Sex, Drugs & Rock’n’roll

Gündemdeki rock’n’roll kuşağı geçmiş kuşakların uyuşturucu ile olan deneyimlerinden yararlanarak ve aynı zamanda kendi bakış açısına sahip çıkarak tamamına erdiriyor bu işi. Trainspottingvari bir hayat yaşamaktan korkmuyorlar. Bu onlar...

Gündemdeki rock’n’roll kuşağı geçmiş kuşakların uyuşturucu ile olan deneyimlerinden yararlanarak ve aynı zamanda kendi bakış açısına sahip çıkarak tamamına erdiriyor bu işi.

Trainspottingvari bir hayat yaşamaktan korkmuyorlar. Bu onlar için tamamen müzikle ilgili.

Sex, Drugs & Rock’n’roll

Rock’n’roll’un son elli yılı hastalıklı drug kayıtlarını ve ağza alınmayacak uyuşturucu hikayelerini barındırmakta. Marihuana’nın jazz kulüplerine girdiği 1950’leri de işin içine katacak olursak, beş nesil bu drug kayıtlarıyla ve hikayeleriyle büyüdü. Nedir bu hikayeler? 1980’lerde Aerosmith’in frontman’i Steven Tyler, Manhattan’ın tekin olmayan mekanlarından birine, Gorham Oteli’ne taşıyor evini. Derdi ise 8. Cadde’yi mekan bellemiş torbacılara daha yakın olmak. Depeche Mode’un melankolik müziği ise eroinin etkileri üzerine kuruluyor. Dave Gahan iyi mal bulabilmek için dolaştığı Harlem sokaklarında defalarca dövülüyor ve soyuluyor.

Depeche Mode

Depeche Mode

Uyuşturucunun rock star’lar arasında bu denli yaygın olmasını 1950’lerden beri ‘komünist beyin yıkama yöntemi’ olarak açıklamayı uygun gören Birleşik Devletler Hükümeti, 1970 yılında Elvis Presley’i kara listeye alıyor ve onun politik görüşlerini malzeme yapıyor. 1967’de on gün süren bir acid tribine giren John Lennon bu trip esnasında varını yoğunu bir adaya yatırıyor. Grateful Dead’den Jerry Garcia’nın acid tribi de ona tuhaf şeyler yaptırıyor. Garcia konserlere kafasına bir duş bonesi geçirerek çıkıyor. Bu bir moda akımı değil. Garcia saçlarını seyirci arasındaki ejderhanın ateşinden korumak istiyor. Kurt Cobain’in dul eşi Courtney Love, riot punk akımının bir numaralı persona grata’sı olarak kazandığı krediyi Heathrow havaalanında enselendiğinde kaybetme tehlikesi yaşamıştı. Bir ihbarı değerlendiren havaalanı polisinin Courtney Love’ın vajinasını didik didik edişi ve nihayetinde de ihbarın doğrulanışı bir hayli kızdırmıştı rocker’ları. Oysa ‘en harbi rock’n’roll freak benim’ diyenlerin böyle durumları gülümseyerek karşılaması gerekiyor. Syd Barrett’ın acid’ini sabah kahvesiyle birlikte alması, Türkiye’ye gelen rock gruplarının kuliste gazetecileri çevirerek onlara ‘İstanbul’un haşhaşı meşhurmuş, sizde bulunur mu?’ şeklinde sorular yöneltmesi çok da şaşırtmamalı insanları.

