Siyasal Alanda Kadın

Kaynaklar, Stratejiler ve Politik Yaşam Kadınlar, erkekler kadar yetenekliyse neden çok az önemli kadın sanatçı var? Ünlü kadın romancılar, besteciler, filozoflar, ekonomistler, kimyagerler, politikacılar nerede? Pek çok çalışma alanının,...
SİYASAL ALANDA KADIN

Kaynaklar, Stratejiler ve Politik Yaşam

Kadınlar, erkekler kadar yetenekliyse neden çok az önemli kadın sanatçı var? Ünlü kadın romancılar, besteciler, filozoflar, ekonomistler, kimyagerler, politikacılar nerede? Pek çok çalışma alanının, güç ve saygınlık elde etmek için erkeklere oranla birkaç kadın tarafından yönetilmekte olduğu açıktır. Kadınların parlamento temsilleri- İsveç hariç- her ülkede %40’ın altındadır ve bu miktar dünyanın pek çok bölgesine göre büyük bir miktardır. 1994’e kadar dünyada sadece %5.7 kadın bakan varken, 59 ülkede bakanlık pozisyonunda olan kadınlar bulunmamaktadır. Büyük orkestraların orkestra şeflerinin, sinema filmi yönetmenlerinin, Ulusal Bilim Akademisi üyelerinin ya da Nobel Ödülü alanların küçük bir yüzdesini kadınlar oluşturmaktadır. Nadine Gordimer 1991’de Nobel ödülünü kazandığında bu ödülü alan ilk kadın roman yazarı olmuştur. Bilim alanındaki Nobel ödüllerinin neredeyse %98’ini erkekler almıştır ve yirminci yüzyıl boyunca matematik alanındaki tanınmış ödüllerin %99’unu erkekler almışlardır.

Son yıllarda kadınlar iş gücü konusunda önemli ilerlemeler sağladılar, çoğunlukla geleneksel olarak kadınsı işlere ya da erkek dominansı olan daha düşük mevkilerdeki işlere yönlendirildiler. Örgütsel sosyolog olan Carolyn Dexter’a göre; işin ya da örgütün türü ne olursa olsun, kadınların çalışmaları çok az ekonomik ya da sembolik ödül, düşük prestij ve sınırlı düzeyde güç ile karakterize edilmiştir.

Ana Paula da Silva

Saygınlık, prestij ve nüfuz konularındaki geniş toplumsal cinsiyet görüş ayrılığı, kadınların ve erkeklerin başarı ve güç konusunda farklı sosyalleşmelerinden kaynaklanmaktadır.

Bazı insanlar için güç kelimesi politikayla eş anlamlıdır. Demokraside, en temel politik davranışlardan biri seçimlerde oy vermedir. Pek çok ülkede kadınlar oy verme hakkını almak için savaşmak, mücadele etmek zorunda kalmışlardır. World Priorities örgütü tarafından elçiliklerde yapılan bir taramada yanıtlayıcı ülkelerin yarısında, kadınlarla erkeklerin oy kullanma hakkı elde etmeleri arasında ortalama 47 yıllık bir gecikme olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Kanada’da kadınlar 1920’den itibaren oy kullanmak için savaşmışlardır. Kadınlara oy kullanma hakkı verilmesi yeniyken, bazı kadınlar oy vermenin uygunsuz olduğu kanısındaydılar ve seçimlerde kadınların katılımları erkeklerin arkasından geliyordu, yavaş ilerliyordu. Ek olarak kadınlar, erkeklerden daha düşük eğitimliydiler ve çalışmalar eğitimin politik katılımla ilişkili olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda seçmen sayısındaki cinsiyet farklılıkları her iki ülkede (Amerika ve Kanada), yıllar geçtikçe ortadan kalkmıştır ve kadınların oy kullanma oranları her ABD başkanlık seçimlerinde 1984 yılından itibaren erkekleri aşmıştır. Kadınlar aynı zamanda, halka yakın düzeydeki siyasette erkekler kadar aktiftirler; her iki grup da pek çok kampanya yapmakta ve siyasal partilerin perde arkasında, arka planında çalışmalar yapmaktadırlar. Vatandaş düzeyinde daha sonraları kadınların ve erkeklerin siyasal katılım düzeyleri arasında çok az bir değişme olmuştur. Politika hala pek çok insan tarafından “maskülen” bir çaba olarak görülmektedir.

