Trajik Bir Mirasın Çocuklarıyız: Zülfü Livaneli

Yeni milletvekili Zülfü Livaneli, şu sıralar siyasetten çok, yeni kitabı “Mutluluk” için heyecan duyuyor. Roman, üç trajik kahramanın mutluluk arayışını anlatıyor. Bu arada töre cinayetleri, Hizbullah operasyonları, açlık grevleri,...

Yeni milletvekili Zülfü Livaneli, şu sıralar siyasetten çok, yeni kitabı “Mutluluk” için heyecan duyuyor.

Roman, üç trajik kahramanın mutluluk arayışını anlatıyor. Bu arada töre cinayetleri, Hizbullah operasyonları, açlık grevleri, televole kültürü gibi memleket meselelerine dokunuyor.

Zülfü Livaneli mutluluk kitabı

ZÜLFÜ LİVANELİ _0_0_1– Adı “Mutluluk” ama kitaptan acı, umutsuzluk, mutsuzluk fışkırıyor…
Biraz ironik bir isim ama mutluluk kitabın sonlarına doğru artıyor. Biz Türkiye´de sırtımızda büyük yüklerle doğuyoruz. Gelenekler, görenekler, töreler, ağır rejim ihlalleri, insan hakları ihlalleri ve yaşadığımız günlerin ağırlığıyla, trajik bir mirasla doğuyoruz. Ama hepimiz mutluluğa doğru gidiyoruz sonuçta. Bu kitapta da değişik katmanlardan insanlar mutluluğa gidiyor.

– Romanda “yakın geçmiş Türkiye gerçekleri” bombardımanına tutuyorsunuz bizi. Gazete kadar güncel…
Üç kahramanımın psikolojik derinliklerindeki yansımalar olarak verdim ben bunu. Hikâye günümüzde geçiyor ve bugünün Türkiye´sinde insanların yaşadığı hayat bundan ibaret. Aynı gerçekleri gazete başka türlü algılar, roman başka türlü.

– İrfan karakterini anlatırken bir sürü marka adı geçiyor; Villeroy Boch, Geberit banyolar, Changa, Circus, New York´taki Nobu gibi restoranlar, Ligne Roset koltuklar, Dunlopillo yatak, Salvatore Ferragamo ayakkabı, Petrus şarabı, kişiye özel John Lobb ayakkabılar…
Onun hayatı için çok önemli. İstanbul dekadansını yaşayan bir çevre açısından bunlar çok mühim şeyler. Markalarla tanımlanmış bir hayat yaşıyorlar ama kendisini mutlu eden şeyler bir süre sonra İrfan´a mezar gibi geliyor. Çünkü referanslar eşyalar olmaya başlıyor.

– Bu yaşama yakından tanıklık etmiş olmalısınız…
Tabii, o hayatı ben gayet iyi biliyorum, çünkü ben Türkiye´de toplumun çok değişik katmanlarını tanıyorum. Bir köyde misafir olduğumda benim türkülerimi dinleyen insanlarla aile gibi yaşıyoruz. Alevilerle de çok derin bir alışverişimiz var, politik gruplarla da. Ama bir de medyanın hayatını biliyorum, medyadan dolayı Türk zenginlerinin hayatını biliyorum. Tabii öyle yerlere davet edilmişliğim, yemek yemişliğim var.

– Bu farklı katmanlar arasında geçiş bir sıkıntı yaratmıyor mu?ZÜLFÜ LİVANELİ _0_12_1
Yaratıyor tabii, ama ben zaten lüks bir hayat yaşamıyorum. İstanbul´da bir dairede oturuyorum, bir Renault arabam var. Beni eğlence yerlerinde gören olmaz, hayatımda Laila görmedim. Hayata çok değişik pencerelerden bakmayı seven ve kendini oradan oraya savuran bir insan olarak, Türkiye´nin ve dünyanın hayatının çok değişik yerlerini gördüm. Bir yandan UNESCO Büyükelçisi´yim, bu vesileyle dünyada birçok davete gidiyorum. Dolayısıyla bir gözlem olarak bakalım, ben öyle yaşamıyorum, çevrem de öyle değil.

MİLLETVEKİLİ OLARAK ZÜLFÜ LİVANELİ

“Kıbrıs´ta toprak düzenlemesi lazım”

– Romanda siyasi İslam eleştirisi de var. Milletvekili olarak AKP iktidarı konusunda ne düşünüyorsunuz?
Refah Hükümeti, zaten bin yıl önce Müslüman olmuş bir ülkeyi tekrar Arap Müslümanlığına götürmek istedi. Türkiye´nin Müslümanlığı ayrı bir şey; Alevi, Bektaşi çizgisi de gelişmiş. AKP´nin içinde eski Milli Görüş kadroları da var, eski ANAP´lılar, DYP´liler, hatta CHP ve DSP´liler de var. İlginç bir şekilde, birçok insanın birleştiği bir ittifak halinde. Bu hangi yöne gidecek? Kitle partisi olma şansını vermek lazım. Siyasi İslam yönüne götürürlerse işi, o zaman yürümez.

– AKP´nin değişim söylemini inandırıcı buluyor musunuz?
Ben kişilerin niyetlerinden ayrı görüyorum bunu. Türkiye´deki merkezi gücü ele geçirdik, Batılılar da bize iyi bakıyor, bunu götürelim diyebilirler ama elbette ki o partiye oy vermiş kitleler bunları zorlayacak. Çeşitli angajmanlar önlerine çıkacak. Yarın bir gün İstanbul Üniversitesi´ndeki türban eyleminde karar vermek zorunda kalacaklar, imam hatip öğrencilerinin askeri okullara girip girmemesinde karar verecekler. Oralarda göreceğiz.

Kategoriler
KitapKültür&Sanat
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Knut Hamsun’un Açlığı

    Knut Hamsun’un Açlığı

    Aşktan söz açılmayagörsün, sıkça, erkeğin kalbine giden yolun midesinden geçtiği söylenir. Eğer 20. yüzyıl düşüncesine göre ev ödevinizi iyi yapmışsanız, onun beynine de ulaşabilirsiniz. Yüksek varoluşçuluğun ana simgesi sayılan...
  • Kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali

    Kürk Mantolu Madonna

    Yaşamın günlük akışı içinde gördüğümüz, karşılaştığımız insanların sıradan bir yaşamları olduğunu düşünürüz. Onları biraz yakından tanımaya başladığımızda ise yanıldığımızı anlarız. Öyle ki, her insanın yaşamı gerçekten bir romana ya...
  • Balığın Trajedisi Kılçık Olmaktır

    Balığın Trajedisi Kılçık Olmaktır: Oley, Ey Şair

    Malraux’un rahibi şöyle demişti: “Hangi politik inanç yok edebilir (ki) ölümü!” Ben de diyorum ki, hangi politik inaç yok edebilir şiiri? Bu, son derece müşfik, iç karartıcı, kahredici ya...
  • Çocuklarımız nasıl kitap okur

    Okumak

    “Oğlum hiç kitap okumuyor“, “Çocuklarımın, ellerine, doğru dürüst kitap aldıklarını görmedim.”Danışmanlık yaşamım boyunca çok sık duydum bu sözleri anne babalardan, daha da duymaya devam edeceğim, eminim. Çocuklarımız neden okusun,...