Yaklaşan Global Felaket: Diyabet

Uluslararası Diyabet Federasyonu şeker hastalığı salgınına karşı uyarıyor. Dünyada 314 milyon ‘gizli şeker hastası‘ ve 194 milyon diyabetli var. 2025 itibarıyla gizli şeker hastası sayısı 472, diyabetli sayısı 333...
Diyabet_10

Uluslararası Diyabet Federasyonu şeker hastalığı salgınına karşı uyarıyor.

Dünyada 314 milyon ‘gizli şeker hastası‘ ve 194 milyon diyabetli var. 2025 itibarıyla gizli şeker hastası sayısı 472, diyabetli sayısı 333 milyon olacak. Fast-food’a dayalı beslenme ve hareketsiz yaşam, diyabete davetiye çıkarıyor. Diyabet, tüm gelişmiş ülkelerde ölüm nedenleri arasında ilk sırada, daha kötüsü, diyabetlilerin yüzde 50’den fazlası hastalığının farkında değil. Ya, siz?
Diyabet_0_0_0
“Geçen 20 yılda AIDS vardı, önümüzdeki 20 yılda ise aynı derece tehlike arz eden diyabetle uğraşacağız.”
Bazı bilim adamları, insan sağlığını tehdit eden yeni tehlikeyi bu ürkütücü sözlerle açıklıyor. Abartıyorlar, diye düşünmeyin. Çünkü Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun verdiği rakamlar durumun gerçekten vahim olduğunu gösteriyor. Ağustos ayında düzenlenen 18. Uluslararası Diyabet Federasyonu Kongresi’nde sunulan yeni raporlara göre tüm dünyada 300 milyondan fazla kişi diyabet, yani şeker hastası olma riski taşıyor. Şu anda yaklaşık 314 milyon kişide (yetişkin nüfusunun yüzde 8.2’sinde) ‘glikoz toleransı bozukluğu’ yani ‘gizli şeker hastalığı’ bulunuyor. Gizli şeker, zaman içinde diyabete yol açıyor. Yani diyabetin habercisi sayılıyor.
Gizli şeker hastalığı olanlarda diyabetin gelişmesi ve kalp-damar hastalıklarının oluşması riski çok yüksek. Bu kişilerin yaklaşık yüzde 70’i genellikle zaman içinde diyabet hastası oluyor. Bu konuda önümüzdeki yıllar için yapılan projeksiyonda ortaya çıkan sonuçlar ise iç karartıcı: 2025 itibarıyla, tüm dünyada gizli şeker hastalığı olanların sayısı 472 milyona çıkacak. Ki bu da, yetişkin nüfusunun yüzde 9’u demek.
Yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle diyabetin, dünyanın önündeki en büyük sağlık sorunu olduğunu söyleyen Uluslararası Diyabet Federasyon Başkanı Prof. George Alberti’ye göre bu rakamlar felaketin habercisi: “İlk kez, tüm dünya üzerindeki ‘glikoz toleransı bozukluğu’ verileri bir araya getirildi. Bu bize, diyabetle ilgili daha net bir tablo sunuyor. Bugüne kadar gördüğümüz en büyük sağlık felaketlerinden biriyle karşı karşıyayız.”
NE ZAMAN ENDİŞELENMELİ?
Gizli şeker evresinin bulguları ve diyabetin ayak sesleri:
  • Anormal derecede susuzluk hissi ve ağızda kuruluk
  • Sık sık idrar çıkarma
  • Aşırı yorgunluk hissi, enerji eksikliği
  • Açlığa tahammülsüzlük
  • Yemek sonrası hemen açlık hissi, gece uykudan uyanıp yemek yeme
  • Yemek sonrası yorgunluk
  • Ani kilo kaybı
  • Geç iyileşen yaralar
  • Tekrarlayan enfeksiyonlar

 

