Türkiye’de Psikolojinin Tarihi Üzerine Notlar, 1: Mazhar Osman

Türkiye’nin akademik yaşamında bir eksikliği doldurmak yönünde yapıalacak -büyük ölçekte bir Çevresel Ülkelerde Psikolojinin Tarihi ve küçük ölçekte- bir Türkiye’de PsikolojininTarihi (ders kitabı) yazma girişiminde, ele alınabilecek dört tarihsel...
Mazhar Osman

Türkiye’nin akademik yaşamında bir eksikliği doldurmak yönünde yapıalacak -büyük ölçekte bir Çevresel Ülkelerde Psikolojinin Tarihi ve küçük ölçekte- bir Türkiye’de PsikolojininTarihi (ders kitabı) yazma girişiminde, ele alınabilecek dört tarihsel kişilik arasında (Mustafa Şekip Tunç (1886-1958), Mümtaz Turhan (1908-1969), Muzaffer Şerif (1906-1988) ve Mazhar Osman), Mazhar Osman, kuşku yok ki, çok önemli bir yer kapsayacaktır.

Mazhar Osman (Uzman), Türkiye çağdaş psikiyatrisinin kurucusu olarak kabul edilir. Bu yerinde ve açık kanı, -Reşadiye kışlalarını düzenleyerek- Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi’ni (İstanbul Emraz-ı Akliye ve Asabiye Hastanesi) kurmasıyla da pekişmiştir (1926). Bakırköy’deki hastaneden önce mecnunlar (deliler), çoklukla, Toptaşı Bimarhanesi’nde (Akıl Hastalıkları Hastanesi) tutulurdu. (Bu bimarhane yapısı, Üsküdar’da Valde Camii’ne bitişiktir; bimarhane olarak uzun yıllar kullanılışından sonra, tütünlük ve daha sonra -Yılmaz Güney’in kaçışını gerçekleştirdiği- Toptaşı Cezaevi ve sonunda Üsküdar İmam Hatip Lisesi olmuştur.) Toptaşı Bimarhanesi, akıl hastalarına en insanlık dışı uygulamaların yapıldığı bir kurum olmuştur. Öte yandan, bunu tüm Osmanlı tarihi için söylemek doğru değildir. (Bu tarihi, Foucault’nun Deliliğin Tarihi’nde ileri sürdüğü savlar açısından yeniden ele almak, gerekli ve ilginç olabilir. Ama böyle bir amaç, bu yazının sınırlarını aşar.) Akıl hastalarına yönelik insancıllık açısından Osmanlı yaklaşımı, II. Abdülhamit dönemi sayılmazsa, Ortaçağ ve Yeniçağ Avrupası’ndan kat kat üstündü. (Kağıtçıbaşı 1994; Uzman 1933, 1942) Bununla birlikte, mecnunların Toptaşı’da zincire vurulmuşluklarını, hücre yaşamlarını, utanç verici kötü hallerini, Mazhar Osman, bir hekimin ve herşeyden önce bir insanın insancıllığıyla anlatır. (Bkz. Uzman 1933, 1942) (Bir savlı tarih yazmak vardır, bir de savsız… Mazhar Osman, bir sav sunuyor: Bimarhane’nin bu kötü halini, II. Abdülhamit’in -iktidar oyunları arasında akıl hastası olmuş olan- Sultan Murat dolaylarındaki saplantılarına bağlıyor.)

Mazhar Osman’ın bilime inancı tamdır; akıl hastalığının, gizemli bir şey değil, beyindeki kimi hücrelerin bozulmasına ilişkin olduğunu şiddetle savunur. (Uzman 1933) Abdülhamit sansürü altında hazırladığı “Tababeti Ruhiye” (Psikolojik Tıp) yapıtındaki, “deli”, “mecnun”, “darüşşifa”, “cinnet”, ihtilali şuur” gibi sözcükleri nasıl özenle ayıklamak zorunda kaldığını anlatırken, şaşkınlığa düşmemek elde değildir. “Tababeti Ruhiye”, Meşrutiyetin ilanından hemen sonra 1909’da basılır. (Bu kitap, bu alanda Türkçe’de kaleme alınmış ilk özgün yapıttır.)

Türkiye’de sağaltılamaz mecnundan, sağaltılabilir ve çalışma içerisinde kendi kendini sağaltabilir akıl hastasına geçiş, Mazhar Osman’la olmuştur. Akıl hastaları için, bahçeli, gökyüzünü görebilecekleri bir yapı topluluğu kurma amaçlı nice özgecil ve özverili çabası düşünüldüğünde; Mazhar Osman’ın, bırakalım psikoloji öğrencilerince bilinmemesini, genelde psikoloji topluluğu ve daha genelde Türkiye insanı tarafından bilinmemesi, çok üzücü bir durumdur.

KAYNAKLAR
Akif, L. (1933). Bimarhaneyi nasıl buldum, nasıl bıraktım? In M. O. Uzman (Der.), Sıhhat Almanağı. (ss. 688-9). İstanbul: “Kader” Matbaası.
Kağıtçıbaşı, Ç. (1994). Psychology in Turkey. International Journal of Psychology, 6, 729-738.
Uzman, M. O. (1933). Bakırköy emrazı akliye ve asabiye hastanesi. In M. O. Uzman (Der.), Sıhhat Almanağı. (ss. 122-8). İstanbul: “Kader” Matbaası.
Uzman, M. O. (1933). Bakırköy emrazı akliye ve asabiye hastanesi. In M. O. Uzman (Der.), Sıhhat Almanağı. (ss. 128-9). İstanbul: “Kader” Matbaası.
Uzman, M. O. (1933). Tımarhaneden emrazı akliye ve asabiye hastanesine doğru. In M. O. Uzman (Der.), Sıhhat Almanağı. (ss. 117-121). İstanbul: “Kader” Matbaası.
Uzman, M. O. (1942). Bakırköy sinir ve akıl hastanesi (Gülhane parkında Halk partisi köşkünde söylenmiştir). In M. O. Uzman, Konferanslarım (Medikal, Paramedikal): Mekteplerde, Kulüplerde, Radyoda Söylenmiş. (ss. 122-128). İstanbul: Kader Basımevi.
Yıldırım, N. (1994). Usman, Mazhar Osman. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. (C.7, s.328). İstanbul: Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı.

EK :
Mazhar Osman’ın kaleminden dönemin akıl hastanelerinin dökümü:

Türkiye’de akli ve asabi hastaları muhafaza ve tedaviye mahsus müesseseler:

En büyüğü binbeşyüze yakın mevcudu olan İstanbul Bakırköy Emrazı akliye ve asabiye müessesesi. Başhekim ve müdürü Mazhar Osman Bey’dir. Bu sene tıp Fakültesi son sınıf efendileri de burada staj görnektedir. Teşrih marazi İhsan Şükrü, seroloji Neş’et Halil, adli hastalıklar İsmail Ziya, çocuk hastalıkları Cevat Zekai, asabii cerrahi Hami, asabiye Kemal Osman, dahiliye Rebii Hikmet (bilahare Osman Şerafeddin) beylerin idaresindedir.

Darülaceze- Üçyüzü mütecaviz aptal, saralı, matuh ve mefluç vardır, şimdilik Şükrü Hazım Bey fahri idare ediyor. Hamit devrinde Raşit Tahsin, meşrutiyette Mazhar Osman beyler fahriyen devam ediyorlardı.

Tıp Fakültesi- Akliye servisi Raşit Tahsin Bey’in idaresindedir. Şakirdana göstermek için yirmibeş otuz yatak vardır.
Asabiye kısmı da Mustafa Hayrullah Bey tarafından tedris edilmektedir.

Gülhane seririyatı- Şimdilik yirmibeş otuz yataktır; tedrisat ve müşahede içindir. Nazım Şakir Bey askeri hekimlere staj dersi vermektedir ve askeri teşkilatın akademisi mesabesindedir.

