Uslanmadım!

Levent Yüksel’in Zalim’ini unutamayanlardansanız eğer, yeni albümü Uslanmadım tam size göre, haberiniz olsun. Geçen kış Atilla Özdemiroğlu’nun doğum gününde piyano başında söylediği “Uslanmadım”ı nihayet defalarca, istediğim yerde ve saatte...
iclal aydın yazıları

Levent Yüksel’in Zalim’ini unutamayanlardansanız eğer, yeni albümü Uslanmadım tam size göre, haberiniz olsun.

iclal aydın

İclal Aydın

Geçen kış Atilla Özdemiroğlu’nun doğum gününde piyano başında söylediği “Uslanmadım”ı nihayet defalarca, istediğim yerde ve saatte dinleyebileceğim için pek sevinçliyim… Albüm “Bu aşkın katili sensin” diye bir başlıyor sonra da akıp gidiyor…

Geçenlerde gazeteye gelirken, radyoda Arzu Çağlan biriyle sohbet ediyordu. Kimdi bu kadar güzel kahkaha atan adam, dur yahu şimdi çıkaracağım derken, “Bütün şarkılarım Al kıvamında olsun istedim” der demez “Leveeeent!” diye tanıyıverdim kendisini…

Bu albümün çıkması o kadar zaman aldı ki, biraz daha gecikseydi 24 şarkıdan oluşan bir koleksiyon albümümüz olacaktı nerdeyse…

Orhan Gencebay’ın ölümsüz “Yarabbim” şarkısını Levent’in yorumuyla dinleyerek otomobil kullanıyordum bu sabah. Trafikte herkesin şekil değiştirmesine pek içerlerim. Levent’in çok sevdiğim alaturka yorumundan mı yoksa büyük şehir yaratığına dönüşme sendromundan mı bilmiyorum, bende bir dolmuş şoförü sürati ve dayılığı baş göstermeye başladı o anda. Bir de kendi kendimi dolduruyorum ki, of yani…

Kız kardeşimin evine giderken ışıklarda bekleyip sonra U dönüşü yapmam gerekiyor. İstanbul’da dönmek için sıraya girip beklemeye başladığımda bir gün bilmem ki bir taksi gelip de son dakikada sıra bekleyenlere aldırmadan, o kadar arabayı hiçe sayıp ortalığı tıkayıp zırt diye dönmesin. Her defasında ama her defasında aynı şey olur. Bir adet sarı taksi kimseyi takmadan gelir ve önümüze burnunu kırıverir.

Şoförün burnunu kırmak isteği ile dolu on adet araç şoförü ise öfke ile kornalara basar ama nafile, tınlamadan basar gider…

Bugün gene aynısı olur mu, olursa bu sefer hayatta yol vermem diye düşünürken, aklıma gelen başıma geldi, bir taksi dönmek için önümüze geçti. Ben ve önümdeki araçlar buna fırsat vermemek için elimizden geleni yaptık. Derken taksi beni de sıkıştırdığı için aynalarımız birbirlerine imza attı.

Hışımla indi taksi şoförü arabadan. “Ne var ya, ne var ya kardeşim bir anlayış gösterseniz ne olur yaaaa” diye söylenerek geldi yanıma ve beni görmüş oldu. “Bir sorun mu var hanımefendi?” dedi. “Yoo” dedim “benim yok, sizin var mı?..”

“Yaa niye böyle oluyor anlamıyorum ki hanımefendi, ne zaman bir kadın şoför görsem yol veriyorum, nezaketli davranıyorum. Çok üzüldüm şimdi yaaaa, arkam çok doluydu, kamyon yol vermedi diye dönüş yapmak için öne geçtim, millet kornaya basıyor, bağırıyor filan.. Ne var yani bir anlayış gösterilse, ne olur!..”

Adamcağızın isyanı, kibar kibar konuşması komiğime gitti birden gülüverdim. “Neyse dedim, kusura bakmayın, hasarınız var mı? Canınızı sıkmayın, akşama kadar araba kullanacaksınız şimdi, sinirinizi bozmayın, haklısınız. Bu yolu sıklıkla kullanıyoruz ve sıklıkla taksi şoförleri kuralı ihlal ediyorlar biz de galiba peşinen sinirlendik. Özür dilerim” dedim.

Bir anda taksi şoförü ile ben bir şehir yaşamının insanı ne hale getirdiğine dair bir konuşma terapisine başladık. Yolun ortasında…

Sonra birbirimize nezaketle iyi günler diledik ve ben peşin öfkemden çok utandım…

Bütün bu olaylar olup biterken Levent Yüksel “Yarabbim sen büyüksün, yarabbim sen gönülsün” diye şarkı söylüyordu. Sonra çok sevdiğim bir başka şarkıya geçti. “Beni sorarsan şahitsiz suçlar gibiyim…

Levent’in insanı kederden kedere ve o keder içinde tuhaf bir coşkuya salan sesi ve yorumu beni benden ediyor… Elimde değil Levent’i dinlerken değişiyorum…

Şimdi bu yazıyı yazarken evde dinlemekteyim… Ama Levent ile ilgili peşin hükmümden dolayı asla utanmayacağım. Çünkü iyi bir iş yapacağını biliyordum. Uslanmayacağını…

Kategoriler
Kızlar Klübü
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • İclal Aydın seksi

    Kendine Bakmak Bir Mesaidir…

    Yaz geldi geliyor derken, sonunda kapıyı çaldı. Hayatı benim gibi kahvaltı, akşam yemeği ve çay sofralarında daha çok sevenler için yılın o bir parça endişeli haftaları başladı yani.. Söyleşi...
  • İclal Aydın Resim

    Kapadokya…

    Güneşli ama bir o kadar da soğuk bir Mart sabahında Orta Anadolu üzerinde süzülüyordu uçağımız… Nevşehir’e indiğimizde ise soğuğu iliklerimizde hissetmeye başlamış ancak tertemiz havayı da ciğerlerimize çekiyorduk. Sevgili...
  • İclal Aydın Köşe yazıları

    BİR TEPKİ VER

    Teksir makinesi derlerdi. Yazdıkları bildiriyi çoğaltırlardı bu makineyle. Onlar bildiri çoğaltırken arkadaşları afişlemeye ve duvar yazılarına çıkarlardı. Mor harfli saman kağıt tomarları ile bildirilerini pazar yerlerinde, duraklarda, şehrin kalabalık...
  • iclal aydın yazıları

    İNATÇI SEVİNÇLERİM

    Ben aslında iki yaşındayım. Evet, iki yaşımı biraz geçtim, üçe doğru yol alıyorum. Eğer ömrümün ilk yarısı kırk yaşıma kadar olansa ve bir bu kadar daha yaşayabilirsem demek ki...