—————Rakamlar acı söyler

Moralinizi bozmak gibi olmasın ama, durumun vahametini anlatmak için biraz daha rakamlara dalıyoruz şimdi. Zira çoğumuz ancak ‘ciddi’ rakamlar görünce korkup, kendi sağlığımızı gözden geçiriyoruz. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun verilerine göre 1985’te tüm dünyada tahmini diyabetli sayısı 30 milyondu. Yeni raporlar ise bu sayının katlanarak arttığını gösteriyor: Halen dünyada yaklaşık 194 milyon kişi, yani yetişkin nüfusunun yüzde 5.1’i diyabet hastası. 2025 yılında, bu rakamın 333 milyona çıkması bekleniyor. Bu artış bölgelere göre farklılık gösterecek; dünyadaki diyabet hastalarının üçte ikisinin yaşadığı gelişmekte olan ülkelerde yüzde 170, gelişmiş ülkelerde ise yüzde 42 artış öngörülüyor. 2025’e kadar diyabetli sayısının Afrika, Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve Güney-Doğu Asya’da üçe, Amerika ve Batı Pasifik’te ise ikiye katlanacağı tahmin ediliyor. Avrupa’da da diyabetli sayısı yaklaşık iki katına çıkacak. Peki, bizde durum ne? Diyabet salgını tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sağlık uzmanları için en ‘sıcak’ konulardan biri. Mayısta düzenlenen Ulusal Diyabet Kongresi’nde açıklanan rakamlar, ülkemizde diyabetin hızla arttığını gösteriyor. Türkiye’de halen yaklaşık 2.6 milyon diyabet hastası var. Buna ek olarak 2.1 milyon kişi de, diyabetli olduğu halde bundan haberdar değil. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun verilerine göre de, tüm dünyada diyabetlilerin en az yüzde 50’si hastalığının farkında değil. Hatta bazı ülkelerde bu oran yüzde 80’e kadar çıkabiliyor. Hastalığın farkında olmamak çok tehlikeli bir durum; çünkü diyabet hemen tüm gelişmiş ülkelerde ölüm nedenleri arasında ilk sırada. Ayrıca ‘gizli şeker’ döneminde diyabet belirti vermediği halde organ hasarları oluşturabiliyor. Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Temel Yılmaz, bu dönemde yüzde 40 hastada yüksek tansiyon, yüzde 60-80 hastada obezite olduğunu söylüyor. Kısacası, Dünya Sağlık Örgütü’nün, diyabeti, yeni bin yılın en önemli sağlık sorunları arasında göstermesi boşuna değil…

————–Obezite=Diyabet?

Diyabetin iki türü var: Tip 1, genç yaşta aniden ortaya çıkıp, yaşam boyu ensüline bağlı kalmayı gerektiriyor. Diyabet vakalarının yüzde 90-95’i ise Tip 2. Büyük ölçüde beslenmedeki hatalar ve hareketsizliğe bağlı olarak ortaya çıkan Tip 2 diyabet, bir çeşit ‘yanlış yaşam tarzı’ hastalığı. Tip 2, obeziteyle doğrudan ilgili; hastaların yüzde 80’den fazlası aynı zamanda obez. Batılı ülkelerde Tip 2 diyabet vakalarının yüzde 90’ı kilo artışına bağlı olarak ortaya çıkıyor. 90’lı yıllarda aşırı şişmanlık hastalığı obezitenin yaygınlaşması, diyabetin artmasında önemli etken. Tip 2 diyabet hastalığının giderek genç yaştaki insanlarda da görülmeye başlandığını söyleyen Prof. George Alberti, abur-cubura dayalı beslenmenin ve hareketsizliğin buna yol açtığını söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘salgın hastalık’ ilan edilen obezite, gelişmiş/az gelişmiş/gelişmekte olan bütün ülkelerde hızla yayılıyor. Son 10 yılda yüzde 50 artarak 300 milyonu tehdit eder hale geldi. ‘Zayıflar ülkesi’ olarak bilinen Çin’de bile yetişkinlerin yüzde 50’si aşırı kilolu. Daha şaşırtıcı bir veri: Dünyada yetersiz beslenen nüfusun yarısı Hindistan’da ama Hintli kadınların yüzde 50’den fazlası obez. Uzmanlara göre, dünyanın pek çok yerinde sebze ve meyvenin, yağ, şeker ve etten daha pahalı olması sorunun kaynaklarından biri. Fast-food çılgınlığı, abur-cubur düşkünlüğü, hazır yemek tüketiminin artması sağlıksız beslenmeyi körüklüyor. Dolayısıyla diyabetle mücadeleye önce yemeklerden başlamak gerekiyor. Amerikan tarzı beslenme yerine sağlıklı, düzenli, sık aralıklı beslenme ve düzenli egzersiz, diyabetin önlenmesinde çok önemli.

————–Ekonomik boyutu

En ‘basit’ hastalık bile mutsuzluk, huzursuzluk demek. Artı, masraflar… Yani diyabetin bir de ekonomik boyutu var ki, çok ciddi. Prof. George Alberti, yaklaşan bu global felakete karşı önlem alınmazsa bütün devletlerin diyabetten kaynaklanan büyük parasal ve sosyal krizlerle karşılaşacağını söylüyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun verilerine göre, diyabetin ve diyabetin yol açtığı komplikasyonların şu anki maliyeti, toplam sağlık harcamalarının yüzde 5-10’nunu oluşturuyor. Bazı ülkelerde ise bu rakam yüzde 25’e çıkabiliyor. Bir diyabetlinin yıllık harcaması 10 – 12 bin dolar arasında değişiyor. Bu da sağlıklı insanların harcamalarının üç-dört katı demek. Bütün bu raporlar, veriler, rakamlar, yakalaşan global felaketin boyutlarını size anlatabildi mi? Felaket, başka nasıl olabilir ki?…

Kategoriler
SağlıkSağlık Haberleri
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular