Ve AŞK…

“Girdim büyük salona genç bir kadınla saçları saman sarısı, kirpikleri mavi… Ortalıkta da ikimizden batka kimseler yoktu. Bir de akvareller bir de incecik koltuklar kanapeler bebekevlerindeki gibi. Ve sen...
Ve AŞK

“Girdim büyük salona genç bir kadınlaEdward Munch Kiss
saçları saman sarısı, kirpikleri mavi…
Ortalıkta da ikimizden batka kimseler yoktu.
Bir de akvareller bir de incecik koltuklar kanapeler
bebekevlerindeki gibi.
Ve sen bundan dolayı
bir resimdin açık maviyle çizilmiş.
belki de bir taş bebektin
belki bir pırıltıydın düşümden
damlamamış sol mememin üstüne…”

Böyle anlatıyor Nazım Hikmet Vera’ya olan aşkını.

Aragon’sa Elsa’nın gözlerinde kayboluyor aşktan söz ederken:
“Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde.”

“Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik ” diyor Cemal Süreya.

Turgut Uyar: “Bu dünyada ne var yok senindir” diyor ‘aşkına, ‘sonsuzuna…

Ve İskender Pala: “Aşk ki vardır, gerisi vesairedir

Biz de bu sayıda sanatçılara aşkı ve onlara aşkı çağrıştıran eserleri sorduk:

Bedri Baykam

Aşk, ilkbaharı, şehveti ve acısı geçtikten sonra da yıllar sonra da kokusunu ve rüzgârını hatırlayabildiğiniz sarhoşluğun adıdır.

Mustafa Alabora

Aşk deyince önce kadın erkek ilişkisi anlaşılıyor, halbuki dünyanın en iyi bestecileri bizde Dede Efendi, Itri, Almanya’da Bach, Vivaldi Tanrı aşkı, Tanrıya ulaşmanın bir yolu olarak besteler yapmışladır. Doğa aşkı vardır. Denizciler denize, pilotlar uçmaya aşıktır.

Aşk öyle geniş bir kavram ki. Ünlü besteci Selahattin Pınar benim dayım. Onun “Gecenin matemine aşkını örtüp sarayım / Gittin, artık seni nerede bulup yalvarayım” dizelerine yaptığı beste bana aşkı çağrıştıran eser…

Yavuz Tanyeli

Aşk yeni bir resme başlamaktır. Goya’nın Çıplak Maya’sı da aşkı en iyi çağrıştıran çalışmadır.

Denizhan Özer

Ask binlerce yıldır insanın aklını kurcalayan bir kavramdır. Tanımlamak oldukça zor ama tanımlamak gerekirse, bir kişiye, bir nesneye ya da bir duruma tutku ile yönlenme diyebiliriz. Bir başka deyişle sevginin tutkulu biçimidir. Askın birçok çeşidi olsa da insanların meyilli olduklan cinsel aşk her zaman gündemlerinde olmuştur. Eros (Yırtıcı ya da yıkıcı) ile Agape (Sevecen ve yapıcı) nın çatışmasından doğan çelişki bu adanmışlık duygusunu besleyen en iyi durumdur. Aşk üzerine sanatçılann, yazarların, düşünürlerin söylediği güzel söz ve eserler entelektüel dünyamızda yerini almıştır. Ben bunlardan iki tanesini çok severim. Biri sevgili Nazım Hikmete aittir. “Aşık olmayan hiçbir bok olamaz” der. Diğer sözü ise Aragon söylemiş. “Mutlu aşk yoktur”. Bunlar doğru mu yanlış mı, bilemiyorum ama önemli olan böyle güzel bir konuyu ortaya atan editöre olan aşkım. Bahane ile derginizin editörlüğünü yapan güzel kadına da aşkımı ilan etmiş oldum.

Barış Göktürk

Söylenen ile yaşanan, yaşanan ile söylenen arasında ki boşluklardan alıyor sanki yaratıcı gücünü. Hem acı, hem gurur hem de şevkle, her anlamda “gerdirir” insanin göğsünü. Sağlık üzerinde olumlu etkileri tespit edilmiştir.

Mustafa Karyağdı

Duchamp“Seni tanıdıktan sonra kendimi yolun vahşi kıyısında buluyorum. Her türlü değerin, alçalmanın, ölümün ve aşkın iç içe girdiği bir kıyıda. Ne öyküden vazgeçebiliyorum ne de senden. Yazdıkça seni yitiriyorum, daha çok özlüyor ve sonsuza dek görememek düşüncesinden ürküyorum. Seni sevdiğimi söylemek istiyorum, ama ya düşlerde olduğu gibi sesimi hiç çıkaramıyorum ya da haykırıyorum yazının o dilsiz yüreğiyle, sesim yolun vahşi kıyısının o cehennemi gürültüsü içinde kaybolup gidiyor.”

