Tek kişilik dev koalisyon: Emmanuel Macron

Fransa’da başkanlık seçimlerinin ilk turuna yaklaşık 1 ay var. Fransa ve AB tarihinin en kritik seçimi bu… Anketlerde başa baş giden adaylardan aşırı sağcı Marine Le Pen ‘Avrupa idealinin...
Emmanuel Macron

Fransa’da başkanlık seçimlerinin ilk turuna yaklaşık 1 ay var. Fransa ve AB tarihinin en kritik seçimi bu… Anketlerde başa baş giden adaylardan aşırı sağcı Marine Le Pen ‘Avrupa idealinin sonu’, merkezdeki Emmanuel Macron ise ‘her şeyin aynı kalması’ demek. İkinci tura ikisi kalırsa, Macron büyük olasılıkla Elysée’nin yolunu tutacak.

Anketler seçimlerden ne kadar zaman önce doğruyu söylemeye başladı?

2012 François Hollande 1 yıl önce
2007 Nicolas Sarkozy 4 ay önce
2002 Jacques Chirac 2 hafta önce

Birinci tur anketleri:

10 Ocak 10 Şubat 1 Mart 19 Mart
Emmanuel Macron %21 %23 %25 %26
Marine Le Pen %26 %26 %27 %27
François Fillon %25 %18.5 %17.5 %17.5
Benoit Hamon %7 %14.5 %14 %12.5
Jean-Luc Mélenchon %14 %12 %11.5 %11.5

Kaynak: SciencesPo saha araştırmaları

2225 € Fransa’da çalışanların aylık ortalama net maaşı…

Fransa’da seçim maratonunun en sıcak dönemine geçen hafta girildi. 11 aday arasından anketlerde başı çeken 5 aday, pazartesi akşamı TF1 kanalında bir araya geldi. Tansiyonun ara sıra yükseldiği 3 saatlik tartışmanın sonunda 5 adayın da mutabık kaldığı tek konu vardı: Mevcut meselelerin tamamını konuşabilmek için bir 3 saat daha lazım!

İlk turuna yaklaşık 1 ay kalan çok kritik bir seçim bu… Her şeyden önce Fransa, yakın zamanda topraklarında 235 kişiyi kurban verdiği terörün sıcak hatırasıyla yaşıyor. Ve seçimin tek iddialı kadın adayı, aşırı sağcı “Milli Cephe” lideri Marine Le Pen (48), AB’den ve Euro Bölgesi’nden çıkmak, sınırları kapatmak, göçü durdurmak gibi vaatleriyle “Front National”e tarihinin en popüler dönemini yaşatıyor.

En hayati konular ekonomi ve güvenlik politikaları… Fransa, krizin etkilerinden sıyrılabilmiş değil. Büyüme düşük, işsizlik yüksek. Ve elbette terör… Yüksek güvenlik önlemlerini seçim döneminde de sürdürmek için OHAL temmuza dek uzatıldı. Yeni dönemde terörle nasıl mücadele edileceği uzun uzun tartışılıyor. Sınır güvenliği, Ortadoğu ve Afrika politikalarına dair her aday detaylı projeler sunuyor. Sağlık ve eğitim politikaları, laiklik ve Avrupa Birliği’nin geleceği daha hızlı geçilen konular. AB’yi en çok diline dolayan aday Le Pen. Zira o, “Brüksel’deki teknokratların boyunduruğundan kurtulacağız” diyor. Ya sonrası? O kısmı pek aydınlatmıyor.

ZAMANINDA ÖZÜR DİLEMEDİ

Olağan dışı geçeceği zaten öngörülen bu seçim süreci, beklenenden de sürprizli ilerliyor. İlk önce sağın ve seçimin en deneyimli aday adayı Alain Juppé (71) elendi… Juppé ve eski başkan Nicolas Sarkozy (62) kasımdaki merkez sağ önseçimlerinde, Thatcher’vari neoliberal projeleri bulunan François Fillon’a (63) farklı kaybetti. Sonrası daha da ilginçti. Ulusal Cumhuriyet Konseyi’nin François Fillon’un adaylığını tescillemesinin üzerinden henüz 2 hafta geçmemişti ki, 25 Ocak’ta Le Canard Enchainé Gazetesi’nde çıkan bir haber, Fillon’a siyasi kariyerinin en büyük darbesini vurdu. Haftalık hiciv gazetesi, Sarkozy döneminde Başbakan olan Fillon’un 1998-2007 arasında parlamento ve senatoda kendisine asistan olarak işe aldığı İngiliz asıllı eşi Penelope Fillon’a hiç çalışmadığı halde 500 bin Euro maaş ödendiğini iddia etti. Ertesi gün Fillon’lar hakkında ön soruşturma açıldı ve o akşam François Fillon canlı yayında iddiaları reddetti: “Eşimi seviyorum ve onu sonuna kadar savunacağım!” 29 Ocak’taki ilk büyük mitinginde, eşini binlerce destekçisine alkışlattı. Ertesi gün, ikisi de ifadeye çağrıldı. Canard Enchainé 1 Şubat’ta da François Fillon’un 2005-2007 arası 2 çocuğunu da senatoda çalışan olarak gösterdiğini ortaya çıkardı. 6 Şubat’ta François Fillon Fransız halkından özür diledi. Ve ekledi: “Yaptığım yasaldı…” Ama o özür gelene dek 8 puan birden kaybetti. Siyaset yorumcularına göre 26 Ocak akşamı özür dileseydi, her şey bambaşka olabilirdi…

Ancak Fillon, diğer adaylardan ziyade medya ve kamuoyundan darbe yedi. Kaldı ki Marine Le Pen ve partisi Milli Cephe’nin de yolsuzluk karnesi bir hayli kabarık. Düzenbazlık yaparak Avrupa

Marine Le Pen

Marine Le Pen

Parlamentosu bütçesinden 300 bin Euro aldıkları için geçen ocak ayında cezaya çarptırıldılar. Fakat Fillon’u darmaduman eden “yasal yolsuzluk”, Le Pen cephesini sarsmadı. Aksine, bu cezanın Milli Cephe kampanyasını baltalamak için uydurulduğunu iddia ettiler.

‘6. CUMHURİYET’ SÖYLEMİ

Gelelim sola… Son Başbakan Manuel Valls’in (54) de katıldığı ve ocakta düzenlenen sol önseçimlerinde galip, solun solundan bir isim, Benoit Hamon (49) oldu. Hollande’la hiç de iyi bir sınav veremeyen Sosyalist Parti’nin adayı Hamon’un da solunda kalan bir isim daha var: Anayasayı değiştirerek “Başkanlık monarşisini 6. Cumhuriyet’le yıkacağım” diyen, Fransız Komünist Partisi’nin 2012 seçimlerindeki adayı, ekolojik reform (hatta devrim) projeleriyle öne çıkan Jean-Luc Mélenchon (65). Aslında 6. Cumhuriyet fikrini Hamon da savunuyor…

Seçimin en genç adayı Emmanuel Macron (39) ise solun merkeze yakın tarafında. 2014’ten 2016’ya ekonomi bakanlığı yapan Macron, şu sıralar anketlerde Le Pen’e yetişti, yüzde 26’yla ilk sırayı paylaşıyor. Büyük sermayenin (başta Rothschild’lar ve bizdeki TÜSİAD’a denk düşen MEDEF’in), Fransız demokratların, sayısı gün geçtikçe artan merkez sağ ve solun tanınan siyasilerinin ve mevcut bakanların bir kısmının desteğini arkasına aldı. Ve anlaşıldı ki o zaten bugünlere hazırlanıyordu…

