Yaz Sonunda Böbrek Taşları Artar

Her mevsimin kendine ait özellikleri var. İnsan bünyesi de doğal olarak bunlardan etkileniyor. Örneğin kış aylarında soğuk ve yağışlı havalardan kendimizi korumazsak, soğuk algınlığı, grip ve zatürre gibi hastalıklar...
Yaz Sonunda Böbrek Taşları Artar

Her mevsimin kendine ait özellikleri var. İnsan bünyesi de doğal olarak bunlardan etkileniyor. Örneğin kış aylarında soğuk ve yağışlı havalardan kendimizi korumazsak, soğuk algınlığı, grip ve zatürre gibi hastalıklar çok kolayca yakamıza yapışıyor.

Yaz geldiği zaman hepimiz keyifleniyoruz. Aydınlık, güneşli ve uzun günler hepimizi keyiflendiriyor. Havalar ısındığı için, kalın giysilerden kurtuluyoruz. Bu genelde, herkesi mutlu eden bir tablo.

Ancak yazın da kendine göre bazı riskleri var. Fazla güneş cilt sorunları yaratabilirken, sıcak çarpması ayrı bir risk olarak karşımızda duruyor. Kalp ve tansiyon gibi sorunları olanlar bu sıcaklarda daha bir dikkatli olmalı. Bunları sitemizde yer alan yazılarda görüyorsunuz. Lütfen bu yazıları dikkatle okuyun ve uzmanların önerilerini ihmal etmeyin.

Ben bu yazımda size çok fazla gündeme gelmeyen bir konudan bahsetmek istiyorum. Yaz dönemlerinde, gerek erişkinlerde ve gerekse çocuklarda, böbrek ve idrar yolları sorunları çok artar. Bu da, girilen havuzun suyunun temiz olmaması ya da ıslak mayoyla oturmaya devam etme gibi nedenlere bağlanır. Yaz sonunda, ‘kum dökme’ sorunları, sonbahar aylarında böbrek ve idrar yolu taşları sıkıntılı günler yaşamamıza neden olur.

Bu sorunların nedeni olarak öne sürülen etkenlerin hepsinin bir ölçüde yeri olsa da temel konu, sıvı yetersizliğidir. Bunlardan korunmak için, çok kolay ve mucize gibi bir çare var, ‘bol su içmek’.

Sıcak günlerde çok terliyoruz. Terlemesek bile, vücudumuz ısı düzenlemesi yapmak için ciltten su buharlaştırıyor. Klimalı ortamlarda yaşıyorsak, bu kez de hava kuruluğu nedeniyle cildimizden su kaybediyoruz. Oysa çoğumuz çok su içmeyi sevmiyoruz. Ben karşılaştığım hastalara sorduğumda çok kişiden bu cevabı alıyorum, yeterince içtiğini söyleyenlerin bir kısmı da yaz aylarında bile bir litreden az içiyor.

Organizmamızda birçok sürecin yürütülebilmesi için suya ihtiyaç var. Yukarıda da belirttiğim gibi vücudun ısı düzenlemesi için ciltten su buharlaştırması gerekli. Gerekli olmayan gıdaların bağırsaklardan atılması için dışkının da suya ihtiyacı var. Zararlı maddeler böbreklerden su yardımı ile atılıyor. Bütün bunlar için, serin kış aylarında bile günde en az bir buçuk litre su içmeliyiz. Çok terlediğimizde, bunun 2-3 litre olması gerektiği çok açık bir gerçek.

Bunun altında kaldığımızda, bağırsaklardaki bütün su emilmeye çalışılır. Dışkı sertleşir, kabızlık başlar. Bünyemiz, vücut dokuları ve kan için hayati önemi olan suyu olabildiğince korumak için, idrardaki suyu azaltarak, yoğun bir idrarla, zararlı maddeleri atmaya çalışır. İdrar yoğunlaştıkça idrar yolunu tahriş eder. Buraya karışabilen mikroplar, tahriş olmuş idrar yoluna kolayca yerleşerek sistit, piyelonefrit gibi idrar yolu iltihaplarına yol açabilir. Bu olayda azalmış idrar akış hızının mikropları sürükleyerek dışarı atmada yetersiz kalmasının da rolü var.

Zararlı maddeleri az su ile eriterek, yoğun bir idrarla atmak zorunda kalındığında, idrar yolu kum ve taşları da gündeme geliyor. Reçelin durduğu yerde şekerlenmesi olarak bilenen türde kristalleşmeler olabilir, idrar yolunda. İdrardaki zararlı maddelerin yoğunluğu artınca böbrek içinde ya da idrar yolunun bir yerlerinde kristalleşmeler başlar. Eğer bunlar atılabilirse, ‘kum dökme’ ile sorun biter. Gerçi kumlar dökülürken idrar yolu tahriş olur, ağrının yanı sıra, tahriş olmuş yerlerin iltihaplanması da söz konusudur. Ama, kumlar bir yerlere takılır ve dökülmezse, kristaller birleşerek taş halinle gelirler. İşte sorun o zaman daha önemli hale gelmiş demektir. Böbrek ve idrar yolu taşlarının getireceği sorunlara başka yazılarımızda yer verdik ve vereceğiz.

Bu bilgilerden sonra, ‘bünyemin ne kadar suya ihtiyacı var, nasıl anlayacağım?’ diye sorarsanız, formül çok basit, tuvalete gittiğinizde sifonu çekmeden önce idrarınızın rengine bakın, açık saman sarısı rengiyse, içtiğiniz su yetiyor demektir. Eğer sarı, koyu sarı ve hatta portakal sarısı rengine yaklaşıyorsa, çıkar çıkmaz birkaç bardak su için.

‘Ben, bir seferde çok su içemiyorum’ diyorsanız, su şişesini yanınızdan ayırmayın, az ama sık içerek günlük toplam miktarı yakalayabilirsiniz.

‘Meşrubat olmaz mı?’ diye sorarsanız, ‘olur tabii ki’ derim ama bunların şeker içeriklerine de dikkat etmenizi de öneririm. ‘Diyet içecekler?’ derseniz, ‘sıvı açısından tamam da, sentetik tatlandırıcılar konusunu siz bilirsiniz’ diye cevap veririm.

En iyisi siz suyu sevmeye çalışın, ülkemizde sular çok lezzetli.

 

Dr. Gündüz Tezmen
Dahiliye (İç Hastalıkları)
Kategoriler
Köşe YazılarıSağlık
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular