Tarihin Komedisini Yazıyor

‘Ekmek Teknesi’nin Herodot’u Hasan Kaçan, ‘Kendimi buldum’ diyor. Alaturka bir adamım. Büyüklerin ağdalı sözlerinden çok keyif alan bir adam, Sonradan kafamıza bir şey düşmüş değil. Bizim çıkıntılığımız başından beri...
Hasan Kaçan

‘Ekmek Teknesi’nin Herodot’u Hasan Kaçan, ‘Kendimi buldum’ diyor.

Alaturka bir adamım. Büyüklerin ağdalı sözlerinden çok keyif alan bir adam, Sonradan kafamıza bir şey düşmüş değil. Bizim çıkıntılığımız başından beri varmış, Osman Sınav’la bizi buluşturan da alaturkalılığımız, Alaturkalıkla Anadoluluğu karıştırmak lazım. İkisi farklı şeyler, Bu, tamamen şehre mahsus özellikle de İstanbul’a mahsus bir şey, Ben İslamcı değilim. Olmam mümkün değil. Çünkü ben böyle yaşamıyorum

Yeni adı Herodot. ‘Ekmek Teknesi’ adlı dizinin en önemli karakteri. Tarihi ondan dinlemek başka bir keyif veriyor. Brütüs’ün ihanetini, Ulubatlı Hasan’ın kahramanlıklarını ballandıra ballandıra anlatırken hem mahalleliyi hem ekran başındakileri mest ediyor. Aslında o, bir karikatürist. Gırgır dergisinin en ünlü çizgilerinden ‘Eşek Herif’in, Corc’ların yaratıcısı. Şimdilerde Yeni Şafak gazetesinde çiziyor. Son 10 yılda grafiğindeki eğrilerle dikkat çekiyor. Gırgır dergisi ve ardından gelen yepyeni bir yaşam tarzı. İslamcıların içinde çalışıyor. Ama ne İslamcı diyebiliyorsunuz, ne de başka bir şey. Sufi tadında bir duruşu var. 10 yıllık ağır bedel ödeme döneminden sonra şimdi yeniden kendini bulduğu için mutlu. Gırgır’ın televizyon versiyonunu yaptığı için de çok heyecanlı.

– Sufi tekkesi gibi bir yerdeyiz. Neresi burası böyle?
Enteresan, hoş bir yer. Burası evdi eskiden. Sonra kebapçı olmuş. Tekrar boyadık, elden geçirildi falan, eve dönüştürüldü burası. (Ekmek Teknesi ekibinin konuşlandığı Kuzguncuk’taki Osmanlı tipi cumbalı eski evdeyiz.)

– Dizi işi nasıl başladı?
Tam bir buluşma noktası. Biz, bizim dışımızdaki senaryonun içerisinde Osman Sınav’la bir gün bir yerde buluşacakmışız ve buluştuk. Yani resmen bir çakışma var.

– ‘Deli Yürek’, ‘Kurtlar Vadisi’ dizisi ve Osman Sınav. Hep de yanında Ömer Lütfi Mete diye bir isim var. Sizin de ahbabınız Ömer Lütfi Mete. Sizi bir araya getiren şey nedir?
Biz geleneksel insanlarız.’Ekmek Teknesi’nin girişinde de ‘bir alaturka dizidir’ diyoruz. Biz alaturka adamlarız. Bizi buluşturan şey alaturkalığımız. Aynı şeylerden keyif alıyor olmamız, aynı şarkıları dinliyor olmamız, aynı şeylere üzülüyor olmamız.

– Arkadaşlık da vardı değil mi aranızda Osman Sınav’la?
Arkadaşlık zinhar yoktu. Biz aynı şeyleri soluyormuşuz bir anlamda. Ömer Lütfi Mete sayesinde ben Osman Sınav’la tanıştım. Osman Sınav’ın kafasında bir gün Hasan Kaçan’la bir şey yapsak, Hasan Kaçan’ın kafasında da ‘Deli Yürek’ten gelen hayranlıkla Osman Sınav’la bir gün bir şey yapsak vardı. Sonra bu düşünceler çakıştı. İşin güzel tarafı hepimiz aşağı yukarı birbirine benzer ailelerden geliyoruz. Kuşaklarımız farklı ama geleneklerimiz aynı. Dolayısıyla anlaşamama diye bir şansımız yoktu. Bir de Raci ile Bahadır’ın çok saçma beyinleri var. (Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener, ‘Ekmek Teknesi’nin senaryo ekibi.) Gırgır’daki adamlarda gördüydüm böyle bir düşünce şekli, çağrışım, çağrışımlardan espri çıkarma falan. Hem senaryo tecrübesi var, o çok büyük bir şey. Bu işin mühendisliği var. Bizim de espri gücümüz. Bunları birleştirince böyle bir dizi ortaya çıktı.

– Oyunculuk yeteneğiniz var mıydı?
Bu da işin ilginç tarafı. Bu da Osman Sınav patentli bir şey. Daha oluşma aşamasında tipleri konuşuyoruz, ben tarif ediyorum. Herodot’u tarif ederken şöyle bir baktı bir an, ‘Herodot sensin’ dedi. Öyle böyle derken ‘sen bana güven’ dedi. Böylelikle Herodot çıktı. Bu hakikaten Osman Sınav’ın farkını ortaya koyan bir şey. Çünkü Hasan Kaçan’ın bir sürü yönetmen arkadaşı vardır, bir sürü adama bu hikâyeleri tipleri çok anlatmışımdır. Ama hiçbiri de böyle bir şey görmemiştir. Bunu Osman Sınav gördü. Ben kendimde böyle bir şeyin olduğunun zinhar fakında değilim. Çok utanan, sıkılan, yüzü kızaran, mahcup bir adamım netice itibarıyla. Yay burcuyum, gergin bir adamım.

– Alaturka vurgusu nedir peki? Sürekli olarak bunun altını çiziyorsunuz
Bizim zevkimiz, keyfimiz bu.

– Ne var alaturkalığın içinde?
Türk sanat müziğinden, halk müziğine Orhan Gencebay’lara, kılığımız kıyafetimize, mahalle bakkalına, kedimize köpeğimize, bayramlaşmalarımıza dair ne varsa hepsi alaturkalığın içine giriyor. Alaturkalıkla Anadoluluğu karıştırmak lazım. İkisi farklı şeyler. Alaturkalığın içinde o da var ama o değil. Bu, tamamen şehre mahsus, özellikle de İstanbul’a mahsus bir şey. Bir İstanbul kültürü daha çok. Bunun içinde tabii hepsi var. Bu, bir yaşama biçimi. Biz bu keyfi başka insanlarla paylaşmak istedik. Dizinin içindeki bir sürü lafı biz kendimiz kullanıyorduk. Kendi kendimize sohbetimiz vardı, şimdi o şeyimizi kaybettik. Sohbetimizi kaybettik, çünkü diziyi taklit ediyormuşuz gibi oluyor.

– Diziden önce neler yapıyordunuz?
Ben diziden önce ve halen de Yeni Şafak gazetesinde günlük karikatürler çiziyorum. Yeni Şafak gazetesinin görsel bölümünü yönetiyordum. Bu devam edip gidiyordu. Bir anlamda ekmeğimizin peşindeydik, onu kovalayıp gidiyorduk. Şimdi de ekmeğimizin peşindeyiz ama farklı, keyif aldığımız, hoşlandığımız, insanlarla paylaşmaktan aşırı derecede memnun olduğumuz bir şeyi de yapıyoruz. Bunu ben, bir de Gırgır döneminde yaşadım. Şimdi ‘Ekmek Teknesi’nde keyif alıyoruz. İster istemez geçmişiyle Hasan Kaçan öne çıkıyor. Garip eğrileri olan bir adamım yani. Dolayısıyla bunun arkasında çok ciddi bir ekip çalışması var. Benim oradaki emeğim, ne Raci Şaşmaz, ne de Bahadır Özdener kadardır. Açık söyleyeyim, bu bir ekip ve birimiz birimizden üstün değiliz.

Kategoriler
RöportajTV
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Ömer Lütfi Akad Ustayla Son Röportaj

    Ömer Lütfi Akad Ustayla Son Röportaj

    “Özal, yaptığı anlaşmalarla yabancı film şirketlerine kapıları koşulsuz açarak ulusal sinemayı bitirdi. Şimdilerde de Türk filmi diye Fransız filmi, Amerikan filmi çekiyorlar. Yaptıkları işleri de anlamıyorum” Hayatta tesadüflerin elbette...
  • Serra Yılmaz

    Yemek paylaştıkça güzel…

    Serra Yılmaz, çok küçük yaşlarda, dedesiyle evlenmeden önce sarayda cariye olan anneannesiyle birlikte mutfağa giriyor. İşin tadını ilk olarak orada alıyor. Yıllar içinde de yemeklerinin lezzeti, büyük ve geniş...
  • Jennifer Lopez 06

    Jennifer Lopez: Özel Röportaj ve Fotoğraflarla

    Jennifer New York’un lüks tatil beldesi Hamptons’daki evinin bahçesinde efsanevi fotoğrafçı Patrick Demarchelier’ye poz veriyor. Bisikletler ve şapkalar onun kendisine ait gelecek planının birer parçası. “Her zaman, bir gün...
  • Zombilerin Kralı George A Romero

    Zombilerin Kralı George A Romero

    Yaşayan Ölülerin Destanını Filme Alan Efsane Yönetmen… “Öldükten sonra tekrar hayata dönüp son bir film daha çekmek isterdim” ‘ Neden zombileri bu kadar seviyorsunuz? Ne zaman ciddi bir film...