Yazlık Sinema Elit Eğlencesi Oldu

Sinema eleştirmeni Giovanni Scognamillo, dünden bugüne açıkhava sinemalarını anlattı. 70’li yıllarda çoğu bin kişilik açıkhava sinemaları vardı. Hızlı kentleşme hepsini bitirdi İzleyici kitlesi değişince filmlerin kalitesi de değişirdi. Kurosawa’nın...
Yazlık Sinema

Sinema eleştirmeni Giovanni Scognamillo, dünden bugüne açıkhava sinemalarını anlattı.

  • 70’li yıllarda çoğu bin kişilik açıkhava sinemaları vardı. Hızlı kentleşme hepsini bitirdi
  • İzleyici kitlesi değişince filmlerin kalitesi de değişirdi. Kurosawa’nın ‘7 Samuray’ını bin kişiyle izlemiştik
  • 1960’lı yılarda Türkiye’deki sinemaların sayısı 3 bin 500’ü aşıyordu. Bugün Türkiye’de bu sayının yarısı bile yok
  • Bahçe sinemaları elitin gittiği sinemalar. Oysa eskiden en ucuz eğlence sinemaydı
Giovanni Scognamillo

Giovanni Scognamillo

Sıcaklığın nemle birleşip 30 derecenin altına inmediği günlerde, herkesin aklında bir kaçış yolu var. Kimileri kentin karmaşasından uzaklaşırken, kimileri kentin tadını çıkarmaya çalışıyor. Açıkhava sinemaları ise alternatiflerden yalnızca biri. Böylece yaz aylarında vizyondaki filmleri ya da bir önceki sezon kaçırdıklarınızı izleme şansını yakalayabiliyorsunuz. Mahalle aralarında kurulan tahta iskemleli açıkhava sinemaları, yerini, otellerde, kulüplerde içki-yemek servisi eşliğindeki gösterimlere bıraktı. Rahat koltuklara, minderlere yayılanlar, sinemanın tadını açıkhavada çıkarıyor. Dünden bugüne neler değişti? Eski açıkhava sinemaları nasıldı? Bu soruların cevabını almak için sinema eleştirmeni Giovanni Scognamillo ile görüştük.

– Eski açıkhava sinemaları nasıldı?
1970’li yıllanın başında sinemalara reklam filmleri dağıtan bir şirketin ortağıydım. Kışın kapalı sinemalara, yazın da açıkhava sinemalarına film dağıtıyorduk. Asıl flaş mevsim, kış değil yazdı. Çünkü aşağı yukarı her hafta 150-200 açıkhava sinemasına haftada iki kere film dağıtıyorduk. Zaman zaman Galatasaray Lisesi’nin bahçesinde açıkhava sineması açılıyordu. Tepebaşı Gazinosu’nda yazın film gösteriliyordu. Tarlabaşı’nda, Mecidiyeköy’de, Boğaz’da, Bostancı’da, Göztepe’de, Maltepe’de, Kartal’da, Pendik’te, Bakırköy’de, Yeşilköy’de, Küçükçekmece’de gösterimler yapılıyordu. Bu sinemaların çoğu bin kişilik açıkhava sinemalarıydı. Bunların arasında bin 500-2 bin kişilik Beşiktaş Açıkhava Sineması da vardı. Her akşam tıklım tıklımdı. Hulki Saner ile yeni bir film çıktığında seyircilerin tepkilerini izlemek için giderdik. Ve tabii, çok ilginç tepkilerle karşılaşırdık. Ama açıkhava olayı birden söndü. Hızlı ve düzensiz kentleşme, o sinemaların sonunu getirdi. Herkes rant peşinde koştuğu için, sinemaya açılan arazinin sahibi günün birinde “Ben niye burada film gösteriyorum? Buraya bir apartman dikersem daha kârlı olurum!” deyip o araziyi inşaat için değerlendirdi. Ve daha fazla rant sağladı. Halbuki açıkhava sinemaları bir yaz boyunca gerek yerli, gerek yabancı filmleri destekleyen sinemalardı.

– Geçmişten bir kare anlatır mısınız?
Beşiktaş’taki bahçe sinemasıyla Büyükada’daki arasında en azından izleyici açısından farklar vardı. İzleyici kitlesi değişince, filmlerin kalitesi de değişiyordu. Beşiktaş’ta bir yaz günü Akira Yazlık sinema_0_0_0Kurosawa’nın iki buçuk saatlik ‘Yedi Samuray’filmini bin kişilik bahçe sinemasında izlemiştik. Sinema silme doluydu. Türkiye’de bin kişinin bir araya gelip aynı filmi izlemesi büyük olaydı. Büyükada’da yazın kaldığım dönemde de açıkhava sinemasına gidiyorduk. Oranın seyircisi daha çok küçük burjuva seyirciydi, dolayısıyla gösterilen filmlerin büyük kısmı Amerikan filmiydi. Ama Türk filmleri de çok tutuyordu sinemalarda. Çocuklar, yaşlılar gelirdi. Fındık, fıstık satılırdı. Gazoz içilirdi, o zamanlar kola yoktu. Bazen film kopardı ama eğlenceli gösterilerdi. Televizyon, sinemaların sonu oldu. 1960’lı yılarda Türkiye’deki sinemaların sayısı 3 bin 500’ü aşıyordu. Bugün Türkiye’de bu sayının yarısı bile yok.

– Şimdiki açıkhava sinemaları için ne düşünüyorsunuz?
Bu sinemalar, elitin ihtiyacını duyduğu sinemalar oluyor. Bu, toplumsal açıdan son derece ilginç bir durum. Diyeceksin ki, “Halk ne yapıyor?” Halk evde oturup televizyon izliyor. ‘Onun böyle ihtiyaçları yok mu? Açık bir yerde film izleyip serinlemek gibi.’ Demek oluyor ki, sıra onlara gelmedi ya da hiç gelmeyecek. Açıkhava sinemasının sadece elit eğlencesi olmaması lazım. Bugün elitin işgal ettiği yerlerde halk sineması açılırsa; sıradan vatandaşın da akşamları serinleme, eş dostla bir arada film izleme imkânı olur. Eskiden en ucuz halk eğlencesi sinemaydı. Koltuklara göre fiyat değişiyor, herkes kesesine göre film izleyebiliyordu.

– Peki, havuz başı modası?
O takım her sene bir moda yarattığı ve o moda da bir mevsimin ötesine gitmediği için, geçici bir heves olabilir. Yarın başka bir şeyin farkına varırlar, onu ele alırlar.

Kategoriler
Sinema
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular