Siz gittikten sonra bizler hiç gülmedik

Hüsnü Arkan yoluna tek devam etme kararı aldığından beri burun direklerimiz ne çok sızlıyor Ezginin Günlüğü’nden söz açılınca. İş bu özlemler, sitemler eşliğinde dinledik güzel insanın güzel albümünü. Herkes...

Hüsnü Arkan yoluna tek devam etme kararı aldığından beri burun direklerimiz ne çok sızlıyor Ezginin Günlüğü’nden söz açılınca. İş bu özlemler, sitemler eşliğinde dinledik güzel insanın güzel albümünü.

Hüsnü-Arkan

Herkes kendi geçmişini özler. Bu sabittir’ der yokluğuyla halayıı yarım bırakan Evrim Alataş. Şayet o geçmişin bir yerlerine ‘Ezginin Günlüğü’ gizlenmişse özlemler artık daha büyük, daha sancılı. Bu da sabittir. Cepteki hacıyatmazlarla bir gece vakti geçilen ‘Düşler Sokağı’, biraz gerçek biraz hülya ‘Ebruli’, sabah uyanırken karşımıza çıkan ‘Dargın mıyız?’, rüzgâr esince dağılıp giden ‘Zerdaliler’, sigara dumanına sarılan ‘1980’, ateşe bacanın kitaba hocanın ‘Kanto’… Hüsnü Arkan yoluna tek devam etme kararı aldığından beri burun direklerimiz ne çok sızlıyor Ezginin Günlüğü’nden söz açılınca. İş bu özlemler, sitemler eşliğinde dinledik güzel insanın güzel albümünü. Hüsnü Arkan’ın ‘Solo’sunu.

Girişi ‘Baba Zula’yı anımsatan pek neşeli ‘Ayar’ ile açılıyor albüm. Şarkının sözleri “İki bilet aldık gitçez İstanbul’dan, “Biz vazgeçtik kalcez İstanbul’a evriliyor. Ardından, buralarda varlığı ile yokluğu muamma ‘Hürriyet’ geliyor. “Günahsız insan yok” cümlesini not ederken Birsen Tezer’in sesini duyuyoruz ‘Hoşgeldin’ şarkısında. Bülent Ortaçgil’in gitarları çaldığı, Gürol Ağırbaş’ın düzenlemesini yaptığı şarkı bence açık ara albümün favorisi. Sözleri de çarpıcı. “Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgâr / Sen bana geç geldin, ben sana erken”.

Ve başlığın kahramanı ‘Adile Hanım’. ‘Bir gün döner diye beklediğimiz, ne yapsak da yerini dolduramadığımız’ Hafize Ana’ya saygı duruşu. ‘Senin Gibi’ ile ‘Solo’nun ilk bölümünü bitirip şiir faslına geçiyoruz. Arka arkaya 4 şiir: Can Yücel’in ‘Sol Yanım’ı, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın ‘Önce Sen Sonra Sen’i, Orhan Ve-li’nin ‘İhtiyarlık’ı ve Nâzım Hikmet’in ‘Anılar Yüzünden’i. Notayla mısranın, müzikle edebiyatın dansı. Sonra kapanış yapılıyor ‘Saki’ ile. Hepsi bu kadar. Ilık bir yaz akşamında çiseleyen yağmur misali abartısız, telaşsız. Sabırlı, vakur. Bazen dertli, bazen iyimser. Son söz: Başlayan her şey biter diyorlar; ama sen gene de Ezginin Günlüğü’nden ayrılma-saydın be güzel abim!

CIARA CIARA

Seksi kızımız ‘Ciara’, yürek hoplatan (böyle deniliyordu sanırım) fotoğrafları, videoları ile yine aramızda. ‘Love Sex Magic’ klibiyle geçtiğimiz senelerde ortalığın tozunu alan Grammy’li sanatçı, kaldığı yerden devam ediyor. Dördüncü albüm ‘Basic Instict’, Sony Music etiketiyle raflardaki yerini aldı. Dansını, şovunu hiç eksik etmeyen Ciara gene bildiğimiz gibi. Bakınız şarkılarını geri plana yollayan ‘Gimmie Dat’ ve ‘Ride’ videolarına ya da albümün kartonetine. Tabii neticede bir Rihanna değil.

‘GEÇTİ YILLAR SU GİBİ’

Ülkü Aker’in kaleminden dökülenler 10 yıl sonra tekrar piyasada. ‘Universal Müzik’ kataloglarının yayın hakkını alan Avrupa Müzik, sözleri Ülkü Aker’e ait ‘35 Yılın Şarkıları’ albümünü yayınladı. Neler yok ki! ‘Sana Neler Edeceğim’, ‘Yok Yok Yalan Deme’, ‘Boşvere Boşvere’. Kimler yok ki! Sezen Aksu, Selda Bağcan, Ferdi Özbeğen, Ajda Pekkan. ‘Dile kolay tam 35 yıl olmuş… “Yaşadığım her şeyi söze döküp, sizlerle paylaşmışım” diyen Aker, geçtiğimiz aylardaki evliliği ve canlı yayındayken kocasıyla yaşadığı gerilimle de basının ilgisini çekmişti.

BİZİM ANAMIZ DA VAR, BABAMIZ DA

Fakir ama gururluyduk Ali Sam Yen’deyken. Başımız dikti. Kimseye eyvallahımız yoktu. Şimdiyse elimize bir ekmek verip başımıza bin tokmakla vuruyorlar. Biz sizin kulunuz değiliz ağalar, biz Galatasaray taraftarıyız. Bizi öyle azarlamanıza, bize olmadık laflar etmenize hakkınız yok. Taraftarına sahip çıkmayıp onları stada sokmayacağını ısrarla dile getiren bir başkana sahip olmak da ağrımıza gidiyor, bu böyle biline. Ayrıca Banu Yelkovan’ın yüreğine sağlık ‘Benim bir oğlum var’ yazısı için. Bizim anamız da belli, babamız da.

TARİHİN ŞEN ÇOCUKLARINA

Onlar hem sabırsızlık zamanının güzel çocukları, hem de tarihin şen çocuklarıydı. Onlar Yusuf’tu, Rezan’dı. Ölürken bile sevgilisini unutmayan sevdalı yüreklerdi. Son nefesinde dahi annesine “çok iyiyim” diyen kınalı kuzulardı… 34 insanının vahşice öldüğü, kara tarihin işkence üslerinden “5 No’lu Cezaevi”, Çayan Demirel’in gözüyle 27 Ocak’a kadar Yeşilçam Sineması’nda. İnsan kalabilmiş herkesin izlemesi dileğiyle.

Kategoriler
Müzik

Benzer Konular