‘Türkiye’de Jön Çok, Kadın Oyuncu Yok’

Deniz Akkaya ‘Eğreti Gelin’le sinemaya iddialı bir adım atacak… Bence Türkiye’de oyuncu olmak isteyen çok, ama iyi oyuncu fazla yetişmiyor. Hala yıllardır seyrettiğimiz, gözlerimizin aşina olduğu kişiler oynuyor filmlerde....

Deniz Akkaya ‘Eğreti Gelin’le sinemaya iddialı bir adım atacak…

Bence Türkiye’de oyuncu olmak isteyen çok, ama iyi oyuncu fazla yetişmiyor. Hala yıllardır seyrettiğimiz, gözlerimizin aşina olduğu kişiler oynuyor filmlerde.

Deniz Akkaya

Arada yetişenler de oluyor ama saymaya başlayınca iki elin parmaklarını geçmiyor. Özellikle de kadın oyuncu sıkıntısı var. Jön konusunda daha şanslıyız bence.

Deniz Akkaya her zaman Türkiye’nin en çok konuşulan mankenlerinden biri oldu. Hele gazeteciliğe el atıp da röportajlar yapmaya başladığında hakkında tartışma programları bile düzenlendi. Ardından ‘;Deniz Kızı’; adlı televizyon programı geldi. Her ne kadar şimdi “Böyle bir program yapmamalıydım” dese de o dönem adından epeyce söz ettirmişti eski model. ‘Yeşil Işık’ filmindeki kısa rolü ise geleceğin habercisi oldu ve şimdi Deniz Akkaya, Atıf Yılmaz imzalı bir filmle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.

Deniz Akkaya_0_0_0– Türk sinemasının duayenlerinden Atıf Yılmaz’ın çekeceği bir filmde yer alacaksınız. Yılmaz’la bir araya gelişiniz nasıl oldu?
Atıf Yılmaz’la tanışmam tamamen tesadüf eseri oldu. Geçen yaz gittiğim bir Sezen Aksu konserinde arkamda oturuyordu. Tabii onun filmleriyle büyüdüğümüz için kendisini sima olarak tanıyordum ama ilk defa o konserde sohbet etme fırsatı buldum. Bir süre geçtikten sonra Atıf Yılmaz beni aradı ve üzerinde uzun süredir çalıştığı bir film projesi olduğunu söyleyerek, benim bu filmde rol alıp almayacağımı sordu. Ben zaten oyuncu olmak istiyordum ama kendimi hazır hissetmiyordum. Filmin tekstini okuduktan sonra, bu kadar ağır bir rolün altından kalkamayacağımı düşündüm. Çünkü cahil cesaretiyle bir işe kalkışmak istemedim.

– Kabul etmeye nasıl karar verdiniz
Atıf Bey’le terapi gibi uzun görüşme seanslarımız oldu. Bir süre sonra bu seanslara Deniz Türkali de katıldı. Deniz Hanım oyunculuğu yapıp yapamayacağımı görmek için üzerimde birkaç şey denemek istediğini söyledi ve böylece filmi çekmeye ikna olup Deniz Türkali’den ders almaya başladım. Sonuçta gelen teklif bir Atıf Yılmaz projesi ve Atıf Yılmaz her zaman kadın karakter oyuncuları yetiştirip ön plana çıkarmış bir yönetmen…

– Ne gibi bir eğitim veriyor Deniz Türkali size?
Deniz Türkali benim henüz ham olduğumu ve çok çalışmam gerektiğini söylüyor. Yaklaşık bir senedir devam eden eğitimlerimiz daha çok oyunculuğun temel taşlarıyla ilgili. Bu işin de kuralları ve yöntemleri var, ben de bu kurallar ve yöntemlerle ilgili bilgiler alıyorum. Bu yöntemleri öğrendikten sonra kendime en yakın olanı seçeceğim.

– Peki çalışmalarınızı filmin senaryosu üzerinden mi yürütüyorsunuz
Henüz senaryo üzerinde hiçbir çalışma yapmadık. Şimdiye kadar kurallar ve yöntemler üzerinde çalıştık, yeni yeni de tiyatro metinlerine geçtik. Shakespeare, Çehov gibi yazarların oyunlarını oynuyoruz. Bu kadar zor oyunlar üzerinde çalışmamızın nedeni, zor ve değişken karakterleri daha iyi kavramam. O zaman filmdeki karakteri oynamak daha kolay olacak benim için.

– Atıf Yılmaz ve Deniz Türkali gibi Türk sinemasının iki önemli ismi ile çalışmak size neler kattı ya da neler katacak
Onlarla çalışmak bana şimdiden çok şey kattı. En başta Atıf Yılmaz’ın bana güvenmesi, benim hakkımda kafasında soru işareti olanlara iyi bir cevap oldu. Deniz Türkali ise iyi bir oyuncu olması, birçok tek kişilik oyunda rol alması, dokuz aylıkken konuşmaya başlayıp kendi masallarını oynayan bir kadın olmasının dışında, çok renkli biri. Ondan oyunculuğun yanı sıra insan olma adına çok şey öğrendim. Her ne kadar Deniz Akkaya olarak güçlü bir yapıya sahip olsam da çekingen yönlerim vardı ama artık kendine daha çok güvenen, dik durmayı bilen bir kadınım.

deniz_akkaya 1

– ‘Eğreti Gelin’in konusu nedir?
‘Eğreti Gelin’ çok romantik olmasına rağmen insanın içini acıtan hüzünlü bir hikâyeye sahip. Kendinden yaşça küçük ve asla âşık olmaması gereken birine âşık olan bir kadın ve hayatında aşkı tatmamış bir erkeğin arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Filmin çıkış noktası ise Denizli’de 1930’larda olan bir gelenek. O dönemlerde eğreti gelin denilen ve halk arasında saygı gösterilen ama hiç kimsenin âşık olup evlenmek istemediği kadınlar varmış. Bu kadınlar evlilik çağına gelmiş erkeklere nasıl iyi bir eş olunacağından evin nasıl çekip çevrileceğine ve cinselliğe kadar evlilikle ilgili her konuda eğitim verirlermiş. Yani erkekleri her anlamda evliliğe hazırlamak için görevlendirilmiş kadınlarmış. Eğreti gelinler işleri bittikten sonra asla para almazlarmış ve hiçbir zaman evleri olmazmış. Bir evden ayrılma zamanı geldiğinde tavsiye üzerine başka eve gidermiş. Eğreti gelin olmanın en önemli kuralı ise eğitim verilen kişi ile asla aşk ilişkisinin yaşanmamasıymış. Ama bu yasak ne kadar geçerli olabilir ki. Bizim filmimiz de bu noktadan hareketle ortaya çıktı.

Deniz Akkaya 7

– Oyuncu olmak için Deniz Türkali’den aldığınız eğitim yeterli mi sizce?
Hayır, asla değil. Bence konservatuvar eğitimi almak çok önemli ama illa da konservatuvardan mezun olmak gerekli fikrine katılmıyorum. Dünyada da okullu olmayan ama Oscar almış birçok oyuncu var. En önemlisi bu işin eğitimini görmezseniz, öğrenmek için daha fazla efor sarf etmeniz gerekiyor.

– Oyunculuk için içten gelen bir yeteneğin de olması gerekmez mi?
Tabii ki gerekli. Herkes oyuncu olamaz. Bunu ben değil, Atıf Yılmaz, Deniz Türkali gibi bu işe gönül vermiş yönetmenler, oyuncular söylüyor. İlk önce yetenek sonra da azim ve çalışma gerekiyor. Ama o vahşi ve ham yetenek eğitilmeden hiçbir işe yaramaz

Deniz Akkaya 2

– Son yıllarda bir oyuncu patlaması yaşıyoruz. Herkes 15 dakikalığına da olsa bir yerlerde oynuyor ve oyuncu olduğunu iddia ediyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz. Türkiye’de gereğinden fazla oyuncu yok mu?
Bence Türkiye’de oyuncu olmak isteyen çok, ama iyi oyuncu fazla yetişmiyor. Türk sinemasının ilerlediğine katılıyorum ama dikkat edecek olursanız hâlâ yıllardır seyrettiğimiz, gözlerimizin aşina olduğu kişiler oynuyor filmlerde. Zeki Alasya, Metin Akpınar, Türkan Şoray, Kadir İnanır… Hep tanıdık isimler. Tabii arada yetişenler de oluyor, mesela Nurgül Yeşilçay, Hande Ataizi, Özcan Deniz, Mehmet Günsür, Kenan İmirzalıoğlu, Memet Ali Alabora gibi. Ama saymaya başlayınca iki elin parmaklarını geçmiyor bu isimler. Özellikle de kadın oyuncu konusunda sıkıntı var. Jön konusunda daha şanslıyız bence.

Deniz Akkaya 8

– Hülya Avşar, sizin aksinize Türkiye’de jön olmadığından şikâyet etmişti.
Bence jönü yanlış kullanmış olabilir; çünkü bildiğim kadarıyla jön, genç erkek oyuncular için kullanılır. Hülya Avşar bir filmde oynayacaksa artık karşısında orta yaşlı bir erkek olması gerekiyor. Belki de jön derken beraber oynayabileceği erkek oyuncuları kastetmiştir. Yoksa ben Türkiye’de jön olduğuna inanıyorum.

– Siz Türkiye’de yeterince oyuncu yetişmiyor diyorsunuz ama etraf, büyük iddialar ortaya atarak oyuncu olduğunu söyleyenlerle dolu. Acaba kendine daha güvenli bir nesil mi geliyor?
Sadece daha hırslı bir nesil geliyor ama her şeye cahil cesaretiyle atlamak doğru değil. Yaptığınız işe emek verip yüreğinizi koymadan, bunu yapacağım, şunu yapacağım diye atlamak olmaz. Yavaş yavaş, emin adımlarla gitmeyi tercih etmek gerek. Üstlendiğim büyük bir rol, sonun başlangıcı olacaksa küçük rolleri tercih ederim.

Röportaj: Pınar Denizer

Kategoriler
RöportajSinemaÜnlüler
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • savaş filmleri

    Yüzyıldır Bitmeyen Savaş!

    Ağustos 1914… Dünyanın ilk kez topyekûn savaş dehşetiyle karşı karşıya kalmasının üzerinden tam 100 yıl geçti. Artık ne tanıklar hayatta, ne savaşla çizilen sınırlar geçerli. O günlerin izleri kitaplarda...
  • JOE BLACK

    Varoluşsal Açıdan Bir Film Eleştirisi “Joe Black”

    KONU: 60 yaşına girmek üzere olan oldukça zengin bir iş adamı tüm zamanını çalışmaya ve para kazanmaya adamıştır. Ve bir gün insan kılığına girmiş olarak azarail karşısına çıkar ve...
  • Nuts (1987)

    Sinemadaki Psikiyatri: Belleğinizi Sınayın

    15-20 yıl öncesinin filmlerinden psikiyatri ile ilişkilendirilebilecek olanlarından bir “test” hazırladım. Biraz eğlencelik sayılabilir, meraklıları için. 1- Sinemadaki psikiyatri, bazı filmlerde kısıtlayıcı ve “mevcut düzenin” bir aygıtı olarak işgörür....
  • Ömer Lütfi Akad Ustayla Son Röportaj

    Ömer Lütfi Akad Ustayla Son Röportaj

    “Özal, yaptığı anlaşmalarla yabancı film şirketlerine kapıları koşulsuz açarak ulusal sinemayı bitirdi. Şimdilerde de Türk filmi diye Fransız filmi, Amerikan filmi çekiyorlar. Yaptıkları işleri de anlamıyorum” Hayatta tesadüflerin elbette...