Sözün bittiği yer

Günümüzde sağlık alanında artan tahlil ve işlemlerin çeşitliliği nedeniyle faturalama giderek profesyonel yardım gerektirmektedir. Çok değil 10 yıl önce 5- 10 kalem tahlil, bir ya da bilemediniz iki film...
Sözün bittiği yer
Dr. Mehmet Uhri

Dr. Mehmet Uhri

Günümüzde sağlık alanında artan tahlil ve işlemlerin çeşitliliği nedeniyle faturalama giderek profesyonel yardım gerektirmektedir. Çok değil 10 yıl önce 5- 10 kalem tahlil, bir ya da bilemediniz iki film ile tanı konulup tedavi edilen hastalar günümüzde yüzlerce tahlil ve görüntüleme yöntemleri ile didik didik incelenmektedir. Bu durum tıp alanında artan bilgi birikiminin yanı sıra teknolojik ilerlemenin de sonucudur.

Artan sağlık hizmeti çeşitliliği nedeniyle hastanelerin muhasebe bölümleri büyümekte, muhasebe ve bilgisayar bilen elemanların sayısı artmaktadır. Sağlık hizmetinden hemen hiç anlamayan ancak muhasebe bilgisi olan bu kişilerin idare üzerindeki artan etkisi giderek daha çok hissedilmektedir.

Muhasebe bölümlerinin öncelikle görevi ise hizmetlerin eksiksiz faturalandırılmasıdır. Görünürde sorun yokmuş gibi algılansa da gerçekte sağlık personeli ile sağlık dışı personel arasında bürokratik çekişme her hastanede az ya da çok yaşanmaktadır.

Muhasebe bölümleri önceliği hasta dosyalarının tam ve eksiksiz doldurulmasına vermekte, sağlık hizmetini ikinci planda bırakmaktadır. Hekimler ise her zamanki alışkanlıkla sağlık hizmetlerini birincil görevleri olarak görmekte, muhasebe bölümünün isteklerini ise angarya olarak düşünmektedir. Artan hastane içi bürokrasi ise doğrudan hasta hekim ilişkisini zedelemektedir.
O gün, genel cerrahımız zorlu ve yorucu bir ameliyattan pestili çıkmış bir halde çıkmış ameliyathanenin giriş bölümünde dinlenmeye çabalamaktadır. Bir sonraki ameliyat için hastasının hazırlanmasını beklemekte bu arada gücünü toparlamaktadır. Birden kapı açılır ve içeri elinde bir sürü evrak ile bir hasta yakını girer.

Odada ikisinden başka kimse yoktur. Normal olarak ameliyathaneye hasta yakınları alınmadığı için bizim cerrah biraz da şaşkınlıkla bakar ve “burada ne arıyorsunuz?” gibi bir soru sorma gafletinde bulunur.

Hasta yakını elindeki evrakı göstererek hastasının SSK’lı olduğunu sevk yaptırarak devlet hastanesine muayeneye geldiğini yapılan inceleme ve tahliller sonucu ameliyat olmasına karar verildiğini, ameliyat için başvurduğunda aldığı sevkin tarihinin geçmesi nedeniyle yeniden sevk alması gerektiği söylendiğini hızlı bir biçimde anlatır.

Bizim cerrah şaşkındır.

Hasta yakını yeniden sevk almak zorunda olduğu için öfkelidir.

– Doktor bey oraya gidiyorum, “senin evrakların yeterli” diyorlar buraya geliyorum “evrak eksik git sevk getir” diyorlar.

Cerrah ağabeyimiz için ise konu o kadar uzaktır ki hastaya söyleyecek bir sözü yoktur. Konu tümüyle muhasebe bölümüyle ilişkilidir.
Cerrahımız hasta yakınına bir yanıt veremediği gibi, konu ile ilgili olarak hastane içinde nereye başvurması gerektiğini de bilmiyordur. Üstelik biraz sonra ameliyat edeceği hastası için biraz dinlenmek ve gücünü toparlamak istemektedir.

Hasta yakını ise biraz da bağırıp çağırarak kendini haklı çıkarma eğiliminde bir anlamda resmi kurumların işleyişini iyi bilen biri gibi davranmaktadır. Hasta söylenmeye devam etmekte ancak cerrahımız sözün tükendiği noktadadır.

– Doktor bey sabahtan beri hastane içinde bir oraya bir buraya koşturuyorum. Sevkimi alıp geldim. Şimdi bir daha sevk al, sevksiz olmaz diyorlar.

Söz uzadıkça uzuyor, ancak içerik değişmiyordur.

– Ben sevkimi aldım, işte sevkim elimde ancak yeniden sevk istiyorlar. Ben bunu anlamadım. Halbuki bakan geçen gün televizyonda açıklama yaptı sevkimin geçerli olması gerekiyor. Bakan öyle dedi.

Bir anda bizim cerrah hastadan hızlı davranarak sözün arasına girer.

– Bir dakika durun. Lütfen düzgün konuşun.

– …………….?

– “Bakan” değil. “Sayın bakan” demeniz gerekiyordu. Lütfen burayı derhal terk edin. Önce düzgün konuşmayı öğrenin. Burası bir devlet dairesi!…

Derin bir suskunluktan sonra hasta yakını başını öne eğer ve sessizce odadan çıkar. Suçunu kabullenmiştir.

Cerrahımız ise sözün tükendiği noktada çoğumuzun yaptığı gibi sesini yükseltmeyi ya da şiddete başvurmayı içine sindirememiş, kendince uygar bir çıkış yolu bulup işi şakayla savuşturmayı tercih etmiştir.

Şimdi kendimize sormamız gerekiyor; gerçekten sözün tükendiği noktada işi şakaya vurmayı başarabilecek kadar kendimizle barışık mıyız? Yoksa kolaycılık burada da egemen olmaya devam mı edecek? Ne dersiniz?

Dr. Mehmet Uhri

Kategoriler
MakaleSağlık
Dr. Mehmet Uhri

Bir hekimden hayata dair anılar ve görüşler...
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Keşke hamile olsaydı

    Keşke hamile olsaydı

    17 Yaşında bir genç kız karnında beliren büyük bir ur nedeniyle ameliyata alınmıştı. Ameliyat sırasında yumurtalıklardan köken alarak karın içini dolduran iri bir karpuz büyüklüğünde yaklaşık 15 Kg ağırlığında...
  • Devlet için kurşun döken de döktüren de

    Devlet için kurşun döken de döktüren de…

    Asistanlık yıllarımdı. Çalışmakta olduğun devlet hastanesinin cerrahi bölümüne nazar değdiğinden söz ediliyordu. Önce klinik şefimiz trafik kazası geçirdi omuz eklemini incittiği için sağ kolunu kullanamaz hale geldi. Ardından şef...
  • Seneye yine gel

    Seneye yine gel

    Halk arasında kocakarı ilacı adıyla anılan genellikle bitkisel kökenli maddelerin kullanıldığı tedavi yöntemleri konusunda hekimlerin genellikle olumsuz görüşte olduğu bilinmektedir. Üstelik bu tür tedavi yöntemlerinin kendi tedavi yöntemleri ile...
  • Çoktan seçmeli yaşamak

    Çoktan seçmeli yaşamak

    Mesleğe adım attığım yıllarda şimdilerde hayatta olmayan bir hekim ağabeyimiz bizlere ‘bunlar çoktan seçmeli hekimler’ diyerek takılıyor, dalga geçiyordu. Hani bu sözlerden alınmıyor da değildim. Tıp fakültesi yıllarımda diğerlerine...