The White Stripes’in Grammy ödüllü ilahi gitaristi Jack White

The White Stripes’ın Grammy ödüllü ilahi gitaristi yeni grubu The Dead Weather için bu kez davulun başına geçiyor. O ayrıca bir solist, şarkı sözü yazarı, prodüktör, plak şirketi sahibi...

The White Stripes’ın Grammy ödüllü ilahi gitaristi yeni grubu The Dead Weather için bu kez davulun başına geçiyor. O ayrıca bir solist, şarkı sözü yazarı, prodüktör, plak şirketi sahibi ve koltuk tamircisi. Bir adam daha fazla ne yapabilir ki?

Jack White

The White Stripes ve Raconteurs gruplarında gitar çalıyorsun ama yeni grubun Dead Weather için davulun başına geçtin. Kendini daha çok gitarist mi yoksa davulcu mu hissediyorsun?

Davul çalmaya başladığım için çok memnunum. Zaten gitarı da biraz davul çalar gibi çalıyorum Büyürken kendimi gitarist olarak tanıtmak biraz garip geliyordu Davulcu olmak sanki daha ‘cool’du Mesela Jimi Hendrix Experience’ın davulcusu Mitch Mitchell ya da Gene Krupa bence dünyanın en havalı kişilikleri arasında. Bir de şöyle komik bir durum da var; enstrümanlarını çok iyi kullanmalarına rağmen “çok iyi gitarist” diye anılmayan pek çok müzisyen tanıyorum. Mesela Prince gelmiş geçmiş en iyi gitaristler listesine hiçbir zaman girmez.

Dead Weather’ın yeni albümünün adı Sea of Cowards (Korkaklar Denizi). Kendini korkak bulur musun?

Bunun için bahse bile girebilirim, hayır! Sanki omuzlarıma korkaklığı gördüğü anda sinyal veren bir çip takılı. Web’de gezinirken bundan kaçamıyorsunuz tabi. Herkes gerçek yüzünü göstermemek için seksen takla atıyor.

Dead Weather’in yeni albümü ilkine göre daha kolay bir hazırlık sürecinden mi geçti?

Daha kolay olmasının tek nedeni bu defa bir albüm yaptığımızın farkında olmamızdı. Geçen yıl ne yaptığımızı bilmiyorduk, öylesine birkaç parça kaydederek başlamıştık işe. The White Stripes belgeseli çekimleriyle aynı döneme denk gelmişti ve fazla da vaktim yoktu. Pek çok kişi tüm bunları planladığımı düşünüyor ama söz konusu sanat olunca her şeyin karman çorman olması hoşuma gidiyor.

Model eşin Karen Elson’ın ilk albümü The Ghost Who Walks’un da prodüktörlüğünü yaptın. Eşinle beraber albüm yapmak ilişkinize iyi geldi mi?

En sonunda yaptığı bazı parçaları bana dinletmesi çok zevkliydi! Bunu çok uzun zaman bekledim. En sonunda gitarını kapıp bana şarkılar söyledi. Zaten benimle iletişim kurmanın en iyi yolu da bu. Biraz utanıyordu ama parçaları dinledikten sonra hepsini kaydedip bir albüm yapmamız gerektiğini anladım.

Geçen yıl çekilen gitar belgeseli It Might Get Loud’da Jimmy Page ve The Edge’i müzik sırlarını anlatmaları için ikna etmeye çalışıyordun. Bunu başarabildin mi?

Evet. Tek kelimeyle bize büyük bir ders verdiler. Onlara bir şeyler anlatmaya çalıştığımız zaman video kaydı bile aldılar. 10 kardeşin en küçüğüyüm, büyük kardeşlerime bir şeyler öğretmeye alışkınım ama Jimmy Page ve The Edge’e ders vermek düşüncesi bile çok garip gelmişti.

“BANA KIL OLAN İNSANLARIN LİSTESİNİ YAPSAM SANIRIM KOCAMAN BİR SAYFA DOLDURABİLİRİM.”

Onlara ne öğrettin peki?

Çok fazla şey değil!

Kardeşlerinin senin hakkında bildiği özel şeyler var mıdır sence?

Ailemde herkesin bir rolü vardı ama bir noktada benim için herkes anne-baba gibiydi. Eğlenceli bir ailem var. Eğer sağlam bir espri anlayışın yoksa seni hemen bitirebilirler. Neyse ki pis esprilere bayılırım.

The White Stripes hikayenden önce hayatını koltuk tamiri yaparak kazanıyordun. Şimdi de koltuğunu tamir ettirmen gerekse kolları sıvayıp olaylara girişir misin?