KARISI 24 YAŞ BÜYÜK

1977 Amiens doğumlu bu genç adam, Fransız devlet elitinin vitrinine oturan bir isim… Ayrıca son günlerde boy boy gençlik fotoğrafları dolaşıma sokulan Kanada Başbakanı Justin Trudeau ekolünden. Genç, karizmatik… Yani küresel trende uygun… Fransa’nın en prestijli devlet okullarından Henri IV Lisesi, bizdeki Mülkiye’ye denk ENA ve ardından SciencesPo (Siyasal Bilimler Enstitüsü, devlet adamı yetiştirmekle tanınıyor) mezunu. 10 senelik konservatuvar eğitimi de var; kendisi ödüllü bir piyanocu… 2007’de, bir Fransızca öğretmeniyle evlendi. Eşi Brigitte Trogneux kendisinden 24 yaş büyük.

Macron, Sosyalist Parti’ye 2002’de üye oldu. Sarkozy’nin kazandığı 2007 seçimlerinden sonra profesyonel hayata geçiş yaptı ama siyasetten hiç kopmadı. 2009’da Rothschild Bankası’yla başlayan finans kariyerinde, ortaklığa kadar yükseldi. 2013’te 6 sıfırlı çeklerini bir kenara bıraktı. Bu süreçteki (açıkladığı) kazancı yaklaşık 3 milyon Euro. 2012 seçimleri öncesi sol önseçimlerinde François Hollande’a destek çıktı. Hollande’ın seçilmesiyle birlikte Elysée’de başkanlık kabinesinde yer buldu. 2014’te Manuel Valls hükümetinde ekonomi bakanlığına getirildi.

O YASANIN ASIL ADI ‘EL MACRON’

Bakanlık döneminin en kritik sınavını şüphesiz geçen sene verdi. Çalışma Bakanı Myriam El Khomri’nin adıyla anılan, 2016 yazında ülke çapında büyük protestolara sebep olan, bu nedenle birçok defa gözden geçirilen “El Khomri” çalışma yasasının bir benzerini, önceki sene kendisi önermişti. O zaman Anayasa Konseyi’ne takıldı. Aslında Macron, El Khomri’den daha da ileri gitmek gerektiğini düşünüyor. Zira çalışan haklarını gevşeten işveren dostu politikaları (mesela tazminat hakkının işveren lehine sınırlanması, mesai saati sınırının yumuşatılması) destekliyor. Zaten, projeye açıktan sahip çıkan ilk isimlerdendi. Öyle ki İşçi Sendikası Genel Sekreteri Jean-Claude Mailly’nin deyimiyle bu yasaya konulması gereken isim “El Macron”du. Ama eleştirilerin hedefinde Başbakan Manuel Valls vardı. Okların Valls’e döndüğü sırada Macron, Nisan 2016’da, memleketi Amiens’de “Ne sağ ne sol, ikisi de” dediği “En Marche!” (İş Başına) hareketini başlattı…

‘BEN SOSYALİST DEĞİLİM’

Temmuz 2016’da Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Macron’un artık “daha az başkanlık, daha çok hükümet odaklı” çalışacağını açıklasa da, o ‘En marche!’ çalışmalarına odaklanacağını söyleyerek ağustosta istifa etti. Aynı ay “Ben sosyalist değilim” dedi. 2016 sonunda, Sosyalist Parti’nin önde gelenleri Macron’u sol önseçimlerine davet etse de kazanma şansı belirsizdi. Reddetti. Seçimlere kendi hareketi En marche! ile aday oldu. 5. Cumhuriyet Fransa’sında şimdiye kadar hiçbir bağımsız aday Elysée’ye çıkamamıştı. Ama geçen 3 ay, Macron’u seçimlerin en güçlü adayı haline getirdi. Yine de henüz başarı garanti değil. Le Monde’un geçen hafta yayınladığı ankete göre seçmenlerin yüzde 34’ü sandığa gitmeyecek, sandığa gideceklerin yüzde 41’i ise henüz karar vermediğini söylüyor.

