Yeni lider kükremez

Yeni lider kükremez Kükremeyen ve ürümeyen yeni lider tipi makul bir ses tonuyla konuşacak. Yumruğunu masaya indirmeyecek. Avrupa’yı gerçekçi bir gözle değerlendirecek. Avrupa havlar, ama ısırmaz! Geçenlerde Amerikalıların Newsweek...
Yeni lider

Yeni lider kükremez Kükremeyen ve ürümeyen yeni lider tipi makul bir ses tonuyla konuşacak. Yumruğunu masaya indirmeyecek. Avrupa’yı gerçekçi bir gözle değerlendirecek.

Avrupa havlar, ama ısırmaz! Geçenlerde Amerikalıların Newsweek dergisi yaptı bu saptamayı, hem de satır arasında falan değil, başlıkta! “İt ürür kervan yürür” dediği için Demirel’e bir zamanlar ne çok kızılmıştı. Sorun galiba köpeğin nasıl algılandığında. Avrupalılar havlamak fiilinden rahatsız olmadılar. Zaten Newsweek’teki yazı, Avrupalıların savaşmaya isteksiz oldukları için eleştirilmesi üzerine kurulmuştu. Bu isteksizlik, Amerika için kabul edilmez olabilir, ama Avrupalı için bir meziyet. Mensubu oldukları medeniyet (Batı) bir olsa da ne de olsa arada kültür farkı var.

Biz gelelim siyasetin merkezine oturan Türkiye-Avrupa ilişkilerine. Avrupalılar çıkıp da Türkler için `havlıyorlar’ deseler, neler olabileceğini düşünmek bile istemeyiz. Galiba burada sorun kültürel. Biz en çok kükremeyi severiz.

Pozitif siyaset

Siyasetçilerinin aslanlar gibi kükremesini bekleyen bir toplum layığını bulmakta güçlük çekmez. Ancak yeni lider tipinin özellikleri arasında kükremek yok. Onlar coşku ve heyecan rüzgârını değişim projeleriyle yaratabilenler arasından çıkıyor.

Sosyalist Enternasyonal’in başkanlığını yapmış olan Erdal İnönü’ye geçenlerde “Batılı politikacı ile Türk politikacı arasında sizce ne tür farklar var?” diye sordum. Soruma, Batılı politikacının özelliklerini tanımlayarak kısa bir yanıt verdi. Batılı politikacıları tanımlayan özellikler Erdal Bey’e göre, “Mübalağalı konuşmalardan kaçınmak ve mantıklı düşünmek”ti. Batı Avrupalı insan tavrını ise “Olabilecek şeyleri düşünmek ve nedenselliğe inanmak” diye özetledi Erdal Bey.

Önümüzdeki seçimlerde “Enkaz devraldık” sözünü diline pelesenk edenlerin ismi silinecek. Rakiplerini kötüleyerek siyaset yapma biçimini benimseyenler değil, kendi projelerini anlatan ve onları gerçekleştirmeye talip olanlar kazanacak. Yeni liderler, yeniliklerini pozitif siyaset yaparak ispatlayabilirler.

Putin’e özenmek

Vazgeçilmez adam pozu takınanları toplum artık istemiyor. Kemal Derviş’in kendisine “Yerin dolmaz” diyenlere, “Ben ölürsem ne olacak?” diye sorması da bu isteği karşılıyor. Toplumsal talep, Türkiye’nin geleceğine güvenen ve bu güvenini heyecan verici, inandırıcı projelerle destekleyen kentli lider yönünde. Bank of New York Ortadoğu Bölge Temsilcisi Neslihan Tombul, “Lider olarak Putin’e özeneceğimiz aklıma gelmezdi” diyerek genç yönetici kuşağının özlemini özetliyor.

Kentli lider portresinde çarpışan iki profil var. Varoşun da kent olduğunu gözden kaçırmamalı. Varoşun sayısal üstünlüğü kentin ana mahallerini zorlayacak ama sonuçta yeni lider tipi kentten çıkacak. Her halü kârda gelecek, kent değerlerini savunanların olacak.

Ankara’da oturan kalantor politikacı tipi gömülüyor. Beklenti her mahallede nöbetçi eczane gibi servis veren parti bürolarının açılması.

Kükremeyen ve ürümeyen yeni lider tipi makul bir ses tonuyla konuşacak. Yumruğunu masaya indirmeyecek. Avrupa’yı gerçekçi bir gözle değerlendirecek. Bize, biz istediğimiz için AB’nin içinde olmamız gerektiğini anlatacak.

Küresel roman

Türkiye’nin Avrupa alanına dahil olması Avrupa’da sadece Türk giysilerinin, otomobillerinin, beyaz eşyasının tüketileceği anlamına gelmiyor. Türklerin sanat ve edebiyatın tüm alanlarında da dünyada söz sahibi olabileceğinin son örneği Murathan Mungan’ın elde ettiği başarı. Çeşitli ülkelerden seçilen romancılar ortak bir projeye imza atacaklar. `Global Roman’ adı verilen bu projeye her ülkeden bir romancı bir bölümle katılıyor. Murathan Mungan bu kez sadece kendi eserine değil, Türk edebiyatının küreselleşmesi çabasına da imza atıyor. Teşekkürler.

Fazıl Say ve Japonlar

Fazıl Say geçen ay Japonya’da ilk kez Stravinsky’nin dört el piyano için bestelediği Bahar Ayini’ni tek başına çaldı. Bunun anlamı, iki piyanistin aynı anda icrasını gerektiren bir eseri bir tek piyanistin seslendirmesi. Bu muhteşem müzik şöleni için yapılan basın toplantısına 250 sanat eleştirmeni Japon gazeteci katıldı. Fazıl Say, iki hafta önce de Stravinsky’nin bu eserini bu kez İstanbul’da ilk kez tek başına icra etti. Küçük bir sanat çevresi dışında kimsenin haberi olmadı. Ama Fazıl Say, AB’ye gireceğimize ve kızının Avrupa pasaportu taşıyacağına inanıyor.

OĞLUMA DİZELER

İnsanın kuyruğu yoktur, yelesi de.
Neresinden tutarsın onu?
Ağzından çıkan sözden.”
Bambara Atasözü
(Sait Maden’in Şiir Tapınağı’ndan)

 

Zeynep Göğüş

 

Kategoriler
Köşe Yazıları
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Keşke hamile olsaydı

    Keşke hamile olsaydı

    17 Yaşında bir genç kız karnında beliren büyük bir ur nedeniyle ameliyata alınmıştı. Ameliyat sırasında yumurtalıklardan köken alarak karın içini dolduran iri bir karpuz büyüklüğünde yaklaşık 15 Kg ağırlığında...
  • Bazen isteseniz de unutmayı erteleyemiyorsunuz

    Bazen isteseniz de unutmayı erteleyemiyorsunuz…

    Hekimlere bazen sorarlar; Hastalıklar ve hastalar ile iç içe geçen hayat sıkıntılı olmuyor mu? Hastalarınızın sorunlarından etkilenmeden bu işi nasıl sürdürebiliyorsunuz? Duygularınızı nasıl törpülüyorsunuz? Gerçekten de hastalıklarla mücadele için...
  • Sessizliğin gürültüsü

    Sessizliğin gürültüsü

    Genç kuşaklar, tıpkı Rönesans insanı gibi sessizliğe gömüldü. Genç kuşaklar, tıpkı Rönesans insanı gibi sessizliğe gömüldü. Bu internet sessizliği, ekran başından ayrılır ayrılmaz bitiyor. Acısını her yerde, her durumda...
  • İclal Aydın seksi

    Kendine Bakmak Bir Mesaidir…

    Yaz geldi geliyor derken, sonunda kapıyı çaldı. Hayatı benim gibi kahvaltı, akşam yemeği ve çay sofralarında daha çok sevenler için yılın o bir parça endişeli haftaları başladı yani.. Söyleşi...