“Bir kadının arzu ve düşlerinin sınırlannı kim bilebilir? Erkekler bir kadının fantezisinde doğup ölen tanrılar gibidir.

Naz ve Niyaz’ ın sözcük anlamlan gibi.

Niyaz yalvarma, yakarış, rica anlamlarına geliyor. Tasavvufta Tanrı ya içini dökerek sığınma, dileğinin olması, suçlarının bağışlanması için yalvarmak anlamına gelir. Niyaz Naz’a inanıyor ama Tanrı’nın Naz ile Niyaz arasında ayırım yaptığını bilmiyor.

Naz da Niyaz da Tanrı’nın sevgilisi. Niyaz her şeyden tümüyle vazgeçiyor, ama Naz kimi kez Tanrı emirlerinin dışına çıkıyor.

Buna karşın Tanrı’nın gözünde Naz’ın tapınması çok daha geçerli. Niyaz her şeyini verdi. Taparcasına sevdiği Naz bile gitgide soluyor, anılarından siliniyordu. O kıyıda kalmıştı. Aşırı her tutku ölümü getirir, coşkulu bir nehirde akıp giden bir saman çöpü gibi sürükleniyordu. Niyaz bir kurbandı, bunu yalnızca Naz biliyordu, acı çekiyordu ama bağışlamıyordu.”

“Biliyor musun diyor, Aşk’ta bir anda dünyanın düzenini karıştıran nedir? Kendimiz olmakla, bir başkasını olduğu gibi kabul edebilmek arasındaki o ince çizgi. Niyaz’ın ölümünden beni sorumlu tutuyorsun. Oysa yaşama katılmamakla, yalnızca izlemekle onu sen öldürdün. Benim sevmediğim, seninse yaşamayan yanındı o.” Mahir Öztaş’ ın “Yolun Vahşi Kıyısı” adlı öyküsünden alınmıştır.

Ali Atmacapicasso aşk

Aşk kendini bilememektir. Hiçbir şeyi bilememek… Ne zaman gelip ne zaman geçeceğini bile. Edebiyatta Kerem ile Aslı etkiler beni çünkü orada müthiş bir başkaldırı vardır.

Oral Ünlü

Seks üzerine kurulu birlikteliğin adıdır AŞK.

Sevişmek kadar uzun sevişmenin hatırlandığı kadar kısa ve onursuz. Unutursun kendini, umursamazsın kimseyi ve yürürsün bedeninin ateşiyle…

Günah giysilerinden soyunmuş, çıplak ve arınmış kılmıştır seni AŞK. En mahremiyle… Boğduğun gibi çıplak, öldüğün gibi çıplak… Adı AŞK.

Sen olursun sende o!

Aynılaşırsın. Ruhların kavuşmuş bedenin buluşmuştur. Adı AŞK.

Aynısındır! Ya da sen onu itersin yada o seni iter. Aynı kutupların birbirini ittiği gibi… Rodin’in gittiği, Camille’nin kaldığı gibi Adı AŞK! Çamurdan AŞK.

Ekrem Kahraman

Aşk. olağan bir sevgi/sevda değil kızıl/ kara sevdadır. Mekânı beden olan ateşli bir tutku, tutkulu bir ateştir… Kritik bir dış/iç karşılaşma, derin bir bilinç ve duyarlık yarılması, bir büyük kişilik dönüşümüdür. Ötekinin imgesinin peşinde koşma harekâtı, O’na kendiliğinden ram olma.

O’nda kaybolma ve öz gönül kabuğunun çatlamasıyla sonuçlanan bir iç kabarması halidir. Bedenin her köşe bucağında birden başlayan büyük bir yangın, bir iç enerji patlamasının dışa vurumu, aklın, kalbin ve bedenin ortak tek bir içerik, tek bir dil. tek bir form alarak eşleşmesi, tek bir ülkeye dönüşmesidir. Orada ruh ister istemez kendisini terk ederek ötekine ram olmak için ayaklanın zorunlu olarak Tannya yaklaşır, giderek onunla eşleşir,

Bir kadının çölünden sonra çöl yoktur. Bir erkek olarak diyorum ki; kadının çölünde kalan erkek serap bile göremez; çölü de, kadını da, O’nun içeriğini de, anlamını da göremez hale düşer! Fakat o çölden geçmeyen bir erkek ise aslında yanıcı bir şey olduğunu da, mayalanmış bir hamur gibi dönüşüp kabarmasını da, bütün ömrü boyunca arayıp durduğu kendisini de göremez! Çünkü çöl olmayı tatmayan bir ruh asla seraplaşamaz. Ve diyorum ki eğer aşk bir elma ağacıysa Adem bir avcı olarak daima o ağacın altında oturur; Havva ise aynı ağacın uç dallannda dolaşır. Havva’sı olmayan ve Ondan hamile kalmayı beceremeyen bir Adem dünyaya daima eksik kalır…

Safiye Mine Erdurak

Aşk siyahtır. Düz bir yer var o yerin ortasında düşey alan düşmüyor aslında dimdik duran. Var olan ile olma çabasında dışarıdan gelen etkenlere karşı duran durduran, içindeki karmaşasının pek de göz ardı edilemeyeceği, bir yer burası savunması yine kendisi, savunanı da.

