Yemek ve Gezmek: Olimpiyat Ateşi

Görüşmeyeli üç yıl mı olmuştu, beş yıl mı? Hesaplamaya çalışırken elinde tuttuğu Kurukahveci Mehmet Efendi kahve kutusu ve yeni basılmış Gaziantep yemekleri kitabı ‘A Taste of Sun and Fire’,...
yemek ve gezmek aylin öney tan

Görüşmeyeli üç yıl mı olmuştu, beş yıl mı? Hesaplamaya çalışırken elinde tuttuğu Kurukahveci Mehmet Efendi kahve kutusu ve yeni basılmış Gaziantep yemekleri kitabı ‘A Taste of Sun and Fire’, Türkiye’ye ilk fırsatta gelmek için can attığını söylüyordu. Jerome Henry, Londra’nın parlayan şeflerinden biriydi.

Tanışmamıza vesile olan ve bu yıl Amerika’da James Beard Ödülü kazanan yemek yazarı Fuchsia Dunlop ile acaba aynı zamanda mı Türkiye’ye gitsek diye plan yapmaya giriştiler.

Olimpiyatlara hazırlanan Londra’nın kuzeyinde Hackney’de kapıda adı sanı bile yazılmayan ancak bilenin gittiği bir lokantadaydık. Olimpiyat kalabalıklarından uzak, sakin, gürültüsüz ve sade bir yer Bistrotheque… Ancak sadelik aldatıcı olmasın, burası Londra’nın son zamanlarda en moda mekanlarından biri. Bizim gittiğimiz gece yeni mekanları açıldığı için bir sükunet içindeler besbelli ki. Kalabalıklar yeni yerin açılışında olduğu için tenhalığın keyfini çıkarıyoruz. Birden sizin lokantada işler nasıl gidiyor diye soruveriyorum. Üç mü, beş mi diye hesap ettiğimiz yıllar öncesi şefliğini yaptığı Les Trois Garçons lokantası, o zamanın en revaçta yerlerinden biriydi ve Jerome yemek yazarlarından oluşan bir arkadaşlar grubuna müthiş bir yemek sunmuştu. Söylemeyi unuttum, ben artık Mosimann’dayım dedi.

Ne? Nasıl? diye bir çığlık atmışım.

Anton Mosimann 1980’lerin efsane şefiydi. 1985’te yayınladığı ‘Cuisine Naturelle’ kitabı yemek dünyasının kilometre taşlarından biriydi. Bugünkü mutfak akımlarının çoğunun temelinde olan malzemenin kalitesine odaklanan sağlıklı hafif bir mutfak sunuyordu. Belgrave’deki, eski bir kiliseden bozma kendi yerini ise kısa sürede sadece üyelerin girebildiği özel bir kulüp haline getirdi. Böylece yemek eleştirmenlerini de bertaraf ederek Michelin yıldızı baskısına ilk bayrak açan şef oluyordu.

Daha sonra pek çok Kraliyet yemeği onun imzasını taşıyacaktı. Mosimann, günlerden bir gün Jerome’un yemeğini yemiş ve bir gün seni mutfağımın başında görmek isterim demiş. Jerome bir süre karar verememiş ama sonunda memleketlisi ustanın mutfağına geçmiş. Bugün Anton Mosimann’ın klasik yemekleri artık onun elinden tadılıyor ama Mosimann onun kendi mutfağını yaratmasına ve kendi yemeklerini geliştirmesine de fırsat tanıyor.

Jerome heyecanla yaptıkları yemekleri anlatırken anlatamayacaklarını es geçiyor. Anlatamayacakları arasında Prens William ile Kate Middleton düğün yemeği hazırlıkları da var. Gizlilik kurallarına göre bu konuda konuşması yasak.

İki gün sonra Mosimann klasikleri ve yeni Jerome yemeklerini yemiş olmanın mutluluğuyla kendisine Oxford’da yapmış olduğumuz Gaziantep ziyafetinden artan tüm baharatları ve malzemeleri hediye ediyorum. Jerome bu günlerde Olimpiyatların üst düzey konuklarını ağırlıyor. Mosimann’s Catering Pekin olimpiyatlarından sonra LondraOlimpiyatları‘nı da üstlendi. Jerome sadece VIP konukları ağırlayacak, Ama Olimpiyat ateşi sönünce ‘Güneşin ve Ateşin Tadı’ kitabının sayfalarını karıştırırken, Türk kahvesini yudumlayacak ve Ayvalık Zeytin Hasadı Şenlikleri’nde dalından sıkılmış zeytinyağını koklamayı düşleyecek.

Kategoriler
Yemek

Benzer Konular

  • yavas-yemek-yiyenler-daha-az-kalori-aliyor

    Yavaş Yemek Yiyenler Daha Az Kalori Alıyor

    Yemek yemeyi çok sevebilirsiniz. Tabiri caizse nefes almadan da yemek yiyor olabilirsiniz. Fakat buna biraz dur demek kalori olarak size avantaj sağlıyor. Bunun için ne yapmak gerekir. Yapılan bu...
  • Japonlar Neden Uzun Yaşar

    Japonlar, Neden Uzun Yaşar?

    İyi bir yaşamın yolu, beden sağlığına değer vermekten geçiyor. İncelikli yemek kültürleriyle, uzun bir ömrün sırrını çözen Japon mutfağından, lezzet, mutluluk ve sağlık adına öğrenecek çok şey var. Asya...
  • TV’de yemek programı böyle mi olmalı

    TV’de Yemek Programı Böyle mi Olmalı?

    Son yıllarda medyada yemek üzerine televizyon programları giderek artıyor. Yemek, hızla popüler kültürün bir parçası haline geliyor. Ama maalesef Türkiye’deki yemek programları, izleyene ne bilgi veriyor, ne de keyif....
  • Yemeğin Lezzeti Fiyatla Artmıyor

    Yemeğin Lezzeti Fiyatla Artmıyor

    Artık bu iş çığırından çıktı. Ne mi? İstanbul’da lokantada yemek. Etrafımda o kadar çok kişi bu durumdan şikâyetçi ki, artık herkes gittiği yerden bahsederken, ne kadar hesap ödediğini mutlaka...