Trip Bitti

Cam kırıkları üzerinde yürüyen romantik adam Gökhan Kırdar, 1997’de ciddi tribe girip “Trip” albümünü yayımlamış ve ortalıktan kaybolmuştu. En son, The Cure’un solisti Robert Smith’i andıran punk hallerde karşımıza...

Cam kırıkları üzerinde yürüyen romantik adam Gökhan Kırdar, 1997’de ciddi tribe girip “Trip” albümünü yayımlamış ve ortalıktan kaybolmuştu.

En son, The Cure’un solisti Robert Smith’i andıran punk hallerde karşımıza çıkan Kırdar’ın yeni felsefesi ise Ethnotronix…

Gökhan Kırdar

Gökhan Kırdar, `Serseri Mayın’, `Tutunamadım’ ve `Trip’ adlı üç albüm yaparak nereye doğru gideceğinin işaretlerini vermişti. Cilalı imaj devrinin ona göre olmadığını anlayan Kırdar, çizdiği `sağlam’ yolun ilk ürünü `Ethnotronix’ ile yeniden ortalığa çıkınca, meraklara gark olmuş bir halde çaldık kapısını…

`Trip’ albümünüz biraz kıyıda köşede kaldı sanki, halbuki o döneme göre çok ilginç ve iyi bir albümdü.
Pazarlamak gibi bir gayem zaten yoktu. Daha radikal, psikolojik bir derdim vardı aslında. Daha önceki iki albüm ve girdiğim atmosfer bana çok iyi gelmemişti.

Nelerdi sizi rahatsız edenler?
Müzik endüstrisi genelde zirveye oynar. Herkesin derdi en çok kim satacak. Bu yüzden çok hırslanıp içlerinden gelmediği gibi davranabiliyorlar. Ben de böyle bir ortamdan uzaklaşıp başka bir kulvarda yer almanın daha iyi geleceğini düşündüm. 1995-96’da başlayan bütün dünyadaki müzik devrimine uyum göstermekti amacım. Müzisyen olunca doğal olarak bunu takip ediyorsunuz. Türkiye yerine, dünyadaki gelişime paralel gidersem, gelişebileceğimi düşündüm.

Gökhan Kırdar_0_1_0Biraz da fazla hassassınız galiba.
Sanatın herhangi bir dalıyla uğraşıp hassas olmamak mümkün değil ki. Kanallarınızın açık olmasının sonucu olarak birtakım özel dışavurumlar gerçekleştiriyorsunuz. Başka bir insanın yerine düşünebileceğiniz sürece toplu halde yaşamayı becerebiliyorsunuz. Bunun dışında hep saklanan bir kavga söz konusu olacak. Hırs ve ikiyüzlülük beni en çok rahatsız eden şey. İyi tiraj almış müziklerin devamını ve taklidini yapmaktan öteye gidemiyoruz böylece. Oysaki yurtdışındaki yapım şirketleri farklı birtakım çalışmaların şansı olacağına inanır. `Ethnotronix’in çıkış noktası da biraz bu. İki zıt kavramın olabilirliğinin peşine düşmek.

Zıt kavram derken neyi kastediyorsunuz?
Bilinç anlamında bizden önde gidenlerin arkasından gidiyoruz aslında. Birtakım insanlar bizden önce bazı şeyleri bulmuşlar ve doğal olarak devam ediyorlar. Müzik trendinin, Doğu’ya yönelmesinin sebebi de bu. Ben de bu fütüristik noktaya tekno yoluyla ulaşmak yerine, tersinden gidiyorum. Geleceğin de geçmişe geri döneceğini düşünüyorum.

Trip albümünüzde psikolojik anlamda çözülmesi gereken bir dolu düğümle uğraşıyordunuz. Tüm bunlar çözüldü ve ardından daha toparlanmış bir kafanın ürünü `Ethnotronix’ geldi diyebilir miyiz?
Böyle demek yanlış olmaz. Ama bunu çok şeffaf bir şekilde gerçekleştirmeniz gerekiyor. İnsanlara samimi gelmesinin nedeni de bu oldu. O ana kadar beni dinlemeyen bir dinleyici kitlesi de aşırı derecede sahiplendi. `Trip’le, gerçek potansiyelimi göstermiş oldum aslında. Daha önce edinmiş olduğum kitleyi kaybetmek, kaybetmemek gibi bir düşüncem yok benim. Sonuçta sanatın bütün kollarının bizi eğitmek için olduğunu düşünüyorum. Bir müzik mutlaka göbek atmak ya da oturup ağlamak için dinlenmemeli. Sonuçta bir konsept ve felsefesi var. Misyoner bir tavrı var. `Trip’te anlattığım şeyler tamamen benim kişisel problemlerim değildi. İnsanların da ruhen yaşadıklarını içine alan bir konuydu. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibi bir şeydi ayrıca. İçinde hiçbir etnik mevzu yoktu. Olabilecek en uç noktadaydı ve benim için bir viraj albümüydü.

O zamanlar 25 yaş gibi oldukça zor bir dönemi yaşıyordunuz. 27’de intihar eden birçok müzisyen biliyoruz. Siz yırttınız diyebilir miyiz?
Kendinizle hesaplaşıp kendi doğrularınızı bulduktan sonra hayatla barışıyorsunuz. Felsefeyi de detaydan daha derine almaya başlıyorsunuz. `Ethnotronix’in felsefesi benim için yeni ve bunun önümüzdeki bin yılın felsefesi olacağını, bizi barış içinde yaşamaya götüreceğini düşünüyorum.

`Trip’ sonrası uzun zaman ortalarda görünmediniz. Ne yaptınız bu sırada?
Bir üretim moduna girip film müziğine yöneldim. İnsanların kafasında bir müzik adamı kimliği edinemediğimin farkına vardım. Yalnızca `cam kırıkları üzerinde yürüyen, buğulu, kadife sesli insan’ olmadığımı gösterebilmek için film müziği yapmaya başladım. Son üç yıldır aktif olarak film müziği yapıyorum. Reklam, belgesel, uzun metraj. `Ethnotronix’te Curan gibi pek çok ödül almış müzik var. Önümüzdeki yıllarda yayımlamayı düşündüğüm iki ayrı soundtrack çalışması daha olacak.

Ethnotronix’teki parça isimleri de enteresan: Curan, Tanbron, Durbina, Umteka… Nedir bunlar?Gökhan Kırdar_0_2_0
`Ethnotronix’ için Anadolu bazlı akustik enstrümanlar kullanıldı. Halbuki Türk müziğinin enstrüman geçmişi çok eski zamanlara, Orta Asya’ya kadar dayanıyor. Özellikle Şamanizm dönemlerinde müzik tamamen ritüel. Şu anda o zamana ait enstrümanların zaman içindeki cover’larını kullanıyoruz. Şarkı isimlerini verirken, fonotik olarak kulağa nasıl geleceğini hesaplayarak, o şarkının içinde öne çıkan enstrümanların türevlerini bulmaya çalıştım. Tanburan, tamburun yoğun olarak kullanıldığı bir parça örneğin.

`Ethnotronix’ aslında çok daha önceden hazırlanmış bir albüm. Neden bu kadar geç çıktı?
`Ethnotronix’in beste çalışmalarını dört yıl önce bitirdim. Aslında Dağhan Baydur’un Müzikotek’te oluşturduğu müzik kütüphanesi projesi için başladık. 2000’den itibaren 14 ülkeyle komünikasyon sağladık. Ama piyasadan alınabilecek bir forma ancak iki yıl sonra gelebildi. Bence iyi de oldu. Çünkü o dönem çıksaydı yeni gelecekti. İki yıl önce aktif olarak ne Mercan Dede Türkiye’deydi, ne de Harem vardı.

Ürettiğiniz felsefeleri okuyarak mı, yoksa müzikle mi geliştiriyorsunuz?
Müziğin matematiğini kavrayabilme oranında üretiyorum. Müziğe dair yeni bilgiler edindikçe yeni felsefeler ortaya çıkacaktır. Küçüklüğümden beri müzikle ilgili bir beslenme yaşıyorum. O yüzden kitap okumaktansa müzik dinlemek bana birtakım bilgileri veriyor.

Kategoriler
MüzikRöportaj
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular