Yoksa Türkler Avrupa´dan mı Geldi?

3500 yıllık Hakkari stellerinin Altay stilinde olması acaba Türklerin Altay’a Hakkari’den mi gittiği sorusunu doğurdu. 5 bin yıllık benzer stellerin Fransa’da da bulunması “Türkler Avrupa’dan mı Anadolu’ya geldi yoksa...

3500 yıllık Hakkari stellerinin Altay stilinde olması acaba Türklerin Altay’a Hakkari’den mi gittiği sorusunu doğurdu.

5 bin yıllık benzer stellerin Fransa’da da bulunması “Türkler Avrupa’dan mı Anadolu’ya geldi yoksa Orta Asya’ya önce batıdan mı gitti?” sorusunu gündeme getiriyor. Hakkari stelleri tarihi yeniden yazdıracağa benziyor.

Hakkari stelleri

Hakkari stelleri 1998’de Necdet Yıldız adlı kişinin bahçesinde inşaat kazısı yapılırken ortaya çıkardı.

1998´de Hakkâri´de 13 adet stel, yani kaba taştan insan heykeli bulundu. 3500 yıllık bu stellerin aynısı Orta Asya´da Altay bölgesinde mevcuttu. Aynı türde 4000 yıllık bazı steller ise Fransa´nın Aveyron bölgesinde bulunmuştu. Böylece bilim dünyasında bir tartışma başladı. Yoksa Orta Asya´dan, Altaylar´dan Batı´ya ulaştığı varsayılan Türk kavimleri, çok daha eski tarihlerde Batı´dan Doğu´ya mı gelmişlerdi? Hakkâri stelleri bu teoriyi savunanlar için kilit noktası. Çünkü tarihlemelere göre Hakkâri stelleri Altay´da bulunanlardan daha eski. Böylece Ön-Türkler denebilecek kavimlerin Batı Avrupa´dan önce Hazar´ın güneyine ve Hakkâri yöresine geldikleri, buradan Orta Asya´ya gittikleri savı ortaya atılıyor. Türk Tarih Kongresi´nde Prof. Dr. Veli Sevin, Hakkâri´deki buluntular üzerine görüşlerini açıklayınca tartışma, bilimsel bir içerik kazandı. Tempo´nun sorularını yanıtlayan Prof. Veli Sevin görüşlerini şöyle açıklıyor: “Hakkâri´deki dikilitaşlar sert yöresel taşlardan oyulmuş. Yükseklikleri 0.70 m ile 3.10 m arasında; kalınlıkları 0.15 m kadardır. Ana konu cepheden bir insan bedeninin üst kısmı. Çoğu tombul, kimileri de ince uzun yüzlü. Başlarında süslü bere ya da takke türü başlıklar var. Bazılarında çadır resimleri bulunmakta. Bunlar kubbemsi çatı konstrüksiyonlarıyla Asya bozkırlarının yurt tipi çadırlarını anımsatıyor. Belden aşağı kısımlarında erkeklik organı küt bir çıkıntı halinde ve bir suspansuvar altında ifade edilmiş.

Eski Anadolu, Mezopotamya ve Mısır gibi uygarlıklarda hiç rastlanmayan bu türde taşların en yakın benzerleri Avrasya bozkırlarında, özellikle Altay bölgesindeki mezar taşları üzerinde görülür. İki elinde ve bazen de bir elinde kap tutan bu türde taşlara, MÖ 2. bin yılın içlerinden MS 11-12. yüzyıllara dek Moğolistan´dan Güney Rusya´ya değin geniş bir bozkır kuşağında rastlanmaktadır. Hatta kap tutma adetinin tamamen Türkçe konuşan halklara özgü bir anlatım biçimi olduğu yolunda genel bir inanış bulunmaktadır.”

Prof. Sevin´e taşların hangi zaman dilimine ait olduğunu ve dolayısıyla atalarımızın ne zamandan beri burada bulunduğunu soruyoruz: “Kabartmalar üzerinde resmedilmiş olan hançer, balta ve mızrak gibi silahlara göre taşlar, MÖ 2. bin yılın ortalarından (1500-1450) MÖ 1100-1000 yılları arasındaki bir zaman dilimi içinde dikilmiş. Silah tipleri Orta Anadolu, Kuzey Mezopotamya, Azerbaycan ve İran Azerbaycanı´nda kullanılanların aynıdır.”

Gerçekte bu çıplak savaşçıların kim olduklarını ise Prof. Sevin şöyle açıklıyor: “Hakkâri taşları, yaşamını çadırlarda sürdüren göçebe beylere ait. Ellerindeki kap nedeniyle Orta Asya´daki mezar taşları ile büyük bir paralellik söz konusu. 2001 yazında Kazakistan ve Kırgızistan´da Hakkâri´dekilere benzeyen 300´den fazla taş inceledik, benzerlik şaşırtıcı. Öteki dünyaya ellerinde kap tutarak giden insan motifinin en erken örneklerine, Azerbaycan ve İran Azerbaycanı´ndaki Demir Çağ mezarlıklarında rastlanır. Örneğin Hazar´ın güneybatısındaki çok eski mezarlıklarda yapılan kazılarda bu türde çıplak kadın ve erkek heykelcikleri ele geçirilmiştir. Demek ki bu motifin en eski kullanıldığı yer Hakkâri yöresi ve Hazar Denizi´nin güneybatı kıyılarıdır. Bu motifin Orta Asya ve Avrasya´nın Ön-Türk ve Türk mezar taşları üzerinde ortaya çıkması yalnızca rastlantılarla izah edilemez. Bu, bozkır göçebelerine özgü ortak bir öteki dünya görüşünün yansıması olmalı. Söz konusu bölgeler arasında, kökleri 3500-3000 yıl önceye giden bir ilişki söz konusu.”

‘Orta Asya´dan Avrupa´ya benzerlikler görülüyor’

MÖ 2000´de Doğu Anadolu yaylaları ve dağ arası ovalarında, boyalı seramik ve gelişmiş `tunç silah’ buluntularıyla tanınan çeşitli kültür gruplarının varlığı son yıllarda peş peşe ortaya çıkan çarpıcı eserlerle dikkati çekiyor. Zengin mezar hediyeleri veren kurgan tipi gömü geleneği, höyüklerden ziyade dağ arası ovalarında yoğunlaşan yerleşimler, boyalı çanak-çömleğin yaygın kullanımı, üstün işçilik gösteren tunç silahlar ile tunçtan yeni kullanım ve süs eşyaları bu ilginç kültürü farklı kılan özelliklerin başında gelmektedir. Ancak ele geçen malzemenin büyük bölümünün mezarlardan genellikle kaçak kazılar yoluyla elde edilmiş olması bu kültürün şimdilik gerçek niteliğini tanımamızı engellemekte. 1998´de Hakkâri´de bulunan 13 adet stel bu sorunu daha gizemli ve renkli bir hale getirdi. Arkeoloji ve Sanat dergisinin son sayısında yayımlanan ve yaz aylarında Batman ili Garzan Ovası´nda bulunan benzer steller, Hakkâri stellerinin Anadolu coğrafyasında yalnız olmadığını da göstermektedir. `Ölü Kültü’ ile yakından ilgili olduğu anlaşılan bu stellerin çok daha sonraları Avrupa´daki menhirlerden, Orta Asya´daki Balbal´lara değin etkilerinin görülmesi konuyu daha da ilginç hale getirmektedir.

Nezih Başgelen (Arkeoloji ve Sanat Dergisi Yayın Yönetmeni)

Kategoriler
Tarih
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Temel İçgüdü Değişmeyecek

    Temel İçgüdü Değişmeyecek

    Önceleri bir kadına, babasından habersiz mektup göndermek çok tehlikeliydi. Kadın özgürleştikçe bu tehlike azaldı. Tarihsel gelişmeye ve Bebek Lucca’daki trende bakınca kadının özgürleşmesi devam edecek 150 bin yıl önce...
  • Prof Dr. Mehmet Özdoğan

    “Kaç kalemiz var, bilen yok”

    Bu sözler, ömrü boyunca Türkiye’de arkeolojinin gelişmesi için çalışan emekli öğretim üyesi Prof Dr. Mehmet Özdoğan’a ait.  Hâlâ kültür envanteri çıkarmaktan uzak olsak da, sonunda onun çabaları meyvesini verdi....
  • Anadolu’da Geçmişin İzinde

    Anadolu’da Geçmişin İzinde

    Anadolu, 65 milyon yıl öncesinden günümüze uzanan bir hikaye. Ondan öncesi sular altında geçen bir dönem. 65 milyon yıl önce, yer hareketleri sonucu Tetis denizinin ortasından yükselen Anadolu’da, günümüze...
  • Türkler Ferrari´lerine Tutkuyla Bağlı

    Türkler Ferrari´lerine Tutkuyla Bağlı

    Daniele Tamagnone, Türkiye’de yaşayan yüzlerce İtalyan’dan biri Özelliği dünyadaki 40 Ferrari teknisyeninden biri olması 14 yıldır Ferrari motorlarıyla iç içe yaşıyor 2 yıldır da Türk Ferrari ve Masserati sürücülerine...