Neredeyse 10 yıldır böyle bir şeye ihtiyacım olmadı. Ama gerekirse bizzat kendim tamir ederim. Son zamanlarda tamir atölyemi büyüttüm ve yeni bir kesme makinesi aldım. Stüdyomun duvar döşemesini de kendim hallettim.

Sağlam bir kişiliğe sahipsin ama bazı insanlar seni yanlış anlıyor. Nedeni ne sence?

Detroit’te beni tanıyan insanlar kontrol manyağı olduğumu düşünüyorlardı. O zamanlar bu cümlenin anlamını bile bilmiyordum. İnsanlara ne yapmaları gerektiğini söylemekten hoşlanmıyorum. Yanlış giden bir şey varsa yolunu değiştirmesini tavsiye ederim ve bunu da bağıra çağıra yapmam. Sadece yapılacak bir işin adam gibi halledilmesi hoşuma gidiyor.

Doldurulmuş hayvan koleksiyonun varmış…

Aslında çok fazla seçeneğim de yok. Yok olan türleri kurtarıyormuşum gibi hissediyorum böylece. Bazı insanlar bunu tamamen yanlış anlıyor ve bu durum canımı baya sıkıyor.

Sırf şarkılarına malzeme çıksın diye ilişkilerinden birini bile bile sabote ettin mi?

Hayır, hiçbir zaman o kadar zorlanmadım. Zaten hayatımda bir sürü drama var. Bana kıl olan insanların listesini yapsam sanırım kocaman bir sayfa doldurabilirim. Emin ol daha fazlasını da istemiyorum “Bu benim hatam değil!” demek çok kolay ama bu işte kendi parmağımın olduğuna eminim.

Seninle ilgili en gerçek dışı şey ne?

Fotoğraf çekimlerine gidip röportajlar veriyorum. İş bittikten iki saniye sonra da hep pişman oluyorum. Sanki daha fazla insan konserlerimi izlesin diye kendimi satıyormuşum gibi hissediyorum. Şimdilerde bunu büyük bir oyunmuş gibi algılamaya çalışıyorum. Geçenlerde bir akşam yemeği sırasında yedi farklı kişiyle fotoğraf çektirmek zorunda kaldım. Arkadaşlarımdan biri “Nasıl dayanabildin?” diye sordu. Çünkü bundan altı-yedi yıl önce benimle fotoğraf çektirmek isteyenlere sadece “s*ktir git” diyordum. Ama bir şeyler değişti. İyi mi oldu, kötü mü bilmiyorum…

Kategoriler
MüzikRöportaj

Benzer Konular

  • Sex, Drugs & Rock’n’roll

    Sex, Drugs & Rock’n’roll

    Gündemdeki rock’n’roll kuşağı geçmiş kuşakların uyuşturucu ile olan deneyimlerinden yararlanarak ve aynı zamanda kendi bakış açısına sahip çıkarak tamamına erdiriyor bu işi. Trainspottingvari bir hayat yaşamaktan korkmuyorlar. Bu onlar...
  • Sinem Saniye

    “Günlük Tutmuyorum, Beste Yapıyorum”

    Amerika şarkı listelerini altüst eden başarılı Türk sanatçı Sinem Saniye soruları yanıtladı ve yeni albümü ‘‘Lets Play’i’’ anlattı. 1979 Münih Almanya doğumlusunuz. Babanızın kaybından sonra annenizle birlikte Amerika’ya geliyorsunuz. Amerika’yı tercih etmenizde bir sebep var mıydı, çünkü sanıyorum ki Almanya’da da düzenli bir hayatınız mevcuttu? Sinem Saniye: Ben doğmadan...
  • muzik-03

    Kaybolan kültürün temsilcisi: Gülcan Altan

    Hangi dilde ağıt dinlerseniz dinleyin, yüreğiniz sızlar ve o acıyı hissedersiniz. Çünkü ona göre, müziğin dili yok! Ama o en çok Çerkesçe şarkılarıyla tanınıyor. Gülcan Altan, yok olma tehlikesi...
  • Her Şey Dijitalleşirken Müzik Organikleşecek – Tarkan yazdı

    Her Şey Dijitalleşirken Müzik Organikleşecek – Tarkan yazdı

    Her şey dijitalleşiyor, doğru. Bunu Tarkan gibi sayfada gördüğünüz grafikler de anlatıyor. Ancak megastar geleceğe ilişkin öngörüsünde bu dijitalleşmenin içinde bambaşka bir şeye dikkat çekiyor: Müzik kalbe dokunacak, sound...