Sovyet Edebiyatı´nın En Büyük İşçisi

Ayşe AKDENİZ / San Jose-ABD Seks toplantılarına gittiğinde, Maxim Gorki çok gençti. Fakat grupla sefahat âlemine katılmak yerine duvara dayanıp folk şarkıları söyledi. İlginçtir fakat, bu foklorik şarkılarla günaha...
maksim-gorki-812×541

Ayşe AKDENİZ / San Jose-ABD

Seks toplantılarına gittiğinde, Maxim Gorki çok gençti. Fakat grupla sefahat âlemine katılmak yerine duvara dayanıp folk şarkıları söyledi. İlginçtir fakat, bu foklorik şarkılarla günaha giren dostlarının ruhlarını kurtaracağına inandı!

Otuzlu yaşlarında Stalin Rusya’sındaki muammalı ölümüne dek, hem Rusya’nın hem de Dünya’nın en ünlü Rus romancısıydı Gorki. Asıl ismi Aleksei Maksimovich Peshkov’dur. Yazarlık ismi olarak kendisine “acılı” anlamına gelen Gorki ismini verdi.

Çarlık Rusya’sında yaşayan köylünün çektiği zalim sefaleti, acıyı yansıttı eserlerinde. Kendisine: “Sovyet edebiyatının en büyük işçisi” dendi.

Maxim Gorki__1732271906’da politik aktiviteleri yüzünden sürüldü. Senelerce İtalya’da yaşadı, fakat 1928 yılında Rusya’ya bir kahraman olarak döndü. Seksüel değer yargıları yüzünden çok darbe aldı. Romantik idealleri vardı, fakat acı gerçekler Maxim’i hayatı boyunca hayal kırıklığına uğrattı. Çok yoksul düşen dede ve annaanesi tarafından büyütülen Maxim, hayatın güzelliklerine daima hasret ve özlem duydu.

Genç ve dul bir kadına aşık olduğunda 13 yaşındaydı. Maxim’de okuma ihtirası uyandıran, ona şiir kitapları hediye eden, belki de yazarlığa adım atmasına vesile oldu bu genç kadın. Maxim onu “Kraliçe Margot” olarak düşündü hep. Pazar günleri kilise yerine onu ziyarete gitti. Genç kadın yatağında uzanır, Maxim’in sırlarını dinlerdi. Onu bazen giyinirken izlerdi Maxim, “Çıplaklığında bir saflık, bir temizlik vardı” diye düşündüğü için genç dulu bir gün bir erkekle yatakta görünce şaşırmıştı!

“Benim kraliçem, aşkını öteki kadınlar gibi nasıl verirdi… İnanamadım” diye yazdı sonraları. Ve kadınların içinde “ihtiras ve saflık”ın birarada olamayacağına inandığını yazdı.

Gorki’nin seksle tanışması erken oldu. Taşrada, köylerde, alt düzey toplumsal sınıfta yaşadığı dönemde cinselliği observe etmesi zor değildi. Ancak bu tecrübeler, iyi yiyecekler pahalı geldiği için, fazla zevk alınmadan ve aceleyle yutkunulan tatsız tuzsuz lokmalar gibiydi. Eserlerinde çiğ seksüel manzaralar tasvir etti. Cinsel zevki kapsamayan, incelikten yoksun, bayağılığa ve zalimlik derecelerine varan seksüellik tanımları yazdı. Yazılarını “ahlâkî davranış” üzerine olan düşünceleriyle renklendiriyordu.

Maxim 1887’de, kafası karışık, aşk ve ilgiye müthiş susamış 19 yaşında bir gençti. Yalnızlık ve fakirlikten kurtulabilme umudunu tamamen yitirmiş olarak intihara teşebbüs etti. Kalbine isabet ettiremediği kurşun ciğerine saplandı. Bir süre sonra iyileşti fakat yine yalnız ve mutsuzdu. Kambur bir psikiyatriste gitti. Doktor ona, “Kendine cilveli bir kız bul, sana iyi gelecek” dedi. Maxim, cilveli bir kız yerine kendisinden 10 yaş büyük ve evli bir kadın buldu!