imagesUyuşturucular ve uyarıcılar tüm o görkemli rock’n’roll hikayelerine içerik sağlıyor. O hikayelerin ana teması olmasa bile hikayeyi besleyen yardımcı öğeler olarak bu müziği üretenlerin elinden düşmüyor. Kimini zamanı geldiğinde salıveriyor, kiminin bacağına öyle bir yapışıyor ki onu aşağıya çekene kadar rahat vermiyor. Kimisi onun ağırlığı altında ezilmektense ona ithafen şarkılar yazıyor, bir yandan da domuz gibi yaşıyor. Çoğu rock müzisyeninin menajerlerine ve müzik firmalarına ‘beni rahat bırakın’ demenin yolu olarak seçiyor uyuşturucuları. Grunge müziğin başat figürlerinden, Alice In Chains vokalisti Layne Stayley’in ağır kokteyl (eroin ve kokain) yüzünden ölümü ardından arkadaşları şöyle konuşuyor: “Ölümü bizi üzmedi. Acındırmak istemiyoruz, hatta hayranları sevinsin istiyoruz. Onu son gördüğümüzde mide bulandırıcıydı. Çünkü yemyeşildi ve bok kokuyordu”.

20 yılını rock müzikle uyuşturucular arasındaki bağlantıyı deşifre etmeye adayan yazar Harry Shapiro, ‘Neden Axl Rose için uyuşturucu kullanımı bir konforken bizim için yasak?’ sorusunu yöneltebileceğimiz en sıkı kaynak. Shapiro’ya göre hiç de özenilesi, yaşanılası bir hayat değil rock star hayatı. “Sıradan insanların uyuduğu saatlerde onlar çalışmak zorunda. İki yıl boyunca her gece çalmak ve havaalanlarında 12 saate varan bekleyişler yaşamak insanın doğasına ters. Onlar kimyalarını dengelemek zorunda.” İşin bir de sembolik boyutu var. Charlie Parker’dan Shaun Ryder’a kadar bir dolu adam junk ilmini şeytani amaçlar için kullanmaktaydı. İnsanların üstünde illüzyon etkisi yaratmak, onları egemen sistem tarafından hasır altı edilen bir kültün etrafında toplayarak bir ‘karşı-ordu’ yaratmak. Söz konusu karşı-ordu rock’n’roll’un elli yıllık tarihinin gördüğü beş kuşağı kapsıyor. 1950’lerde Beat Generation olarak tabir edilen edebiyat tayfasını da ilgilendiren ilk kuşak roll’cular, 1960’ların Aquarius Çocukları, 1970’lerin glam rocker’ları ve punk’lar, 1980’lerin glitter fan’ları, 1990’ların grunge rocker’ları. Bu karşı duruşu 2000’lerde koruyan bir kuşağın varlığından söz etmek de pekala mümkün. Her ne kadar ‘müzik müzik içindir’ söylemi yaygın olsa da içerik sahibi müzikal ürünlerin birer karşı kültür yaratmaya yönelik bir çaba içinde olduğu bir gerçek. Uyuşturucu kullanımının müzikle paralelliği söz konusu olduğunda 2000’lerde bayrağı clubber’ların ve hip hop’çıların devraldığını söyleyebiliriz. Clubber’ların gözdesi ecstasy ve hip hop’çıların gözdesi marihuana pek çok ülkede resmi makamlar tarafından uyuşturucu sınıfına bile sokulmuyor artık. Birkaç yıl önce Trainspotting filminin, şimdi de Iceberg Slim kitaplarının bir jenerasyon için İncil değeri taşıdığını kabul etmek durumundayız. Gündemdeki rock’n’roll kuşağı geçmiş kuşakların uyuşturucu ile olan deneyimlerinden yararlanarak ve aynı zamanda kendi bakış açısına sahip çıkarak tamamına erdiriyor bu işi. Trainspottingvari bir hayat yaşamaktan korkmuyorlar. Bu onlar için tamamen müzikle ilgili. Yanaklarından sağlık fışkıran, gürbüz bir gençliğin sıkıcı olduğunu düşünüyorlar. Uyuşturucu maddeler sayesinde vücutlarını nasıl şekillendireceklerine de kendileri karar veriyorlar. Çoğunun bu yolda ölmek gibi bir iddiası yok! Onlar için ergenlik sonrasında yaşanması gereken, yetişkinliğe geçiş sürecini tamamlayacak olan bir tecrübe bu. Yetişkinliğe geçtiklerinde, bu işi bir kenara bırakıp normlara uyduracaklar kendilerini. Bunun tamamen kendi kontrollerinde olacağından o kadar eminler ki! Çünkü her şeye kendileri karar vermek istiyorlar.

