Viralleşmenin Gizli Formülü

‘İnternette paylaşıldığın kadar varsın’ sözünün gölgesinde, dijital devrimin pazarlama kurallarını, popülerlik formülünü nasıl da yıktığını anlatan yeni ‘marketing’ dehasıyla tanışın: Jonah Berger Twitter’da ‘retweet’, Facebook’ta ‘paylaş’ tuşuna neden bastığınızı...
Jonah Berger

‘İnternette paylaşıldığın kadar varsın’ sözünün gölgesinde, dijital devrimin pazarlama kurallarını, popülerlik formülünü nasıl da yıktığını anlatan yeni ‘marketing’ dehasıyla tanışın: Jonah Berger

Twitter’da ‘retweet’, Facebook’ta ‘paylaş’ tuşuna neden bastığınızı hiç düşündünüz mü? Pennsylvania Üniversitesi’ne bağlı Wharton Okulu’nun pazarlama bölümünde profesör asistanlığı yapan Jonah Berger, geçen ay çıkardığı ‘Contagious: Why Things Catch On’ kitabında sosyal medyada bizi paylaşmaya iten dürtüyü araştırıyor, viral dünyanın sırlarını deşifre ediyor.

Jonah Berger

Bergar’a göre önce neyin viral olup neyin viral olmadığı üzerine biraz kafa yormalı: “Eskiden web üzerinden yapılan her türlü reklama viral denirdi. Devir değişti, viralleşmenin kapsama alanı genişledi. Başarılı viral reklamlar, online başlıyor, ofline devam ediyor.” Gayet sıradan bir kpop parçasının (Tıklayın: Gangnam Style) nasıl milyarlarca insan tarafından tıklanarak viral bir fenomene dönüşmesinin sırrı ne şans ne tesadüf ne de sihir. Bu bir bilim. Ve bu bilimin 6 kuralı var: Duygusal ol, bir hikâyen olsun, kullanıcıya pratik değer kat, herkes için yarat, basit konuş. Altıncı ve en mühim kural, ‘social currency’. Yeni terminolojide markaların yarattığı değeri ortaya koymak için geliştirdiği yaklaşım ve onun sonucunda ortaya çıkan çalışmaya ‘social currency’ deniyor.

Gizli barın sırrı ne?

Berger, sohbeti farklı mecradan bir örnekle açıyor: “New York’ta her gece ağzına kadar dolu olan, şehrin en popüler barının en önemli özelliği ne biliyor musunuz?” Konumuz, New York’a sık gidenlerin yakından tanıdığı gizli bar, Please Don’t Tell. Tabelası ve kapısı olmayan bara girmeniz için Crif Dogs adlı sosisçinin içine girip, köşede duran telefon kulübesindeki ahizesini kaldırarak 1 tuşuna basmanız gerekiyor. Hattın ucundakine soyadınızı heceliyorsunuz, rezervasyonunuz varsa telefon kulübesinin duvarı harekete geçiyor ve Please Don’t Tell’ın havalı kokteyllerine, müdavimlerine giden yol açılıyor. “PDT’ye giden herkes uzun uzun çevresine bu deneyimden bahsediyor. Gitmeyenler bile arkadaşından duyduklarını kendi çevresine yayıyor. Barın sahibi Brian Shebairo, mekânını tanıtmak için tek kuruş dahi harcamadan dünyanın en popüler barlarından birine imza atıyor. Adam artık sadece sıradan bir bar sahibi değil, aynı zamanda dünyanın en zeki pazarlamacılarından biri olarak görülüyor” diyor Berger. PDT vakasına şık bir tespitle iyonkunu atıyor: “Geleneksel öğretiler, bilgelikler çoktan tarih oldu.”

100 dolarlık cheesesteak mi olur?

Philadelphia sokaklarında 4-5 dolara satılan erimiş peyniri bol et dürüm için 100 dolar verir miydiniz? Şehrin popüler restoranı Wein’deki kalabalığa bakılırsa bu soruya evet cevabı veren çok. Kısa sürede şehir efsanesine dönen Wein’ın dürümleri “Altın yemek gibi bir his”, “Başıma gelen en absürd şey” gibi cümleler eşliğinde 21’inci yüzyılın pazarlama kitaplarında yerini aldı.