CLINTON-TRUMP GİBİ

Mevcut manzarada klasik Katolik burjuvazi, yani muhafazakâr ortaüst sınıf François Fillon’u; Fransız demokratlar ve büyük patronlar Macron’u; krizin etkisiyle sınıf düşen, taşra ve kent yoksullarından müteşekkil öfkeliler ve bir kısım küçük burjuva Le Pen’i; örgütlü, eğitimli klasik sol seçmen Hamon’u; solun daha radikal kesimi Mélenchon’u destekliyor. Anketlerde başa baş giden Macron ve Le Pen arasındaki rekabet Clinton ve Trump’ınkine benzetiliyor. İlki, bir “ideal” figür; ikincisi ise becerikli bir popülist…

Macron ve merkez hareketi, ülkede soldan da sağdan da “Aslında elle tutulur hiçbir şey önermiyor” diye eleştiri alsa da ikinci tura kaldığı takdirde Le Pen’e karşı sistemin sigortası olacak. Yine de büyük konuşmamakta fayda var. Amerikan seçimleri gösterdi ki geçirdiğimiz ilginç günlerde mevcut “geçer akçe”ler itibar kaybediyor. Ve ilk turu 23 Nisan, ikinci turu 7 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlerde hangisinin öne geçeceği, Fransa’nın olduğu kadar Avrupa Birliği’nin de kaderini belirleyecek.

Emmanuel Macron

■ AB’yle uyum.

■ Şirketlere vergi indirimi…

■ Hanelerin yüzde 80’ini konut vergisinden muaf tutmak…

■ Herkese sigorta, tek emeklilik rejimi…

Marine Le Pen

■ AB’den ve Euro’dan çıkış, Frank’a dönüş.

■ Yabancı çalışanlara ek vergi.

■ İthalata ek vergi.

■ Emeklilik yaşını 60’a indirmek…

Kazananı öteki belirler

Seçimlerin ilk turunda yüzde 50’nin altında en yüksek oy alan iki aday, seçimin ikinci turunda yarışıyor. İlk turda yüzde 50’yi geçen aday doğrudan Elysee’ye gidiyor.

Bu seçim mevsiminin başından beri esas soru, Marine Le Pen’le ikinci turda kimin yarışacağı… Hamon veya Melenchon gibi sol isimlerden biri ikinci tura kalırsa, diğer sağ oylar Le Pen’e kayabilir ve bu da onu başkan yapabilir. Dolayısıyla Macron gibi merkezde bir ismin öne çıkması, Le Pen’in seçilme ihtimalini aşağı çekiyor.

Yatırımlar güvenli limanlara

François Fillon’u destekleyen Le Figaro Gazetesi’nden uzmanlar, aşırı sağın yükselişinin piyasaları epey endişelendirdiğini belirtiyor. İngiltere’de Brexit’in onaylanması ve ABD’de Trump’ın başkan seçilmesinden sonra Fransız iş çevreleri “Olmaz öyle şey” demiyor. Ekonomistler Le Pen’in seçilmesi halinde Avrupa piyasalarının ve Euro’nun tepetaklak olacağını öngörüyor. Bu yüzden bir kısım endişeli Fransız tasarruf sahibi, Le Pen’in seçilmesi halinde doğacak türbülansa karşı, birikimlerinin bir kısmını güvenli İskandinav ve İsviçre hisselerine kaydırarak tedbir alıyor.

Borsa solla yükseliyor!

3. Cumhuriyetin kurulduğu 1871 yılı itibarıyla hisse senetlerinin ortalama performanslarını karşılaştıran David Le Bris’nin 2011 tarihli üniversite araştırmasına göre, Fransa’da, hisse senedi fiyatları sol hükümetler döneminde yılda ortalama yüzde 5.90, sermaye dostu olduğu sanılan sağ hükümetler dönemindeyse yılda ortalama yüzde 2.12 değer kazandı.

Alihan MESTCİ

Kategoriler
Dünya

Benzer Konular