0 fRIg5cgRRAZtvVnR

Botanik bilimciler tarafından İsa’dan Önce 5 milyonuncu yıla tarihlendirilen, resmi tarihi 19. yüzyıl romantizmine, sıkı afyon tüketicileri Coleridge ve de Quincey’e, migrenden mustarip olan Kraliçe Victoria’ya uzanan tarihinde uyuşturucu kullanımına doruğunu yaşatan kuşkusuz Andy Warhol’un Fabrika’sında konuşlanan femme fatale escort kızları, jet sosyetenin narkotikleri, coffee-shop entelektüelleri, devrimci draq-queen’ler, pornografi sanatına tapan aykırı filmciler ve Velvet Underground oldu. Dönemin multi-medya devrimi eroine yönlenen bir kültün çevresinde oluşuyordu. La Dolce Vita! Nico, Fabrika’nın leş köşelerinde eroin ziftlenirken Keith Richards, Anita Pallenberg’den ve Mick Jagger da Marianne Faithfull’dan dev eroin bağımlıları yaratıyordu. Lou Reed rock’n’roll tarihinin en dürüst şarkısını yazarak ona ‘Heroin’ diyordu. Bob Dylan’ın lobisinde meşhur acid tribine girdiği Chelsea Oteli’nin 100 Numaralı odası yıllar sonra, 12 Ekim 1978 günü bir punk idolünün sevgilisini doğrayışına tanık olacaktı. Eroin bağımlısı Sid Vicious. Ve o Sex, Drugs & Rock’n’Roll düsturunu özetleyen meşhur cümlesi: (Kendisini kodese tıkmak isteyen New York polisine) “Bırakın beni! Bana bir şey yapamazsınız! Bir rock star’ım ben!”

Kategoriler
Müzik
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Sinem Saniye

    “Günlük Tutmuyorum, Beste Yapıyorum”

    Amerika şarkı listelerini altüst eden başarılı Türk sanatçı Sinem Saniye soruları yanıtladı ve yeni albümü ‘‘Lets Play’i’’ anlattı. 1979 Münih Almanya doğumlusunuz. Babanızın kaybından sonra annenizle birlikte Amerika’ya geliyorsunuz. Amerika’yı tercih etmenizde bir sebep var mıydı, çünkü sanıyorum ki Almanya’da da düzenli bir hayatınız mevcuttu? Sinem Saniye: Ben doğmadan...
  • muzik-03

    Kaybolan kültürün temsilcisi: Gülcan Altan

    Hangi dilde ağıt dinlerseniz dinleyin, yüreğiniz sızlar ve o acıyı hissedersiniz. Çünkü ona göre, müziğin dili yok! Ama o en çok Çerkesçe şarkılarıyla tanınıyor. Gülcan Altan, yok olma tehlikesi...
  • Sasha Grey

    Müzik, Porno Endüstrisine Çok Benziyor

    Sasha Grey, 270 porno filmde rol aldı. Artık deneysel elektronik bir grup olan aTelecine’in yüzü. Ve şimdi bu iki dünyanın, birbirinden hiç de farklı olmadığını söylüyor. Porno yıldızları, genelde...
  • Aylin Aslım

    Aylin Aslım’ın Zümrüd-ü Anka ile Dansı

    “Olgunluk albümü” denemez ama son albümü ‘zümrüd-ü anka’, aylin aslım’ın daha duygusal, daha romantik yanını açığa çıkarıyor: Güneşe dokunup yeniden doğan ruhunu… Albümün ilk single’ı Teoman ile yaptığı düet...