Yeldeğirmeni Evleri ve Apartmanları

Batıda Rıhtım Caddesi, doğuda Haydarpaşa demiryolu, kuzeyde Haydarpaşa çayırı ve güneyde Recaizade Sokağı ile sınırlanan Kadıköy’ün Rasim Paşa Mahallesi’ni oluşturan beş semtten biridir. Poyrazın, kuzey rüzgârlarının ve lodosun buluşma...
Yeldeğirmeni Evleri ve Apartmanları

Batıda Rıhtım Caddesi, doğuda Haydarpaşa demiryolu, kuzeyde Haydarpaşa çayırı ve güneyde Recaizade Sokağı ile sınırlanan Kadıköy’ün Rasim Paşa Mahallesi’ni oluşturan beş semtten biridir.

Poyrazın, kuzey rüzgârlarının ve lodosun buluşma yeri olması, yeldeğirmenlerinin kurulmasına olanak tanımış ve semt adını bu yeldeğirmenlerinden almıştır. İstanbul’un fethinden itibaren Kadıköy Çarşısı civarının Türk ve Rumlar’dan oluşan nüfusu, Yeldeğirmeni’ni bağ ve bostan olarak kullanmışlardır.

yeldegirmeni-apartman-kadikoy-2

Daha sonraları bu yöre Anadolu’ya gönderilen askerlerin toplanma yeri olarak gelişmiş ve bu konumundan dolayı 1774 – 1789 yılları arasında kurulan dört yeldeğirmeniyle ordunun, sarayın ve halkın un ihtiyacını karşılar hale gelmiştir. Bu değirmenler günümüzde polis karakolu ve Osmangazi İlkokulu’nun bulunduğu mevkilerde yer almaktaydı.

1789 – 1807 yılları arasında III. Selim’in emri ile İstanbul’da konut yerleşimine dönük sahaların belirlenmeye başlaması çalışmaları sonucunda gayrimeskûn mahallerde arterler belirlenmeye çalışılmıştı. Yeldeğirmeni de bu mahallerden olmakla beraber iskâna açılması daha uzun yıllar sürmüş. Yeldeğirmeni’nin iskâna ilk açılması ise 1885 Kuzguncuk yangını sonrası Kuzguncuk’un Musevi nüfusunun bir kısmının buraya göçü ile başlamış. Esas nüfus artışı ise 20. yüzyılın başında Haydarpaşa liman ve gar inşaatları ile olmuş ve Kadıköy’ün ilk büyük apartmanları işte bu inşaatlar sırasında çoğunlukla Museviler tarafından yaptırılmıştır. Daha sonraları küçük tüccar, küçük esnaf ve sanatkârlardan oluşan bir kesime yönelik yapılan apartmanlaşmanınbaşlangıç senesi kapı kitabelerine göre Haydarpaşa Garı’nın da yapım yılı olan 1909 senesi ile çakışır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında eşit sayıda Türk ve Musevi daha az sayıda Rum ve Ermeni’den oluşan nüfus dinsel ve kültürel bir mozaik oluşturuyordu. Bugün hâlâ ayakta olan bir cami, kilise ve bir sinagog bu mozaiğin -yeldeğrmenlerinde buluşan kuzey rüzgârlarının, poyrazın, lodosun birlikteliği gibi- en iyi kanıtıdır.

İstanbul’daki tüm yerleşmelerin ortak kaderi olan yangınlardan Yeldeğirmeni de nasibini almış ve 1922’de bugünkü Atatürk Ortaokulu çevresindeki yangın 270 ahşap evin yok olmasına neden olmuştur. bu tarihten sonraki yapılaşmaların kâgire dönüşmesi, yapı oranlarındaki değişme, binaların büyümesi sonucu avlunun ve yeşil alanların küçülmesine ve hatta yok olmasına neden olmuştur. Denize dik inen sokaklar ve onları 90 derecelik açıyla kesen denize paralel sokakların oluşturduğu aksiyel planlama içinde bahçesiz, avlusuz, çoğunluğu kâgir yapılardan oluşan bitişik düzende bir yerleşim olmuştur. Bu dokuyu oluşturan konutların dış biçimlenişi ve sokakların görsel niteliğini belirleyen özellikleri şöyle sıralayabiliriz; Oymalı kabartmalı süslemeler, dövme ve döküm demir parmaklıklar, üzerleri yivli kabartmalı, düz atkılı, kemerli pencere ve kapılar, pencere kenarlarında yer alan duvara gömülü düz veya yivli sütunlar, sütun başlıkları, bezemesiz silmeler, üçgen alınlıklar, düğme bezekler, soyut sarkma oğeli bezemeler, kapı aynalarındaki çiçek demetleri, Ampir, Neo Grek, Art Nouveau, Barok gibi tarihsel üslupların özelliklerini gösterirler.

Kategoriler
Gezi
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular