Suyumuzu Bulandıranlar

Kırmızı Çizgi’de daha önce yayınlanan “Su Savaşları” başlıklı köşe yazım, okurlarımdan önemli ölçüde olumlu tepkiler aldı. Özellikle Edirne’de “içme suyu imtiyazı ihalesi” ile ilgili olarak yapılan polis operasyonundan sonra...
Suyumuzu Bulandıranlar

Kırmızı Çizgi’de daha önce yayınlanan “Su Savaşları” başlıklı köşe yazım, okurlarımdan önemli ölçüde olumlu tepkiler aldı. Özellikle Edirne’de “içme suyu imtiyazı ihalesi” ile ilgili olarak yapılan polis operasyonundan sonra konunun önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Hatırlanacağı üzere “Su Savaşları” başlıklı yazımda aynen şu ifade yer almaktaydı: “Hem su hem elektrik ihtiyacımızı karşılayacak akar sularımızın sorumsuz yetkililer tarafından kişisel menfaatler için yabancılara devredilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Türkiye’nin acilen “Milli Su Politikası” oluşturması zorunludur. İnsanoğlu petrolsüz yaşabilir ama susuz asla. Türkiye’yi ekonomik olarak işgal eden yabancılar bu defa suları ele geçirmek istemektedir. Türkiye’nin yabancı güçlere ve küresel sermayeye peşkeş çekilecek tek bir damla suyunun olmadığını bütün dünya bilmelidir.”

Aynı şekilde Kırmızı Çizgi’nin Mart 2008 sayısında “Sonunda Tekeli de Sattılar” başlıklı yazımda da aynen şu satırlar yer almaktadır: “…Devletin yargı, emniyet ve istihbarat birimlerinin ,yapılan özelleştirmelerin tümünü kapsamlı bir şekilde inceleyerek bu satışları sağlayan gizli ilişkiler ağını ortaya çıkartmaları milli bir görevdir… Özelleştirme adı altında yabancılara yapılan satışlar çok yönlü ve uluslar arası organize bir operasyondur. Her özelleştirmenin altında aynı kişi ve şirketlerin varlığı işlenen suçun organize bir suç olduğunu göstermektedir.”.

Edirne Emniyet Müdürlüğü’nün yapmış olduğu son operasyon, içme sularımızın dahi yabancılara nasıl hediye edilmek istendiğini gözler önüne sermiştir. Ülkemizde satılmadık tek bir önemli devlet kuruluşu bırakmayan siyasiler, bu defa içme sularımızı da yabancı egemenliğine terk etmek için birbirleriyle yarışmaktadır.

Dünyanın su cenneti olan ülkemizin tüm doğal kaynaklarını sorumsuzca yabancı sermayesine teslim eden zihniyet, bu defa insanlığın yaşam kaynağı olan suların idaresini ve rantını da dış güçlere vermekte sakınca görmemektedir. Edirne Emniyet Müdürlüğü’nün yapmış olduğu operasyonda elde edilen veriler, köşe yazılarımda ısrarla ifade ettiğim vurgun ve ihanetlerin ne kadar geniş kapsamlı olduğunu kanıtlamaktadır.

Edirne Emniyet Müdürlüğü, Türkiye’nin sahipsiz olmadığını herkese göstermek suretiyle çok önemli bir görev ifa etmiştir. Sadece Edirne’nin değil, diğer tüm illerin içme suyu imtiyazlarının yabancı şirketlere devredilmesi çalışmalarının kesinlikle durdurulması ve el konularak soruşturulması zorunludur.

Edirne Emniyet Müdürlüğü görevini eksiksiz ve zamanında yaparak milli menfaatlerimize aykırı olarak yabancılara hediye edilmek istenen “içme suyu imtiyaz ihalesi”ndeki yolsuzlukları ortaya çıkarmak suretiyle, hain bir oyunu bozmuştur. Bütün illerdeki Emniyet Müdürlüklerinin ve Cumhuriyet Savcılarının, Edirne Emniyet Müdürlüğü’nün bu davranışını örnek alarak, yabancılara devredilmek istenen ve hatta devredilen tüm ihale işlemlerini mercek altına almaları hem yasal hem milli bir görevdir.

Türkiye’nin yabancılara verecek tek damla suyunun olmadığını herkesin bilmesi gerekir. Devletimizin dürüst ve sorumlu Polisleri, Cumhuriyet Savcıları, Müfettişleri ve diğer tüm yetkilileri görevlerini hiçbir etki ve baskı altında kalmadan yapacak güçtedirler. Ülkemiz gerçekten bir cennettir. Yeter ki değerini bilip, onu gözümüz gibi koruyalım. Çocuklarımızın geleceğini düşünmeden kısa vadeli kişisel çıkar hesaplarıyla Türkiye’nin yabancı sermayesine teslim edilmesinin faturasını gelecek nesillerin ödeyeceğini aklımızdan çıkarmayalım.

Prof. Dr. Hasan İŞGÜZAR

Kategoriler
Köşe Yazıları
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Suyun Mucizeleri

    Suyun Mucizeleri

    Toksinlerden ve şişkinliklerden arının, enerji ve hayatla dolun… İşte gerçek bir “sağlık ve güzellik kürü”. Dümdüz bir karın, esnek bir cilt ve sınırsız enerji için suyun mucizeleriyle tanışmaya hazır...
  • Rio 2012

    Rio 2012

    Dünya hızla artan nüfus ve tüketimi daha ne kadar kaldırabilir? Hayatın merkezine ekonomiyi değil de ekolojiyi koysak nasıl olurdu? Bakalım bu zirvede insanoğlu, küresel ısınma nedeniyle bizzat kendisinin soyu...