Türkiye’de petrol var mı? Yok mu?

Petrol, 20 ve 21. yüzyıl dünyasının vazgeçilmez enerji kaynağı oldu. 20. yüzyıl boyunca dünyada yaşanan pek çok siyasi, ekonomik ve askeri gelişmenin belirleyicisi yine petroldü. Tarih içinde kanlı savaşlara...
Türkiye’de petrol var mı

Petrol, 20 ve 21. yüzyıl dünyasının vazgeçilmez enerji kaynağı oldu. 20. yüzyıl boyunca dünyada yaşanan pek çok siyasi, ekonomik ve askeri gelişmenin belirleyicisi yine petroldü.

Tarih içinde kanlı savaşlara yol açan petrolün, Türkiye’de olup olmadığı çok tartışıldı. “Türkiye petrol denizi üzerinde; ama, çıkarmamıza izin verilmiyor” ya da “Petrol kuyularımızı çimento ile kapattılar” iddialarının yanı sıra petrol kaynaklarımızın yabancılara saklandığı” söylentileri de kulaktan kulağa yayıldı.

Bu iddialara son dönemde bir yenisi daha eklendi: “Yabancı dev petrol şirketleri, Türkiye’de Petrol Yasası’nı kendi çıkarlarına uygun hale getirmek istiyor. Hükümet, çok uluslu şirketlerin baskısıyla bir yasa hazırladı. Türkiye’de Petrol olmasaydı, çok uluslu şirketler bu yasanın çıkması için bastırır mıydı?”

Peki, gerçek ne? Dilden dile dolaşan iddialar, gerçeği yansıtıyor mu? Tuz kaynakları ile petrol ilişkisi kurulabilir mi? Emperyalist devletler ve çok uluslu şirketler Türkiye’deki petrolün çıkarılmasına engel mi? Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yıllar önce açılan petrol kuyuları, betonla kapatıldı mı?

10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından, bazı ulusal kaygılar nedeniyle, bir kez daha görüşülmek üzere Meclis’e iade edilen Petrol Yasası ekseninde bu sorulara yanıt arayacağız.

Araştırma haberimiz içinde, 2. Abdülhamit’in parasını bizzat ödeyerek, Alman maden mühendisi Paul Groskoph ile Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibine Osmanlı İmparatorluğu’ndaki petrol kaynaklarına ilişkin olarak hazırlattığı rapora da yer verdik. Bu rapor ilk kez tüm ayrıntıyla Türk okuyucusuna sunuluyor.

Türkiye’de petrol var mı, yok mu?

Bu soru, onlarca yıldır soruluyor. Sorunun yanıtını yüzyıl geriye giderek bulmaya çalışalım. Hem de tarihi bir belgeye dayanarak…

Sultan 2. Abdülhamit Han

Sultan 2. Abdülhamit Han’ın 1901’de Alman maden mühendisi Paul Groskoph ile Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibine hazırlattığı rapora hep birlikte göz atalım. Bu raporda, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde petrol rezervi olduğu net biçimde ortaya konuluyor.

Güneydoğu Anadolu’nun hemen hemen tamamında petrol bulunduğu saptanıyor. Rapora göre Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı, Sinan, Batman Çayı, Dicle Bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri (Çölemerik)’de önemli petrol yatakları bulunuyor.

Mühendisler, araştırmalarını Doğu ve Güneydoğu ile sınırlı tutmuyor. O dönemde, Osmanlı toprakları içinde bulunan Zaho, Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Musul ve Bağdat gibi bölgelerde de araştırma yapılıyor.

İşin en ilginç yanı yüz yıl önce hazırlanan petrol haritasında belirlenen pek çok yerde halen petrol çıkarılıyor. 6 ay önce Barzani ailesince Habur Çayı’nın öteki kıyısında çıkartılan ve Türkiye’nin deyim yerindeyse iştihanı kabartan petrol kuyuları bunlardan yalnızca biri.

Bu aynı zamanda Sultan Abdülhamit’in yüzyıl önce yaptırdığı araştırmanın ne denli sağlıklı olduğunu da ortaya koyuyor. Abdülhamit’in hazırlattığı petrol haritasına göre, 65 noktada petrol rezervi bulunuyor.

Prof. Maranki: Trakya’da zengin petrol yatakları var

Azerbeycan da bulunan Bakü Üniversitesi’nde uzun yıllar çalışan, kozmik bilim uzmanı Prof. Dr. Ahmet Maranki, Türkiye’nin zengin maden ve petrol rezervine sahip olduğunu belirtiyor. Maranki, görüşünü, Hazar Denizi’nin petrol rezerviyle ilgili yapılan bir seminerde tanık olduğu bilgilerle destekliyor.

Maranki, “Seminerde, Hazar Denizi’nin doğu–batı uzantılı uydu görüntüleri bizim Trakya’yı da içine alacak şekildeydi. Bu görüntülerde, uzmanların petrol olarak işaret ettiği renk, bizim topraklarımızda oldukça fazlaydı. Özellikle Kastamonu bölgesinde bu renkleri görünce sordum, ‘bu nedir’ diye? Onlar da “neden soruyorsun” dediler” diye konuştu.