Gün içinde bir kapıdan girilen bu karışık alanın yaşama ne denli bir katkısı olabilir.

Ne kadar seni anlatabilir? Kapıdan girdin diyelim ama önce onu çaldın mı? 0 kapı daha önce de açık mıydı? Karanlık. Neden karanlıktır? Aydınlığını aradığı sürece. Aydınlık hep var mıdır? Karanlık süresince içindeki duyguları bir bir ekledikçe kendini de bu yere hapsettikçe kavuşabilecek misin ışığına? Benim rengim siyah, düşey alan içindeyim. Görüyorum içerideki ışığı, siyah rengin ışığını. Renk katıyorum ama aç gözlü siyah hemen yutuyor. Saklamam gerek diye düşünüyorum renkleri ona hissettirmeden biriktirmeliyim, gizli olmalı bu, ceplerime orama burama saklamalıyım. içine kendini kattığın alan bir kule. Korkun, alıştığın, karanlığın, senin ışığın. Siyah rengin, lekenin içi. Kule sana dokundum, seni hissettim, seni duydum, senin rengini sevdim, siyah rengini, karanlığını, düz alandan gelen biri olarak tırmandığım noktaya kadar kavramaya çalıştığım biçim kendi var oluşumdaki sorun olarak kapadığım ve sakladığım kadın kimliğime tepkili bir şekilde ben fallusum diye bağırıyor kule. Kule ukle kule ukbe kule ülke. Değil… Sen varsın senin kimliğinde dışa vuracağın biçimiyle kadınlığın var. Ben, biz bu kule içinde kendimizi saklarken düz alanda atlar oynuyordu. Kırmızı rengimi çıkardım. Nil tepesini boyadım. Kulenin tepesinden aşağıya onlarca kırmızı renk akıyordu. İçindeki karanlığa rağmen.

Bahar Kocaman

Aşk; heyecan, coşku, tutku dolu yoğun duygular yaşamak ve içi içine sığamamaktır. Bu duyguları bir kişiye duyabileceğiniz gibi, doğanın güzellikleri karşısında, sevdiğiniz bir işi yaparken de yaşayabilirsiniz. Kısacası AŞK yaşamın içindedir. Sanat ve aşk; birbiriyle iç içe olan, tanımlanması zor iki kavram. Her ikisinde de güçlü duygularla bir arayış, ulaşma çabası, yoğunlaşma vardır. Haz almayla acı çekmek arasında değişik duygular yaşatır. Aşkı doğrudan çağrıştıran eserler arasında Gustav Klimt’in ‘The Kiss” adlı tablosunu ilk aklıma gelen eser olarak sayabilirim.

Erdoğan Zümrütoğlu

Yok öyle bir şey. Yanlış adama yanlış sor

Kategoriler
Kültür&Sanat

Benzer Konular

  • Kadınları mahveden erkekler değil, ayrıntılardır

    Kadınları mahveden erkekler değil, ayrıntılardır!

    Ona duygularınızı açamıyor musunuz.. Bunca zamandır emek verdiğiniz ilişkiniz kötüye mi gidiyor, umutsuzluğa kapılmayın, her derdin bir çaresi var. Sevgi özeldir, güzeldir. Mutluluğu olduğu kadar hüznü; coşkuyu olduğu kadar...
  • Aşk bu mu

    Aşk bu mu?

    Gönül Derman sizlerden gelen soruları cevapladı. Soru: merhaba ben 25 yaşında çalışan biriyim. Çalıştığım yerde yönetici olan birinin bana ilgisini çok sonra fark ettim. Bana açıkladı bende karşı çıktım...
  • Evlilik nasıl olmalı

    Evlilik nasıl olmalı?

    Sorunlar karşısında ne yapacağınızı bilmiyor musunuz? Gönül Derman derdinize çare buluyor. Evlilik nasıl olmalı? Soru: Merhaba, eşimi çok seviyorum, eşim yaklaşık 12 yaş benden büyük ben 24 yaşındayım 2...
  • çok seviyordum

    Çok seviyor(d)um..!

    Gönül Derman sorularınızı cevaplıyor, problemlerinizi çözmenize yardımcı oluyor. Merhaba dostlar Cevap verdiğim dostlarımdan birçoğundan geri dönüş almışımdır. Zaten hepsi beni çok mutlu eden cümlelerle doludur. Şimdi bir tanesini sizlerle...