Toplumsal Cinsiyet ve Politik Tutumlar

“Otoriteryen kişilik” terimi, muhafazakar tutumları, dini, ulusal ve düşünce hoşgörüsüzlüğünü, değişmez duygusal ya da bilişsel işleyişi ve kişilik özelliklerini betimlemektedir. Androjeni terimi ise Bem tarafından geliştirilmiş bir kavramdır ve...
Toplumsal Cinsiyet ve Politik Tutumlar

Otoriteryen kişilik” terimi, muhafazakar tutumları, dini, ulusal ve düşünce hoşgörüsüzlüğünü, değişmez duygusal ya da bilişsel işleyişi ve kişilik özelliklerini betimlemektedir. Androjeni terimi ise Bem tarafından geliştirilmiş bir kavramdır ve erkeklerde düşük erkeksilik, yüksek kadınsılıkla, kadınlarda ise düşük kadınsılık yüksek erkeksilikle karakterize olan ve tam olarak ayrışmamış cinsiyet rollerini tanımlamaktadır. Otoriteryenlik ile psikolojik androjeni arasındaki ilişkiyle ilgili yeterince çalışma yoktur. Yapılan bir çalışmada, androjen cinsiyet rolü kimliğine sahip olan kadınların ve erkelerin Amerikan ordusunun Kamboçya ve Orta Doğu’ya karışmasına, cinsiyeti ayrışmış olan kadın ve erkeklerden daha az destek olmak eğilimde oldukları bulunmuştur. Androjen erkekler ayrıca, politik çatışma çözümlerinde askeri güç kullanılmasına erkeksi erkeklerden daha çok karşı çıkmaktadırlar. Üç yüz altmış beş Yahudi öğrenciyle yapılan bir çalışmada, Sağ Kanat Otoriteryenlik (RWA) Ölçeği ve Bem’in Cinsiyet Rolleri Ölçeği kullanılarak ölçümler alınmıştır. Ayrıca dindarlık ve politikayla yakın ilişki düzeyleri de ölçülmüştür. Kadınlar arasında, cinsiyeti ayrışmamış (androjen) tipte olan deneklerin Sağ Kanat Otoriteryenlik ölçüm puanlarının ortalaması, cinsiyeti ayrışmış olan kadın deneklerden daha düşük bulunmuştur ve cinsiyeti ayrışmamış olan kadınların çoğunun sol kanadı desteklemekte olduğu ve kendilerini laik olarak tanımlamakta oldukları bulunmuştur. Ancak erkekler arasında, Sağ Kanat Otoriteryenlik, politikayla yakın ilişki ve dindarlık ile cinsiyet rolleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Bu sonuçlar, cinsiyet farklılığı ile otoriteryen kişilik arasında bir ilişkinin olduğuna işaret etmektedir.

Sosyo-politik tutumların bir boyutu, klasik sağ-sol tutumlar ya da radikal-muhafazakar tutumlardır. Sosyo-politik tutumların ikinci boyutunda farklı sınıflandırmalar verilmiştir, dik kafalılık-yumuşak başlılık ya da T faktörü, otoriteryen-demokratik, yabancı düşmanlığı-hümanizm ve hümanizm. Eysenck’in görüşü bu konudaki en ayrıntılı ve en geniş görüştür. Belki de Eysenck’in İki Etmen Kuramı’nın en önemli tartışma konusu, politik partilerin dağılımındaki bu T sürekliliğidir (yumuşak başlılık-dik kafalılık). Eysenck, hem komünistlerin hem de faşistlerin bu sürekliliğin dik kafalılık bölümünde bulunurken, liberallerin ve sosyalistlerin yumuşak başlılık bölümünde yer aldıklarını iddia etmiştir.

Başka bir çalışma, Eysenck ve Wilson’a oldukça benzer biçimde iki sosyo-politik boyutun var olduğuyla ilgili güçlü kanıtlar bulmuştur, ayrıca komünist ve faşistlerin T sürekliliğinin karşıt taraflarında bulunduklarını göstermişlerdir. Faşist parti sempatizanları oldukça dik kafalı bulunurken, komünist parti sempatizanları oldukça yumuşak başlı bulunmuştur. Bu çelişkinin pek çok olası nedenden biri, çeşitli partilerin içinde kadınların ve erkeklerin dağılımının göreli olması olabilir. Bu konuyla ilgili yapılan başka bir çalışmada, kadınların erkeklerden daha yumuşak başlı olduğu ve politik partilerdeki cinsiyet dağılımının aynı olmadığı gösterilmiştir. Bu veriler, kadınların sol kanat partilerde daha çok temsil edildiğini, sağ kanat partilerde daha az temsil edildiğini ve tersi olan durumun da erkeler için geçerli olduğunu göstermektedir.

Bu kanıt, çeşitli parti savunucularının, bireysel cinsiyet tarafından etkilenmesi muhtemel olan dik kafalılık-yumuşak başlılık boyutuyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermiştir.

İsveçli lise öğrencisi olan 783 katılımcıyla bir çalışma yapılmıştır. Katılımcıların 375’i kadın, 397’si erkekti ve yaş medyanları yaklaşık olarak 18’di. Her bir katılımcıya okulda anket verilmiştir. Anket, ardalan bilgilerini (cinsiyet, politik parti tercihleri, sosyal sınıf gibi) ve Sidanius tarafından geliştirilen Sosyo-Politik Tutum Ölçeğini (S6 conservatism Scale) içermekteydi. Ölçek, 36 madde içermekteydi ve 1 ile 7 arasında bölünmüştü. Katılımcıların politik parti tercihleri beş kategoriye ayrılmıştı:

  1. Aşırı sol ( çeşitli İsveç komünist partilerinin taraftarlarını içermektedir)
  2. Sol (İsveç Sosyal Demokrat Parti taraftarlarını içermektedir)
  3. Liberal ( Merkez Parti, Halkın Partisi ve Hıristiyan Demokrat Birliği taraftarlarını içermektedir)
  4. Sağ (Muhafazakar Parti taraftarlarını içermektedir)
  5. Aşırı sağ (çeşitli faşist partilerin taraftarlarını içermektedir)

Üstelik her bir siyasal parti kategorisi, cinsiyet tarafından ikiye ayrılmıştır. Potansiyel 10 tane cinsiyet-parti kategorisi oluşmuştur. Erkek-aşırı sağ, 11; erkek-sağ, 89; erkek-liberal, 59; erkek-sol, 81; erkek-aşırı sol, 16; kadın-sağ, 57; kadın-liberal, 76; kadın-sol, 66; kadın-aşırı sol, 21.

Sidanius’un ölçeğinde (S6 Conservatism Scale), yapılan faktör analiziyle 8 tane faktör bulunmuştur:

  1. Sosyal eşitsizlik
  2. İnanç (Din)
  3. Politik-ekonomik muhafazakarlık
  4. Cezalandırıcılık
  5. Yabancı düşmanlığı
  6. Batıcılık (pro-West)
  7. Militarizm
  8. Irkçılık

Üç ayırt edici fonksiyon anlamlı olarak bildirilmiştir. Birincisi geleneksel sağ-sol sürekliliğidir.

İkinci fonksiyon, kapitalizm ve din yönündeki olumsuz tutumlar ile militarizm, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, sosyal eşitsizlik ve cezalandırıcılık yönündeki olumlu tutumların birleşmesi şeklinde görülmektedir. Tutumların bu olağan dışı kombinasyonu, “Halkçılık” ya da “Faşizm” olarak kapsanmış olabilecek bir boyut gibi görünmektedir. Üstelik, bu fonksiyon Eysenck’in dik kafalılık-yumuşak başlılık boyutuna oldukça benzer bir biçimde çok açık olarak gösterilmiştir. Burada bu ikinci fonksiyon “Faşizm-Hümanizm” olarak önerilmektedir.