ABD büyükelçisi, Kastamonu’ya niye geldi?

Maranki açıklamasını şöyle sürdürüyor: “Şahit olduğum olaydan sonra, doğduğum yer de olan Kastamonu’ya gittim. Uzun süre araştırma yaptım. Yaşlı insanlarla sohbet ettim. Bu araştırmalar sonucunda 1957 yılında Amerikalıların Kastamonu’da petrol bulduklarını ve buldukları kuyuları cıva ile kapattıklarını tespit ettim.

Kuyuların fotoğrafını çektim. Verdiğim bilgiler neticesinde, konu bölgesel gazeteler tarafından manşetlere taşınınca, ertesi gün ABD’nin Ankara Büyükelçisi Marc Grosman soluğu Kastamonu’da aldı( 1997).

Bu sürpriz ziyaret nedeniyle gazetecilerin Grosman’a yönelttiği ‘Neden Kastamonu’ya geldiniz?’ sorusuna, Büyükelçi’nin verdiği cevap gerçekten çok anlamlı oldu. ‘Sarımsak festivaline katılmak için!”

TPAO: “Petrol tarihinde altın sayfa açılacak”

Prof. Maranki’nin görüş ve iddialarını Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Genel Müdürü Mehmet Uysal da doğruluyor.

Uysal,“Hazar bölgesi petrol sistemi, Karadeniz’in altından Romanya’ya uzanıyor.Bu bölgede Türkiye’nin petrol tarihini değiştirecek rezerv var. Karadeniz, Türkiye’nin petrol tarihinde altın sayfalar açacak. Bunu 30 yıllık TPAO geçmişime ve teknokratlığıma güvenerek söylüyorum.” dedi.

Türkiye’de petrol tarihini değiştirecek rezerv olduğunu kaydeden Uysal, “Karadeniz’in batısında doğalgaz, doğusunda petrol bulunuyor.” dedi
Uysal iddialı konuşuyor.

TPAO’nun Karadeniz’de yürüttüğü çalışmaların planlandığı gibi sonuç vermesi durumunda 2023 yılında Türkiye’nin dışarıdan petrol ve doğalgaz ithalatına sona ereceğini öne sürüyor.

Uysal, ulusal petrol şirketi TPAO’nun, son dönemdeki girişimleriyle Türkiye’nin petrol ihtiyacını karşılamak ve petrol sektöründe uluslararası bir aktör olmak için çalışmalarına hız verdiğini kaydediyor.

Diyarbakır-Adıyaman bölgelerinde yoğunlaşan petrol üretiminin ülke ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğunu anlatan Uysal, bölgedeki üretimin sadece, Türkiye’nin stratejik ihtiyacını karşılayacak potansiyelde olduğunu belirtiyor.

Uysal, şöyle devam ediyor: “Ancak Karadeniz’de durum farklı. Türkiye’nin petrol ve gaz ihtiyacının önemli bir bölümü hırçın dalgalarıyla ünlü denizin altından karşılanacak. Bu çerçevede BP ile yürütülen ve 150 milyon dolar harcanan çalışmalarda beklediğimiz bütün olumlu neticelere ulaştık. Şimdi bunun ileri bir adımı olarak sondaja başlayacağız. 2009’dan itibaren Türkiye’de petrol aramada altın sayfalar açılacak. Burada yapılacak keşifleri bir müjde olarak Türk halkına sunacağız. Ancak, üretim safhasına geçiş 2015’i bulur. Çünkü, Azerbaycan’da 1990’lı yıllarda başladığımız çalışmalardan 12 yıl sonra üretime geçtik. Karadeniz’le de sınırlı kalmayacağız. Akdeniz ve Ege’de de çalışmalar sürüyor.”

Shell: Türkiye petrol okyanusunun üzerinde

Türkiye`de 20 yıl süreyle Shell’in Genel Müdürlüğü`nü yapmış olan Anthony Hages de Türkiye’de petrol olup olmadığına yönelik tartışmalara göbeğinden katılıyor.

Hages, “Petrol ile ilgilenen ABD şirketleri bilirler ki Türkiye petrol okyanusunun üzerinde oturmaktadır” diyerek, son derece çarpıcı bir açıklamada bulunuyor.

“Yabancılar, petrolün tamamını alabilir hale gelince, Türkiye’nin her yerinden petrol fışkıracak”

Vatan Gazetesi yazarı Yiğit Bulut da petrol tartışmasına ve hükümetin hazırladığı Petrol Yasası’na farklı bir bakış açısıyla değiniyor.
Bulut, “…Türkiye’de ve çevresinde hatta karasularımız içinde kalan bölgelerde petrol var…

Ne zaman çıkarılacak derseniz Türkiye, yabancılar tarafından tam olarak kontrol edilip, yapılacak düzenlemeler ile ‘yabancı petrol devleri’ bize hiçbir şey vermeden petrolün tamamını alabilir hale geldiklerinde, Türkiye’nin her yerinden petrol fışkıracak” görüşünü öne sürüyor.

