Ülkenin hâl-i pür melali

SERVAN ALTIKANAT*/ Bu ülkenin hâl-i pür melali, aklıselim sahibi olan herkesi utanca boğuyor. Canımız ‘güvensizlik’ zırhıyla kaplı, gülümsemek, mutlu olmak haram… Yaşamak biz insanların en büyük, en tabii hakkı...
Ülkenin hâl-i pür melali

SERVAN ALTIKANAT*/ Bu ülkenin hâl-i pür melali, aklıselim sahibi olan herkesi utanca boğuyor. Canımız ‘güvensizlik’ zırhıyla kaplı, gülümsemek, mutlu olmak haram… Yaşamak biz insanların en büyük, en tabii hakkı iken, niçin ölüyoruz mütemadiyen? Niçin?

Terörün son adresi, Gaziantep… Bomba yüklü araçla gerçekleşen terör saldırısında, 2 polis yaşamını yitirdi, çoğu polis 20 dolayında kişi ise yaralandı.

Bir önceki adres ise, Bursa idi. Tarihi Kapalıçarşı’nın Ulu Cami yönündeki girişi…

Saldırının yaşandığı 27 Nisan Çarşamba günü de, eniştemle beraber Kapalıçarşı’ya gitmeyi düşünüyorduk.

Bir nedenden ötürü programımızda bir değişiklik yapıp İstanbul’a geçtik.

Kimbilir, Kapalıçarşı’ya gitseydik, bir kadının paramparça olduğu, 17 insanın yaralandığı “canlı bomba” felaketine, biz de yakalanacaktık belki de.

Belki ölecek, belki de yaralanacaktık.

Şu an hayatta olup bu yazıyı yazabildiğim için kendimi bahtlı hissediyorum.

Canımız bu ülkede güvende değil…

Her an ölebilir, paramparça olabiliriz.

Her an sakat kalabilir bir tarafımız.

Can güvenliğimizi temin eden, huzurumuzun bekçisi olan, çağdaş bir devletimiz ve çağdaş yöneticilerimiz maalesef yok.

Diyarbakır’da, İstasyon Meydanı’nda HDP’nin seçim mitinginde öldü insanlar.

Suruç’ta öldü insanlar.

Sultanahmet Meydanı’nda öldü insanlar.

İstiklal Caddesi’nde öldü insanlar.

Ankara’da Gar Meydanı’nda, barış pankartları taşırken, dans ederken, türküler söylerken, halay çekerken öldü insanlar.

Kızılay’da, durakta otobüs beklerken öldü insanlar.

Oysa ki yaşamak için gelmiştik biz bu dünyaya, güzelce, neşelice… Ama her yerde ölüyoruz.

Fransız yazar Montaigne’nin dediği gibi “Ölümün bizi nerde beklediği belli değil; iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim”.

Aleladeleşti ölüm.

Alıştık, alıştırıldık bombalı saldırılara, ziyadesiyle.

Şimdilerde, annelerin, babaların, dışarı çıkmak üzere olan çocuklarına verdiği nasihat şu: “Yavrum, kalabalığın içerisine girmeyiver.”

Bomba patlamadığı günler, “Hayırdır, bu aralar ortalık sakin” minvalinde nükteler yapar olduk kendi aramızda, kahvehanelerde.

Senaryo hep aynı:

Bombalı saldırı yaşanır. İnsanlar ölür, yaralanır. Olayla ilgili ivedilikle yayın yasağı getirilir.

Ertesi gün olayın vuku bulduğu yer, karanfillerle donatılır.

Siyasiler bu “hain ve menfur” saldırıyı şiddetle ve nefretle telin eder.

Hükümet, istifa çağrılarına kayıtsız kalıp savunmaya geçer. “İhmal yok, zafiyet yok” mavalını okur. “Türkiye’nin terörle mücadele konusundaki kararlı tutumundan geri adım atmayacağını” deklare eder… Ve olay kapanır, unutturulur.

İşte AKP’nin Türkiye’si bu.

AKP, boğazına kadar hukuksuzluğa batmış, paçasından rezillik akan bir “zavallılar kulübü”…

AKP bu ülkeyi yönetemiyor.

AKP, bu ülkenin insanlarının canlarını koruyamıyor.

AKP nazarında, “Türkiye şuan dikensiz gül bahçesi” belki ama Amerika’dan, Avrupa’dan bakan gözler Türkiye’yi “dikenli, tekinsiz bir bahçe” olarak görüyor.

Ne can güvenliği var, ne özgürlük, ne adalet…

Öyle ki, İsrail hükümeti Türkiye’deki vatandaşlarına “Ülkeyi derhal terk edin” çağrısında bulunuyor. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, Türkiye’deki 19 şehirle ilgili vatandaşlarını tembihliyor, “Buralara gitmeyin” diyor.

Almanya Federal Dışişleri Ofisi, Türkiye’de yaşayan Alman vatandaşlarını, “Aman kardeşim, gözünüzü seveyim, Türkiye’de, Türk devletine karşı siyasi açıklamalar yapmaktan kaçının” diye tembihliyor.

Hollanda Dışişleri Bakanı Bert Koenders ise Türkiye’ye gidecek vatandaşlarına, “Erdoğan’ı eleştirdiyseniz, güvenliğinizi temin edemeyiz” diyor…

Bu ülkenin hâl-i pür melali, aklıselim sahibi olan herkesi utanca boğuyor.

Canımız ‘güvensizlik’ zırhıyla kaplı, gülümsemek, mutlu olmak haram… Yaşamak biz insanların en büyük, en tabii hakkı iken, niçin ölüyoruz mütemadiyen? Niçin?

servan.alt@gmail.com

Kategoriler
Köşe Yazıları

Benzer Konular

  • Cezayir Silahlı İslami Grup

    Kendi Kendini Yiyen Ülke: Cezayir

    Terör, bir devletin kaçış noktası olamaz. Ama ne yazık ki sınırları dahilinde olan terör, devletler için bir kaçış noktası. Unutulan bir şey var ki, devlet denilen organizasyon, sınırları dahilinde...