Haseki nisa hastanesinde Şükrü Hazım, Cerrahpaşa’da Ahmet Şükrü, Guraba’da İhsan Şükrü, Etfal’de Cevat Zekai beyler mütehassıstır.

Manisa emrazı akliye ve asabiye hastanesi- Modern bir hastanedir. İlk müdürü Ali Muhlis idi; şimdi Fahri Celal Bey müdür ve sertabip bulunmaktadır. Yetmişbeş kadar hastası vardır.

Elaziz bimarhanesi- Yine o kadar yataklıdır, müdür ve başhekimi Hakkı Ubeyidullah Bey’dir. İlk müdürü Ahmet Şükrü Bey’di.

Rumların Balıklı hastanesi- Üçyüz yataklı kadın ve erkek bimarhaneleri vardır. Erkek tarafının mütehassısı Zilanaki, kadın kısmının mütehassısı Konos Efendi’dir.

Yedikule Ermeni hastanesi- Yüze yakın mecnun vardır; mütehassısı Cezayirliyan Efendi’dir.

Askeri hastanelerden Haydarpaşa hastanesinin eskiden beri asabiye servisi en çok yataklısı ve mühimmidir. Senelerce miralay Hilmi Kadri Bey merhun mütehassıslığında bulunmuş, harbıumumi biadiyetinde Mazhar Osman Bey’e verilmiştir. Harbın sonuna doğru tekrar Hilmi Bey gelmiş, bilahare sık sık birçok mütehassıs değiştirdikten sonra Nuri Rüştü Bey’de karar kılmıştır.

İzmir’de ve Ankara’da Sıhhat Vekaleti hastanelerinin, ordu merkezlerinde Müdafaayi Mülkiye Vekaletinin bir çok mütehassıslıkları mevcuttur.

Yine emrazı asabiyeye ait olmak üzere İzmir’de Dilsizler mektebi vardır, ki müdürü sinir hekimlerinden Necati Kemal Bey’dir.

-Mazhar Osman’ın derlediği Sıhhat Almanakı’nın 129 ve 130. Sayfalarından alınmıştır. (1933)-

 

Ulaş Başar GEZGİN

Kategoriler
Psikoloji
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • ekonomi kriz

    Hayat “devalüe” edilemez

    Kriz geçmek bilmiyor. Bu arada, biz üstümüzü başımızı şöyle bir silkeleyip, sağlam neremiz kaldığına bakmayı tamamlamak üzereyiz. Nasıl dayanabiliyoruz? Krizin ruh durumumuz üzerindeki etkilerinin kendini göstermesini bekleyeduralım, şimdiye kadar...
  • Nuts (1987)

    Sinemadaki Psikiyatri: Belleğinizi Sınayın

    15-20 yıl öncesinin filmlerinden psikiyatri ile ilişkilendirilebilecek olanlarından bir “test” hazırladım. Biraz eğlencelik sayılabilir, meraklıları için. 1- Sinemadaki psikiyatri, bazı filmlerde kısıtlayıcı ve “mevcut düzenin” bir aygıtı olarak işgörür....
  • Fanatizm mi özgürlük mü

    Fanatizm mi, özgürlük mü?

    Zihnin devamlı acı çekmemize yol açan hilelerinden biri haklı olma ihtiyacıdır. Bu dünyadaki birçok anlaşmazlığın nedenidir çünkü haklı olmaya bağımlı olduğumuzda fikrimizi sevginin, barışın, şefkatin üstüne koyarız. Zihnin devamlı...
  • Kuzuların Sessizliği’nin yamyam doktoru

    Kuzular Sustuğunda…

    Sevgili okurlar, şu ara sinemalarda oynayan Hanibal filmini göremedim henüz, ama onun bir önceki filimi olan Kuzuların Sessizliği hakkında on yıl önce yazdığım bir yazıyı ilginize getirmek anlamlı olacak...