yazımda da belirtmiştim, yinelemek gerekirse, askerin “tezkere” talebi uzun zamandan bu yana hükümet tarafından TBMM’ye getirilmemektedir. Burada bir yanlış anlamanın önüne de geçmek isterim, Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın dediği gibi, elbette tezkere ve sınır ötesi operasyonlar, siyasi otoritenin vereceği kararlardır ve hükümet buna şu ana kadar ihtiyaç duymamıştır.

Önümüzdeki iki gerçek

Tüm bu tespitlerden sonra gelinen noktada karşımıza iki gerçek çıkıyor: Birincisi hükümet ve Başbakan Tayyip Erdoğan artık her türlü kararı vermek ve alabilmek noktasında çok güçlüdür. Her istediğini yapabilir. Yaptırabilir. Bu, yüzde 47’nin kaçınılmaz ağırlığıdır. Ancak bir gerçek daha var ki, bu noktada yüzde 47’nin bir o kadar da dayanılmaz ağırlığı vardır hükümete ve Başbakan Erdoğan’a. Bu da büyük bir yalnızlık ve tek başınalıktır. Artık AK Parti ve hükümet bu noktada yalnızdır, tek başınadır. Üstelik Çankaya da yanındadır. Bundandır ki, bundan sonra atacağı her adım, söyleyeceği her sözün ağırlığı bu kez bir başka önemlidir. Dünkü terör zirvesinden çıkan “güçlü tedbirler alınacak” cümlesindeki güçlü vurgusu da bu anlamda önemlidir diye düşünüyorum.

Kuşkusuz şehitlerimizin acılarını yaşadığımız bugünlerde sorumluluk hepimizdedir. Diyeceğim şudur ki, başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere, AK Parti hükümeti ve Başbakan Erdoğan da bu süreci daha güçlü kılabilir. Bunun yolu da yanına bütün tarafları alabilmekten geçer. Çünkü sözün bittiği yerde şimdi zaman, Türkiye koalisyonunu oluşturma zamanıdır!

nuraybasaranNuray Başaran

Kategoriler
Politik
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Daha filmin yarısını bile görmedik

    “Daha Filmin Yarısını Bile Görmedik”

    İki genç isim, iki başarılı gazeteci. İkisi de yazıları nedeniyle ‘Ergenekon terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla yaklaşık bir yıl cezaevinde tutuldu. Salıverildiklerinde Cemaat’i ve AKP’yi işaret eden açıklamalarda bulundular....
  • erdogan

    Yanlış Politika Değil, Okuma Bozukluğu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, uçağında Kobani ile ilgili “PYD’ye, PKK’ya yardım yapmayız” diyor. Uçaktan inince ABD Başkanı Obama ile görüşüyor; Kobani’ye havadan yardım malzemesi indiriliyor. Bu gibi olaylar, AKP’nin özellikle Ortadoğu...
  • Suç ortaklığı

    Suç Ortaklığı

    Başbakan Erdoğan, hukuk kıyımı yapıyor ve özgürlükleri buduyor. AKP milletvekilleri ve seçmeni ise ilkelere değil, lidere bağlı, olan bitene tepkisiz… Bu edilgenliğiyle AKP, siyasi tasarımının klasik bir padişahlık -ya...
  • Fiil tanıdık, fail başka

    Fiil Tanıdık, ‘Fail’ Başka

    “Böylesini hiç görmemiştik.” Son günlerin popüler söylemi. Peki, gerçekten öyle mi? Aslında fiil bildik, ‘fail’ farklı. ‘Fail’in tepkileri ise aşırı. ‘Böylesi hiç görülmeyen’ başka bir durum ise Başbakan Erdoğan’ın...