“Wein yaptığı sadece basit bir peynirli et dürüm değil. Aynı zamanda insanların üzerine saatlerce konuşacağı bir sohbet konusu tasarlamış ve yaymış oldu” diyor Berger.

Gangnam StyleBerger’ın kanıt niyetine kullandığı verilerden biri de New York Times’ın ‘en çok emaillenen yazılar’ listesi. “Sağlık ve eğitimle ilgili makaleler, içinde ‘Nasıl yapılır?’ geçen başlıklar açık ara daha çok paylaşılıyor. Sebebi basit: Bu viral düzenin getirdiği bilgi kirliliğinde insanların yapmaya çalıştığı şey bir cımbız gibi faydalı bilgileri çekmek.” Değişen reklam düzenine dair en şık tespii şu: “Bugün dünyanın en pahalı, en değerli reklam alanları arkadaşlarınızın iki dudağı arasındaki alan.” Bu tespitinin altını birkaç örnekle sağlamlaştırıyor. “O kadar yoğun bir reklam bombardımanına maruz kalıyoruz ki tek güvendiğimiz şey artık eş dost sohbetleri oldu. Bu yüzden ünlü ünsüz herkes bir markanın sözcüsü.” Berger’in altını çizdiği ‘bir gün 15 dakikalığına bir markanın yüzü/gözü/elçisi’ kehanetinin yansımalarını Türkiye’de de görmek mümkün. Markalar size ulaşmak için arkadaş muhabbetlerinize sızıyor. Türkiye’deki bu manzaraya Berger birkaç global tespit ekliyor. “Evet, popülerlik formülü artık ağızdan ağza yayılmaktan geçiyor. Fakat, önemli olan hangi ‘ağızlardan’ bahsettiğimiz. Reklam konusunda eli kolu bağlı olan sigara markalarının tek umudu sosyal yaşamdaki marka temsilcileri. Genelde birçoğu iyi iş çıkarıyor. Masalarda unutulmuş sigara paketlerinin tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bırakanı dikkatlice süzmenizi öneririm.”

Kategoriler
Bilim&Teknoloji

Benzer Konular

  • fotograflarda-guzel-gorunmek-icin-makyaj-taktikleri

    Fotoğraflarda Güzel Görünmek İçin Makyaj Taktikleri

    Sizce bir selfie (özçekim) mükemmel yapan nedir? Çekim açısı, kullandığınız telefon yada fotoğraf makinesi, ışık gibi birçok faktör var. Peki ya makyaj? Çektiğiniz ve Facebook, Instagram gibi sosyal ağlarda...
  • İnternet kullanma kılavuzu

    İnternet Kullanma Kılavuzu

    İnterneti yok saymak, reddetmek mümkün mü? İnterneti yok saymak, reddetmek mümkün mü? Kimsenin, diktaların bile gücü buna yetmez. Bütün mesele, internetten eleştirel yararlanmayı başarmakta; ne internet düşmanı, ne de...
  • Facebook ilişkileri bozuyor mu

    Facebook ilişkileri bozuyor mu?

    Gönül Derman sorularınızı cevaplıyor. Beni gerçekten kaybetmek istemiyor mu? Sevgili gönül hanım. Çok yakınıma yapmış olduğunuz yardımdan etkilendim ve ben de sizden yardim etmenizi rica ediyorum.. Sevgilim bir yıl...
  • kocam porno sitelere girdi

    Hamileyim, Kocam Porno Sitelere Girdi ve Şoktayım!

    İlişkileriniz arapsaçına mı döndü? İşin içinden çıkamıyor musunuz? Derdinizi kimseye anlatamıyor musunuz? Gönül Derman tüm sorularınızı cevaplıyor, sorunlarınıza çözüm buluyor. Hamileyim, kocam porno sitelere girdi ve şoktayım! Soru: Merhaba...