Olga Kaminskaya minyon, kıvrak zekalı, nükteli, karizmatik, Paris’de yaşayan bir kadındı. Olga kocasını terketmeyince, genç yazarın içindeki ateş, heyecan, şevk, acı bir kıvranış ve ıstıraba dönüştü, ve oradan uzaklaştı.Aradan iki yıl geçti. 1892’de yeniden karşılaştıklarında Olga’nın artık yalnız yaşadığını öğrenince mutluluktan bayılıp kaldı!

Çok geçmeden evlendiler ve alkol problemi olan bir rahibin evinin arka bahçesindeki müştemilata taşındılar. İki yıl boyunca inanılmaz bir aşk yaşadılar. Genç kızımsı ince bedenli karısının muhabbeti, sevecenliği, yumuşaklığı ve sevgisi ile büyülenmişti Maxim Gorki. Fakat karısının neredeyse zorunluymuş gibi sürdürdüğü ihanetleri sonucu onu terketti.

1896 yılında gazetede çalışıyordu. Gazetede tahsis ve düzeltmelerini yapan, Catherina Pavlovna Volzhina’ya aşık oldu. Catherina akıllı ve sertti. Maxim ona arada sırada, “Öfkeli kanarya” diyordu. Kısa sürede evlendiler, iki çocuk sahibi oldular, mutlu olmadıkları için ayrıldılar ama boşanmadılar. Uzun yıllar arkadaş kaldılar.

Gorki, reforme ettiğini söylediği bir fahişe ile yaşadıktan sonra, 1901’de aktris Maria Feodorovna Andreyevna ile bir ilişkiye girdi. Maria’da evliydi! 1906 yılında Amerika’ya giderken Maria’yı yanında götürdü. Gorki’yi karşılayanlar arasında Başkan Theodore Roosevelt, Mark Twain, William Dean Howels vardı. Maria’yı karısı olarak tanıttı.

Bu büyük bir hataydı!

İhtilâl yanlısı olan Maxim, Amerika’da dolaşmaya başlayınca, çarlık devleti onun itibarını sarsmak ve kötülemek için kolları sıvadı. Rus elçilik görevlileri “Gorki metresiyle seyahat ediyor” haberlerini yaydı. Maxim için “Anarşist, bigamist” diye yazıp çizen Amerikan medyası yazarın zaten sinirlenen hayran kitlesini iyice körükledi. Halk hiddetlendi, Maxim’e arka çıkan büyük isimler geri çekildi. Amerika turu çökmüştü. Kalmak istedikleri oteller bile bir bir geri çevirdi Maxim’le Feodorovna’yı. Hatta içerlemiş öfkeli bir otel menejeri Maxim’e, “Burası Avrupa değil” dedi.

The New York Independent, dinamit için kullanılması koşuluyla, seçilmiş Rus heyetlerine paralarını bastıran zengin ve “Saygıdeğer Hanımlar” hakkında derin yazılar yazdı. Onlar cinayet suçuna teşvik ve desteğe hazırdılar, ama kutsal evlilik kurumuna karşı saygısızılık yapan birini tasvip etmiyorlardı!

1868 doğumlu Maxim’in babası koleradan öldü. Üvey babası sürekli dayak attığı için üvey babasını bıçakladı. (bu nedenle öldüğüne dair herhangi bir veri bulmadım) Annesi veremden öldü. Okuma yazmayı, Volga Nehri’nde buhar gücüyle çalışan bir geminin aşçısı öğretti. 12 yaşında evden kaçtı, aç ve sefil yaşadı. İşverenlerin çoğu ona dayak attı. “Acılı İnsan” anlamına gelen Gorki ismini kendisine yazar ismi olarak almasının temelinde de yaşadığı bu acılar vardır. Kazan’da, fırınlarda, biraz daha büyüdüğünde ise, limanlarda çalıştı, gece bekçiliği yaptı, hayatının bu döneminde hırsızlar, fahişeler, ve ahlâk düzeyi çoğu en alt düzeyde insanlarla karşılaştı, ve bu insanların hepsini eserlerinde kullandı.

1884’de Kazan Üniversitesi’ne kabul edilmedi! (Hımm?!) 1880’li yılların sonunda ihtilâlci aktivitileri yüzünden tutuklandı.

Ukrayna, Crimea seyahatları sonunda ilk kısa hikayesi olan eserini, “Makar Chudra” (1892) yı yayımladı.

Daha sonra, liman hırsızının hikayesini anlattığı “Chelkash” Maxim’e büyük başarı getirdi.

Gazeteye de yazmaya başladığı bu dönemde üç ciltlik “Eskizler ve Hikayeler” (1898-1899) ile yazar olarak saygınlık kazandı.

Çingeneleri, evsiz barksızları, aylakları, düşkünleri sempati ve “iyimserlikle” yazdı. Bu insanların hâllerini geniş ve derin anlamda analiz etmiştir. Müthiş bir ustalıkla yazdığı ilk eserlerinde romantik egzotizm ile realizmi karıştırdı. Rus toplumundan dışlanmış asîleri yüceltti.

Yazarlığının henüz başındayken Anton Chekhov, Leo Tolstoy, ve Vladimir Lenin ile dost olmuştur.

En ünlü eserlerinden olan “Aşağıdaki Derinlikler” adlı oyunun (1902) elemetlerini daha önce yazdığı kısa hikayelerinden topladı. Bu oyun, yönetmen Konstantin Stanislavsky tarafından Moskova Sanat Tiyatrosu’nda sahneye kondu, büyük bir başarı elde etti, ve çok geçmeden Batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde sahnelendi.

Gorki, 1899’dan itibaren Zhizn’in edebiyat editörlüğünü, 1900’den itibaren St.Petersburg’daki Znanie Yayınevi’nin editörlüğünü yaptı.

İlk romanı “Foma Gordeyev” (1899), Rusya’daki tüccar sınıfını anlatır. Gizliden gizliye yayıncılık yapanların arasına karışınca, 1902’de geçici olarak Rusya’nın göbeğine, Arzamas’a sürüldü. Aynı yıl Rus Akedemisi’ne üye seçilince devlet onaylamadı ve Maxim’in seçilmesini geçersiz kıldı. Buna karşılık Akademi üyelerinden bazıları protesto amaçlı istifa etti. (Gorki, politik aktiviteleri yüzünden çarlıkta yetki sahibi kişilerle sürekli problem yaşamıştır.) Lenin’in başı çektiği Sosyal Demokrati Parti’ye üye oldu. 1906’da Kapri’ye yerleşti.

1908’yılında Maxim’in villasını ziyarete gelen Lenin’in “Materialism ve Empirio-Kritisizm” kitabının birkaç sayfasını okuduktan sonra duvara fırlatan Gorki, sadece cesur değil, biraz da asabiydi anlaşılan.

Bolşevik yönetimine destek için Amerika’ya gittiğinde, Adirondack Dağları’nda “Ana” romanının büyük bir bölümünü yazdı. 1906-1907’de ortaya çıkan romanın kahramanı Pelageia Nilovna’dır. Siyasi aktivist oğlu tutuklanınca sosyalizmin gayesini kendisine dinî inanç ve tek destek olarak benimseyen Pelageia’nın kocası ayyaştır. Kocası ölür.

Oğlu Pavel bir haydut iken değişime uğrayarak örnek bir sosyalist olur. Eve ihtilal yanlısı arkadaşlarını getirmeye başlar. Ancak yürüyüş sırasında yasak pankart taşımaktan tutuklanır. Pelageia İsa’nın sözlerine inancını yitirmez, ve fakat ihtilalcilere katılan Pelageia’yı bir polis casusu ihanet ederek ele verir.

Gorki, bu karekteri Anna Zalomova adlı bir kadının gerçek hayatından almıştı. Bir gösteri sırasında oğlu tutuklanan Anna, ihtilal broşürleri dağıtmak için ülkeyi dolaşmıştı. “Ana” romanı, sosyalist realizimin öncüsü kabul edilir.

1913’de Rusya’ya döndü, ilk işçi ve Köylü Üniversitesi, Petrograd Tiyatrosu, Dünya Edebiyatı Yayınevi’nin kuruluşlarına yardımcı oldu.

Otobiogrofisi olarak kabul edilen üçlü çalışmasının ilk bölümü, “Çocukluğum” 1913-14 yılında, “Dünya’nın İçinde” 1916’da,
ve farklı bir stille yazdığı “Benim Üniversitelerim” 1922’de yayımlandı.

Bu çalışmalarında, gözlemci Alyosha Peshkov’un gözüyle Volga Nehri kıyısının bir şehrinde geçen kendi hayatını ve gelişimini izler.

Savaş patlak verince coşkulu atmosfere sinirlendi, askere kaydolan evlatlığı ile ilişkilerini kesti. Kasım 1917’de, düşüncelerini:

“Daha önce de Romanovs’un gücünde olduğu gibi, Lenin’in gücü kendisi ile aynı fikirde olmayan herkesi tutuklayıp hapsediyor” diye yazarak belirtti.

Gorki, Rus ihtilali sonrası korunanlar statüsünde olmaktan keyif aladururken, Bolşevik diktatörlüğünün metodlarını protesto edince Lenin’in tek emriyle susturuldu. Gorki kominist rejimden memnun değildi, ve bu sistemin entellektüellere olan tavrından hoşlanmadığı için, 1920’lerde gönüllü olarak Almanya ve Çekoslavakya’ya gitti.

Berlin’de (1923-25) “Dialogue”un editörlüğünü yaptı.

En iyi romanı olan, ihtilal öncesi tüccar bir ailenin 3 neslini anlatan dev eseri “The Artamov Bussiness”i Kapri’de (1925) yazdı.

Lenin’in ölümünden hemen sonra, “V.I.Lenin”adlı eserini yazdı. Bu çalışmasında, ihtilalci lider Lenin’i büyük bir hayranlıkla anlattı. (Bu eserde, Paris ve Kapri’de Lenin’le aralarında geçen diyaloglara geniş yer verir.)

Gorki, 1931’de Stalin’in baskısı ile Rusya’ya döndü. Yazarlar Birliği’nin başına geldi. Sayıları birhayli olan ciddi dergiler başlattı. Sovyet Yazarları İlk Kongresi’nde verdiği demeçte Yazarlar Birliği’nin bürokrasisini eleştirdi ancak hiç bir şey değişmedi. Kısa bir süre sonra başlayan terör kongreye yapılan bütün önerileri gömdü. Yazarlar öldürülmeye başlandı. Bu arada Stalin yazarların aktivitelerine özel bir ilgi gösteriyordu.

Rusya’ya dönüşünden sonra Gorki’nin tüm hareketleri ve konuşmaları ihtilâflıydı. (Şair Anna Akhmatova ve birçok yazar başka bir şair olan Nikolai Gumilev’in ölüm cezasından kurtarılmasına yardımcı olmasını istediler ancak Gorki onu kurtarmak için hiç bir harekette bulunmadı!)

Dev yazar Maxim Gorki, 18 Haziran 1936’da, aniden, Moskova yakınlarındaki evinde zattürreden öldü. Yazar Kızıl Meydan’da gömüldü.
Yazarın öldürülmesi için Joseph Stalin’in emir verdiği rivayetleri o gün bu gün, hâlâ devam eder.

Maxim Gorki’nin prensiplerini belirten en etkileyici sözü Chekhov söyledi muhtemelen:

“imha edilmeyi hakeden herşeyi, imhacının imha edeceği muhakkaktı”…

 

Ayşe AKDENİZ
14 Mart 2004 07:43
Kategoriler
EdebiyatKültür&Sanat
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Leo Tolstoy – Garip Bir Yaratık

    Leo Tolstoy – Garip Bir Yaratık

    Yeryüzünde diğerlerinden sıyrılan birçok varlık var. Toprağın mahsulü üzerinde yaşıyor, ancak bu yaratıklar kendi kendilerine oyun oynama eğilimindeler, bu yüzden açıklanamaz bir şekilde toprağı ellerine bölerler, böylece yemek istediklerini...
  • Babalar ve Oğullar

    Babalar ve Oğullar: Bazı Notlar

    Geçenlerde Ivan Turgenev‘in “Rudin” ve “Babalar ve Oğulları” nı uzun ve dayanılmaz bir acının neden olduğu kaygı duygusuyla yeniden okudum. Bildiğiniz gibi “Rudin” yazarın ilk kalem testlerinden biridir. 1856’da...
  • H. LAWRENE

    Bakire ve Çingene

    Ayşe AKDENİZ / San Jose-ABD “Bakire ve Çingene”, CD. H. LAWRENE’in en güzel çalışmalarındandır. Fakat en çok tanınan eseri, “Leydi Chatterley’nin Sevgilisi” (1928)’dir malum. “Erkeklerin de kadınların da şu...