Üçüncü ayırt edici fonksiyon, güçlü olarak Batıcılık (NATO’ya ve USA’ya karşı olumlu etkiler gibi) ve az çok ırkçılık ve militarist tutumlar, ekonomik liberalizmin bir miktarıyla birleşmiş olarak görülmektedir. Bu fonksiyon Batıcılık olarak adlandırılacaktır.

Sağ-sol sürekliliği açık olarak, farklı siyasal parti taraftarları ve cinsiyete göre farklılaşmaktadır. Ayrıca Faşist boyutu da kadınlar ve erkekler arasında farklılaşmaktadır. Erkelerin daha faşist, kadınların ise daha hümanist oldukları bulunmuştur. Üstelik, siyasal parti tercihleri, bu faşist-hümanist ayrımından bağımsız değildir. En faşist grup, aşırı sağda olan erkeklerden oluşmaktadır ve en hümanist grup liberal ve aşırı solda olan kadınlardan oluşmaktadır.

Sosyo-politik tutumların doğasında en uygun farklılaşma alanı olan cinsiyet-siyasal parti kategorisi araştırılmıştır. Çok boyutlu analiz sonuçları, istatistiksel olarak anlamlı üç sonuç ortaya çıkarmıştır. Sosyo-politik boyutlar en uygun olarak, farklı siyasal parti tercihleri olan kadınları ve erkekleri ayırmaktadır. En önemli iki boyut sağ-sol ve faşizm-hümanizmdir. Bu çalışmada, liberal kadınların örneklemdeki en yumuşak başlı ya da hümanist grup olduğu bulunmuştur. Komünist kadınlar, ikinci sıradaki yumuşak başlılardır ve liberal erkelerden daha yumuşak başlı oldukları bulunmuştur. Komünist erkekler, örneklemdeki ikinci sıradaki dik kafalı olan gruptur. Bununla birlikte, faşist erkelerin komünist erkelerden daha fazla    dik kafalı olduğu bulunmuştur. Kısaca, insanların siyasal parti tercihleriyle hümanizm ya da yumuşak başlılık derecesi, onların cinsiyetlerine büyük oranda bağlıdır.

Kadınların ve erkeklerin politik inançları ve davranışlarındaki farklılıkları açıklamak için genellikle üç bakış açısı kullanılır: Siyasal toplumsallaşma, yapısal ve durumsal bakış açıları.

Siyasal toplumsallaşma ekolü, insanların politik alışkanlıklarının aslında yetişkinlikten önce şekillendiğini varsaymaktadır. Kadınların ve erkeklerin politikaya olan dikkatlerindeki farklılıklar, diğer seksüel farklar gibi, çocukluktaki aynı öğrenme dinamiklerinden meydana gelmektedir. Genel olarak, erkek çocukları, model alma ve erkekler gibi davranma için pekiştirilme yollarıyla erkek olurlarken, kız çocukları da model alma ve kadınlar gibi davranma için pekiştirilme yoluyla kız olurlar. Cinsiyet farklılaşmasındaki bu süreç, kültürdeki mevcut baskın olan kalıp yargılar tarafından daha fazla vurgulanır.

Belki de baştan beri kadınlara politik arenada hiç rol verilmedi. Kadınlara oy verme hakkı verilmesinin, politik güç pozisyonlarında kadının dağılımının eşitlenmesinde çok küçük bir etkisi oldu. Üstelik oy, toplum hayatının diğer alanlarında apaçık ortada olan, özellikle ekonomik ve iş aşanlarındaki, eşitsizliği değiştirmedi. Ek olarak, kadınların ve erkeklerin uygun rolleri hakkındaki yaygın kültürel kalıp yargılar belirlendi. Örneğin, politik kararları erkek vermelidir gibi. Gerçekler ve semboller, ikisi birden erken yaşlarda yetişkin dünyasının resmini üretti. Kız çocukları, politikaya erkek çocuklarından daha az ilgili oldu, erkek çocukları kız çocuklarına göre politikaya daha çok ilgili oldu ve daha çok karıştırıldı.

Bu basit sonuçlarda bazı değişiklikler meydana gelir. Bazı koşullar altında, erkek çocukları politikaya karşı daha pasif olma eğiliminde olacaklar, kız çocukları bir dereceye kadar aktif olma eğiliminde olacaklardır. Bu gibi değişiklikler, çoğunlukla kadınların ve erkeklerin karakteristiklerine bağlıdır. Bu karakteristikler, çocuğun ailesinde gerçekleşen, çocuk alt kültürüyle birleştirilen hem gerçek hem de sembolik kadın ve erkek rol modelleridir. Örneğin, kadınların daha aktif olduğu -ya da erkelerin politikada aktif olduğu kadar aktif olduğu- alt kültür bağlamlarında, çocuklar arasında da paralel farklılıklar beklenebilir. Sonuç olarak, siyasal toplumsallaşma bakış açısı, kızlar ve erkeler tarafından edinilen siyasal yüklemelerin, genel durumlarıyla ilgili olmayabileceğini açıklamaktadır. Örneğin, siyasal taraftarlığın ya da katılımcılığın genel formları gibi. Ama bu tip ve siyasal öğrenmenin diğer tipleri, çocukların yetişkin olarak beklenen siyasal rollere hazırlandığını varsayar.

Erken yaşlarda, siyasal ilgilerdeki kadın ve erkek farklarını göstermek için bir ilkokulda yapılan bir çalışmada, erkek çocukların siyasi haberlere kız çocuklarından daha ilgili oldukları bulunmuştur.

Kadınların ve erkeklerin siyasal farklılıklarındaki ikinci büyük ekol, durumsal ve/veya yapısal faktörlere vurgu yapar. Bu ekol en az iki değişik biçime sahiptir. Durumsal bakış açısı savunucuları, kültürdeki cinsiyet rollerinin ve kalıp yargılarının kadınlar ve erkekler  arasındaki siyasal ifadelerdeki farkların şekillenmesine ve sürmesine yardım ettiği fikrini kabul etmektedirler. Bu farklılıklardan yetişkinlikteki koşulların da sorumluluğu olduğunu (örneğin evlilik hayatının doğası gibi) iddia etmişlerdir. Evli kadınlar, zaman problemi nedeniyle ya da gereksiz buldukları için siyasal aktivitelerde belirleyici olamamaktadırlar. Siyasal deneyimlerle ilgili bir kazanç sağlamak için çok az fırsatları ve ihtiyaçları vardır. Kadınlar, politikayla erkeklere göre daha az ilgilidirler. Bu tartışmanın erkekler için olan diğer kısmında ise, evli erkeklerin siyasal yaşama daha fazla katıldıkları görüşü vardır. Bunu takiben de, kadınların ev kadınlığıyla ilgili gündelik işlerden kurtulmaları halinde ve güvenli, düzenli bir uğraş bulmaları halinde, siyasete erkekler kadar katılmalarının muhtemel olduğu düşünülmektedir. Bazı araştırma sonuçları bu görüşü destekler biçimde, orta sınıftaki kadınlarla erkekler arasında siyasal aktivitelerde çok az bir farkın bulunduğunu göstermektedir.

Bu iddianın yapısal versiyonu, kadınlar ve erkekler arasındaki çatışmaların sürmesine büyük sosyal baskıların önderlik ettiğini savunmaktadır. Cinsiyetle bağlantılı farklılıklar ve cinsiyet rolü kalıp yargılarının başlıca yansıması, kadınlar ve erkekler arsındaki farklılık gücünün devam etmesidir.

Sonuçta siyasal toplumsallaşma ve durumsal/yapısal ekoller, cinsiyetler arsındaki siyasal farklılıkların kökeniyle ilgili farklı görüşler belirtmişlerdir. Her ikisi de toplumdaki cinsiyet rolleri ve baskın cinsiyet rolü kalıp yargıları konusunda hemfikirdirler. Ancak, cinsiyet rollerini ve yan inançları siyasal farklılıklara çevirmedeki mekanizmalar konusunda hemfikir değildirler. Bu gibi farklılıkların açıklamaları arasında, politikadaki cinsiyet farklarının kökeniyle ilgili dinamik ya da süreçsel açıklamaların birlikte çalışma durumlarının farklı kombinasyonlarını içermesi muhtemeldir. Örneğin, durumsal açıklama tarafından belirlenen fırsat eşitsizlikleri, sadece bir başlama noktası değildir aynı zamanda çocuklukta kurulan cinsiyet farkları kalıplarını koruma yollarını açıklamaktadır. Diğer taraftan, kadınlar ve erkekler için eşit iş fırsatlarının bulunmayışı, kadınlar ve erkekler arasındaki politik farkları üretebilir ve bu siyasal toplumsallaşma aracılığıyla çocuklara iletilebilir ve diğer taraftan da yaşamın erken zamanlarında çocuklar için oluşturulan politik ilgi için tamamen farklı beklentiler, devam eden fırsat eşitsizlikleri nedeniyle yetişkinlere karşı koyma yoluyla yerine getirilebilir.

KAYNAKLAR

Orum, A. M., Cohen, R.S., Grasmuck, S., Orum, A.W. (1974). Sex, Socialization and Politics. American Sociological Review, 39, 197-209.

Rubinstein, G. (1995). Rigt-Wing Authoritarianism, Political Affiliation, Religiosity and Their Relation to Psychological Androgyny. Sex Roles, 33 (7/8), 569-586.

Sidanius, J., Ekehammar, B. (1983). Sex, Political Party Preference and Higher-Order Dimentions of Sociopolitical Ideology. The Journal of Psychology, 115, 233-239.

Kategoriler
Politik
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • SİYASAL ALANDA KADIN

    SİYASAL ALANDA KADIN

    Kaynaklar, Stratejiler ve Politik Yaşam Kadınlar, erkekler kadar yetenekliyse neden çok az önemli kadın sanatçı var? Ünlü kadın romancılar, besteciler, filozoflar, ekonomistler, kimyagerler, politikacılar nerede? Pek çok çalışma alanının,...
  • Kadınların ve Erkeklerin Siyasal Alandaki Farklılıklarının Nedenleri

    Kadınların ve Erkeklerin Siyasal Alandaki Farklılıklarının Nedenleri

    Kadınların ve erkeklerin politik inançları ve davranışlarındaki farklılıkları açıklamak için genellikle üç bakış açısı kullanılır: Siyasal toplumsallaşma, yapısal ve durumsal bakış açıları. Siyasal toplumsallaşma ekolü, insanların politik alışkanlıklarının aslında...
  • Kadınların Sevmediği 9 Erkek Davranışı

    Kadınların Sevmediği 9 Erkek Davranışı

    Kadınlar erkeklerin davranışlarına, tutumlarına ve onların nasıl bir özelliğe sahip olduklarına oldukça önem veren ve dikkat eden kişilerdir. Erkeklerde sevmediği bir özellik karşında kalan kadınların, erkeğin yaptığı hareketine karşı...
  • Einstein’ın ikonik fotoğrafı

    Bilim ve toplumsal cinsiyet meselesi

    Bilim nedir sorusu bilim felsefesinin temel hareket noktalarından biri olmakla beraber, felsefe alanı dışında bu soru sorulduğunda alınan cevaplar kültürden kültüre çok büyük farklılıklar göstermez. Basit bir Google araması...