Halka yakın düzeyin üstündeki politik düzeylerdeki cinsiyet farkları oldukça dramatiktir. Devlet memuriyeti yapan kadınlar çok küçük bir yüzdeyi oluşturmaktadırlar ve erkeklerden daha az liderlik yapmaktadırlar ya da yönetici pozisyonlarına daha az seçilmektedirler. Siyasal partilerin içinde kadınlar için destekleyici görevler verilme ve ev idaresi görevleri verilme eğilimi olmaktadır. Bazı değişiklikler, açıktır. 1991’de Kanada’da Yeni Demokratik Parti, kadınların federal seçim bürosuna adaylıklarını sonuçlandıran Kuzey Amerika’daki ilk büyük parti olmuştur. Son yıllarda Kanada’daki üç büyük siyasal partinin ikisi, en azından bir zaman, için kadınlar tarafından yönetilmiştir. Ne Kanada ne de Amerika, hem başbakanı hem de muhalefet lideri kadınlardan oluşan, Yeni Zelanda’da kadınlar tarafından yapılan politik ilerlemeyle boy ölçüşemez.

Burada tanımlanan durumların güç analizi, kadınların ve erkeklerin vatandaş düzeyinde göreli olarak eşit olan politik katılımlarının daha yüksek düzeylerde neden eşit hale gelmediğinin pek çok yanıtına işaret etmektedir. Birincisi, toplumsal cinsiyet ideolojisi ve politik olarak ya da başka bakımlardan erkeklere bir lider olarak hala kadınlardan daha fazla meşruiyet verilmesi alışkanlığıdır. Spesifik olarak siyasal alanda erkek adaylar hala kadın adaylara göre daha seçilebilir algılanmaktadır ve erkekler kadınlara göre bir kadına oy vereceklerini daha az söylemektedirler. Pek çok seçmen, kadın adaylarda kendi erkek muhalif adaylarından açık olarak daha nitelikli olmadıkça tereddüt etme eğiliminde olmaktadırlar. Mali hizmetler firması olan Deloitte ve Touche tarafından yaptırılan bir kamuoyu yoklamasında yanıtlayıcıların %16’sı başkanlık için bir kadına oy vermeyeceklerini bildirmişlerdir ve buradan çıkan tek sonuç bu değildir, yanıtlayıcıların çoğu pek çok insanın kadın bir adayı destekleyebileceğini söylemişlerdir. Yanıtlayıcılar, erkek bir başkanın kadın bir başkandan daha iyi performans göstereceğini beklediklerini söylemişlerdir.

Kadınlar ayrıca, erkelerden daha az uzmanlık gücüne sahip olmak eğilimdedirler. Kadınlar politikayı anlama oranlarının erkeklere göre daha düşük olduğunu düşünmektedirler, ancak araştırmalar bu algılama farkını desteklememektedirler. Politik partiler içinde kadınlar erkeklere göre stratejik liderlik görevleri için daha az seçilmektedirler. Bununla birlikte, siyasal bir kadroya adaylığını koyan kadınların seçilen, bir işe alınan ya da politik personel pozisyonuna gelecek bir backgrounda sahip olmaları ihtimali giderek artmaktadır. Kadınlar adaylıklarını koyduklarında sıklıkla sermayelerinin olmayışı nedeniyle engellenmektedirler ve etken bir kampanyanın mutlaka aranan bir özelliği de parasal kaynaktır. Elizabeth Dole 1999’da Amerika’da başkanlığa adaylığını koymuş, ancak yeterince sermayesi olmadığı için rakiplerine karşı etkili olamamıştır. Bunlar kadınların kazanmaları için birkaç yapısal fırsattır. Amerika’da görev verilenler nadir olarak yenilgiye uğrarlar, yüksek düzeylerde yeni yüzler için birkaç yer vardır. Kadınların mücadele başlattığı kampanyalar, erkekler için olanlardan daha sık olarak, boş amaç merkezleri olarak görülmektedir. Zaman içinde kadın adaylar seçimlerde kurban edilen koyunlar olmuşlardır, en kolay kendi partilerinin adaylıklarını kazanmışlar ve kazanmak için gerçekçi beklentilere sahip olmuşlardır.

Dezavantajlara rağmen politik alanda çalışan kadınlar, kadın adaylar ve yüksek politik görevlerdeki kadınlar daha fazla meşruiyet kazanmaktadırlar. Hem Amerika’da hem de Kanada’da daha önceki zamanlara göre daha fazla sayıda kadın seçimlerde aday olmaktadırlar. 1980’ler boyunca, Amerikalıların, başkanlık adaylığında bir kadına oy vermek için ilk kez fırsatları oldu. 1980’ler ve 1990’larda aynı zamanda kadın eyalet başkanlarının seçildiği görülmüştür. Kanadalılar, Avam Kamarası Sözcüsü, vali, başbakan rollerinin ilk kez kadınlar tarafından doldurulduğunu görmüşlerdir. Her iki ülkede de (Amerika ve Kanada) kadınlar özel bir ilgi grubu olarak seçim kampanyaları boyunca bazı güçler elde etmişlerdir. Kanada’da 1985’de federal seçimlerde ilk kez üç önemli partinin liderlerinin bir televizyon programında kadın konusunda tartıştıkları görülmüştür. Kuzey Amerika sınırlarının dışında da değişiklikler görülebilmektedir. Örneğin Fransa’da, 1944’e kadar kadınlar oy kullanamıyordu, 1964’e kadar bir kadın banka hesabı açmak ya da pasaport almak için kocasından izin almak zorundaydı. Açık sözlü feminist bir kadın olan Edith Cresson, 1991’de başbakan atandı. İrlanda’da güçlü bir feminist kadın olan Mary Robinson, 1990’da başkan seçildi. Türkiye’nin ilk kadın başbakanı olan Tansu Çiller, 1990’da bakanlık görevini aldı.

Politik partilerin, ilgi gösterilen bir grup olarak kadınlar üzerine oldukça vurgu yapmaya başlamaları rastlantı değildir. Yirmi yıldan daha da fazla bir zaman önce kadınlar baskı yapılan bir grup olarak kendi güçlerini arttırmak için örgütlendiler. Uzmanlıklarını ve politik becerilerini arttırdılar. Kadın adaylara destek vermek için sermayelerini kurdular ya da özgül konularda kulis faaliyetlerinde bulundular ve kadın grupları arasında karşılıklı destekleyici gruplar kurdular. Amerika’daki Kadın Seçmenler Ligi gibi partizan olmayan örgütlenmelerde ve Kanada’daki Ulusal Faaliyet Komitesi’ndeki Kadının Durumu’nda, hem seçimler boyunca hem de seçim sonrasında görünür olan bu durumlar korunmuştur. Politik sistem, hala geniş oranda erkeklerin egemenliğindedir, ama kadınlar artan bir güçlü etki yapmak için güçlerini geliştirmektedirler.

Kategoriler
KadınPolitik
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Prenses Cristina İspanya Prensesi

    Anlamakta Zorlandığımız Dil: İstifa

    Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan hatta prenses… Hepsi, kendilerini aklamak için görevlerinden istifa etti. Hem de suçlamalar henüz iddia aşamasındayken. Gelin, nelerle suçlandıklarına bakıp, nasıl hareket ettiklerini inceleyip, o ‘dil’i anlamaya...
  • Toplumsal Cinsiyet ve Politik Tutumlar

    Toplumsal Cinsiyet ve Politik Tutumlar

    “Otoriteryen kişilik” terimi, muhafazakar tutumları, dini, ulusal ve düşünce hoşgörüsüzlüğünü, değişmez duygusal ya da bilişsel işleyişi ve kişilik özelliklerini betimlemektedir. Androjeni terimi ise Bem tarafından geliştirilmiş bir kavramdır ve...
  • Kadınların ve Erkeklerin Siyasal Alandaki Farklılıklarının Nedenleri

    Kadınların ve Erkeklerin Siyasal Alandaki Farklılıklarının Nedenleri

    Kadınların ve erkeklerin politik inançları ve davranışlarındaki farklılıkları açıklamak için genellikle üç bakış açısı kullanılır: Siyasal toplumsallaşma, yapısal ve durumsal bakış açıları. Siyasal toplumsallaşma ekolü, insanların politik alışkanlıklarının aslında...
  • Aşk ve politika

    Aşk ve politika

    Politikadaki ilişkiler ile insanlararası ikili yakın ilişkiler ne kadar da birbirine benziyor… Anlaşılması zor sinyallerin sürekli gelip gittiği, tarafların birbirine bir takım kısmen anlaşılır mesajlar verdiği bir ortam. Karşıdakinin...