Petrol-İş: Rezerv olmasa, yabancılar yasa istemez?

Gazeteci Yiğit Bulut’un görüşlerini, Petrol –İş Başkanı Mustafa Öztaşkın’da destekliyor. Öztaşkın’a göre, eğer petrol rezervimiz olmasaydı IMF, Dünya Bankası ve çok uluslu şirketler Yeni Petrol Yasası’nın çıkması için çaba göstermezdi.

Öztaşkın, Sezer tarafından veto edilen yasanın Irak petrol kanunu ile neredeyse aynı olduğunu belirterek, “Irak’ta, petrol bulunan araziler en az 25-30 yıl devlet kontrolünden çıkartılıyor, Irak’ın petrol gelirlerinin yüzde 85’i yurtdışına çıkartılıyor. Irak’ta savaşla yapılan sömürüler Türkiye’de iktidarlar sayesinde kolaylıkla yaptırılıyor. İktidarın temel düşüncesi yabancı sermayenin de etkisiyle kamuya ait her şeyi tasfiye etmek. Petrolü sözde özgürleştirmek” diye konuştu.

ABD, petrol çıkan kuyularımızı kapattı mı?

Enerji Uzmanı Ali Arif Aktürk, yabancıların Türkiye’de petrol çıkan kuyuları kapattıkları yönünde ileri sürülen iddiaları doğru bulmuyor. “Eğer ekonomik değilse, petrol kuyusu” kapatılır diyen Aktürk, Anadolu’da görülen o kapatılmış kuyuların ya sondaj sonucu kuru çıkmış, ya da ekonomik olmayan kuyular olduğunu belirtiyor.

Aktürk şöyle devam ediyor:Uluslar arası petrol şirketleri dünya borsalarında işlem görürler. Hisselerinin değerleri petrol fiyatları artınca artar. Bundaki en temel sebep petrol şirketlerinin bilançolarında kendilerinin sahip oldukları petrol üretsin üretmesin rezervler, üretim paylaşma anlaşmaları (PSA), geri alım anlaşmaları (Buy-back) yarattığı değerlerdir. Hatta yanlış hatırlamıyorsam Shell bilançosunda bu rezervlerle ilgili yanlış bilgi verdiği ve yatırımcıyı yanılttığı için 2006 yılında çok büyük bir ceza yedi. Şimdi hal böyle iken, eğer uluslararası bir petrol şirketi Türkiye’de petrol bulsa bu petrolü üretmeden bile bilançosuna rezerv olarak koysa şirketinin değeri artacak. Niçin bulmuş olduğu kuyuyu kapatıp bırakıp gitsin? Bence tüm bu iddialar şehir efsanesinde başka bir şey değildir.”

Sismik çalışmalarda petrol var denildi, sondajdan sonra su çıktı

Aktürk, sondaj yapılmadan yer altında petrol olup olmadığının kesin olarak bilinmesinin zorluğunu dile getiriyor. Petrolün varlığından yüzde yüz emin olmak için sondajın şart olduğuna vurgu yapan Arif Aktürk, iki boyutlu, üç boyutlu sismik çalışmalar ile diğer jeolojik çalışmaların yerin altı için kanıtlar verse de, sondaj esnasında alınan karotlar ile yeraltının jeolojik yapısının kesinleştiğini kaydediyor. Aktürk konuyla ilgili şunları söylüyor: “Sismik çalışmalarda petrolün varlığı tespit edilen birçok bölgede kuyu açıldığında yeraltı suyu bile çıkabilmektedir.” Dedi.

“Tuzun varlığı petrol demek değildir”

Akktürk, tuzun bulunduğu yerlerde büyük oranda petrol çıktığı görüşlerine de katılmıyor. Tuz domunun varlığının, o bölgede yerin altında sıvı birikebileceğinin göstergesi olabileceğine işaret eden Aktürk, “Bu illaki orada petrol var demek anlamına gelmez. Tuzun varlığı sadece olasılığı yükseltir.” diyor.

Aktürk, sırf Amerikanın Teksas eyaletinde yılda yapılan sondaj sayısının, bizim tüm Türkiye’de Cumhuriyet kurulduğundan beri yapılan sondaj sayısından fazla olduğuna işaret ederek, “Buna ilişkin rakamlar internette de mevcuttur. Hal böyle iken Türkiye petrol denizinin üzerinde yüzüyor iddiası ne kadar gerçekçi değilse Türkiye’de petrol yok iddiası da gerçekçi değildir. Ancak şu anda elimizde bulunan veriler ışığında Türkiye petrol denizin üzerinde yüzüyor demek abesle iştigal veya bir şehir efsanesidir.”

Kategoriler
EkonomiTürkiye
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular