Tutkular Ölmez

Ateşli bir kadın, sağlıklı bir birey midir, günahkâr bir varlık mı? Tutku için sevgi gerekir mi? Cinsel iştah kaybolunca, nereye gider? Modern kadını kıskacına alan bu sorulara cesur yanıtlar...
Ateşli kadın

Ateşli bir kadın, sağlıklı bir birey midir, günahkâr bir varlık mı? Tutku için sevgi gerekir mi? Cinsel iştah kaybolunca, nereye gider? Modern kadını kıskacına alan bu sorulara cesur yanıtlar vermenin vakti geldi!

Valérie Tasso

Valérie Tasso

Bir seks terapisti olarak, bugüne dek çok sayıda kişiye danışmanlık yaptım. Bir sorun var ki; daima geçerliliğini koruyor: Kadının seks arzusu duymaması. Bugünlerde birçok kadın, cinsel iştahını kaybetmiş görünüyor. Bu yazıyla, hem bu soruna (eğer gerçekten bir sorunsa), hem de kadındaki arzu sürecinde gerçekte neler olup bittiğine açıklık getirmeye çalışacağım.

Herkes neyi simgelediğini biliyor, ama ‘şehvet’ kelimesini tam olarak tanımlamak gerçekten zor. Cinsel arzu, davranışlarımızın rehberi; sosyal varlıklar olarak tabiatımızı da o belirliyor. Arzularımıza sahip çıkıp, kendimizi yargılamaktan vazgeçtiğimizde, özgür insanlar olacağız. Ama arzularımız, başkalarının bizim üzerimizdeki gücüne ve yargılarına bağlı olduğu sürece, biz de köle olmayı sürdüreceğiz. Cinsel arzuyu, koşullara bağlamak, azaltmak ya da hayatımızdan tamamen çıkarmak kolay. Bazı sosyal kontrol sistemleri bunu yapıyor; çünkü onlar, kim olduğumuzdan çok, ne yaptığımızla daha fazla ilgileniyor. Bizi ehlileştirmeye çalışıyor. Bu, insanı yönlendirmenin en iyi yolu. Yine de, şehvet olmadan, hayat çekilmez.

Tutkular Ölmez

Sevgi tuzağı

Birçok toplumda, eminim ki önceden kulağınıza gelmiş şu iddia çok yaygın: “Kadının arzu duyabilmesi için, öncelikle, biri tarafından sevildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır.” ‘Sevgi’, yukarıda bahsettiğim gibi, bir ‘sosyal kontrol sistemi’ olabilir. Eğer, bu zehirli sözlere inanırsak, kadınlar cinsel arzularını, sadece sevildiklerine dair histen emin olduktan sonra serbest bırakabilir. Peki neden?

Her şeyden önce biz de böyle düşünüyoruz; çünkü, aşk yapmaktan söz ederken, cinsel birleşmeyi kastettiğimizi unutuyoruz. Cinsellik, bir aşk egzersizi ve aşk olmasa, seks de olmaz. (‘Seks nedir, ne değildir’ ayrımını yapmak için ilginç bir yol.) Örneğin; tecavüzün cinsellikle alakası yoktur. Tecavüzcünün cinsel problemleri yoktur, ama başka türden sorunları vardır ve ‘birleşme’ gücünü, problemlerini ifade etmenin bir yolu olarak kullanır. Burada büyük bir nüans var.

Diğer taraftan, türümüzün kadın olanları (memeliler arasında özel bir durum) görünürde kızışmaz. (Kedi ya da köpeklerdeki gibi açık bir emareden söz ediyorum.) Bu, dişinin çiftleşmeye her zaman hazır olduğunu gösterir. (Hayvanlar için kullanılan ifadeleri kullandığım için üzgünüm.) Bu bakımdan, dişi, oldukça ‘tehlikeli’ bir hal alır. Bu yüzden de, onu kültürel bir etmenle yatıştırmak zorundayız: Sevgi. Aslında, bu örnekte de olduğu gibi, ‘sevgi’nin ‘aşk yapmak’la ilgisi yok, ama bir aile yaratmakla ilgisi var.

Bir başka açıklama daha var: Adanma. Cinsel arzusunu pekiştirmek için kadın, erkekten daha fazla zamanını, bunu düşünerek geçirmeli. Ve bugünlerde, bu, o kadar kolay değil. Üretken, çalışma hayatının (tuzakları ve kaygıları) içindeki bir kadın, hâlâ yapısal olarak ailenin bakımı ve korunmasıyla yükümlü. Bu gibi ‘pis konular’ üzerine düşünecek çok az zamanı var.

Sorunu nasıl çözmeli?

Hepimiz biliyoruz ki, şehvet (reklamlarda olduğu gibi) istenen yere çekiliyor. Ve bu durum kadın söz konusu olduğunda abartılıyor. Malum; kadın, öteden beri, suç ve günahı simgeliyor. İstenen yöne çekmenin bir başka yolu da, görmezden gelmek, yani karşısındakinin cinselliğini yok saymak. Kadının seksüel arzuları hakkında saatlerce yazabilirim. Kadınlar ve ihmal her zaman birbiriyle bağlantılı olmuştur (gayriihtiyari olarak, bizim tarafımızdan).

Öncelikle, kadınlar yukarıda nelerden bahsettiğimi bilmeli. Bu çok önemli. Sorunun sebebini bilince, çare bulabilirsiniz. Öbür türlü, bu mümkün olmaz. İkinci olarak, kadınlar şunu bilmeli: Cinsel arzu asla yok olmaz. Sadece farklı yönlere yoğunlaşabilir: çalışmaya, plastik sanatlara, fiziksel egzersize ya da kendine zarar vermeye. Bu nedenle, cinsel istek ‘kültür’ünü sürdürmek önemli.

Basit bir düşünce, bir bakış, erotik bir kitap ya da bir paragraf okumak, libidonun körelmesinin önüne geçmek için yeterli olur. Hiç kimse, bizi bundan alıkoyamaz.

‘Ateşli Adam’ diye bir film hatırlıyorum. Konumuzla ilgisi yok biliyorum, ama, ‘Ateşli Kadın’ diye bir film yok. Çünkü eminim ki, herkesin aklına ‘günahkâr’ bir film gelir (‘pornografik’ kelimesini kullanmak istemiyorum). Garip… Belki, kendimizi kötü hissetmeden, bir şeyleri değiştirmenin vakti gelmiştir.

Kategoriler
Cinsel SağlıkCinsellik
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Erkeklerin Cinsel Arzusu, Gerçekten Kadınlardan Farklı mı

    Erkeklerin Cinsel Arzusu, Gerçekten Kadınlardan Farklı mı?

    Arzu miktarı söz konusu olduğunda cinsiyetler arasında bir fark yoktur. Fakat gerçek yaşama bu böyle yansımaz. Toplum, insan cinselliğini kontrol etmek istediğinde, ilk yaptığı kadının arzusunu nizama sokmaktır. Freud’un...
  • Pornografi Erotizme Karşı

    Pornografi Erotizme Karşı

    Birçok kişi, pornografinin kaba, erotizmin ise zarif olduğunu düşünür. Gerçekten böyle mi? ‘Pornografi’ derken neyi kastediyoruz; erotizm ile pornografi arasındaki fark ne? Her iki kavramı da inceleyelim. Pornografi kelimesi,...