Savaş Kaygısı Ciddi Şiddet ve Depresyona Yol Açıyor

Uzmanlar uyarıyor: Savaş gerginliği çıldırtıyor… Uzmanlara göre, savaş ihtimali insanlarda korku ve stres yaratıyor. Bu sürecin uzaması kaygıları ve etkileşimi daha da artırıyor. Üstelik bu kaygıları azaltmanın tek çaresi,...
Savaş Kaygısı Ciddi Şiddet ve Depresyona Yol Açıyor

Uzmanlar uyarıyor: Savaş gerginliği çıldırtıyor…

Uzmanlara göre, savaş ihtimali insanlarda korku ve stres yaratıyor. Bu sürecin uzaması kaygıları ve etkileşimi daha da artırıyor. Üstelik bu kaygıları azaltmanın tek çaresi, savaş ihtimalini ortadan kaldırmak. Etkileri ise, savaştan sonra bile yıllarca sürüyor.

İnsanlık tarihi kadar eskidir savaş. Bir zamanlar varlığını devam ettirebilmek için doğayla çetin bir savaşa tutuşan insanlık, zamanla daha iyi yaşayabilmek, daha fazla güç elde edebilmek ve varlığını kendi yarattığı düşmanlardan koruyabilmek için kendi türüyle savaşmıştır. Yani insanlık tarihinin kalın kitabında savaşsız bir sayfaya rastlamak mümkün değildir. İşte bu tarihin olmazsa olmaz gibi duran unsuru yeniden faaliyete geçiyor. Dünya, hemen yanı başımızda meydana gelecek bir savaşı bekliyor.

Bu bekleyiş sırasında, hemen her gün bir yerlerde, savaşın psikolojik ya da maddi olumsuz etkilerinin ne olacağı konusunda teoriler üretiliyor, yorumlar yapılıyor.

Peki bu savaş olmadan savaş psikolojisi içine girme durumu normal mi ve bize getirebileceği olumsuz sonuçlar var mı? Bu sorunun cevabını işin uzmanlarına sorduk. Psikiyatr Prof. Dr. Özcan Köknel’e göre savaş insanoğlunun karşı karşıya kalabileceği en büyük tehdit. Prof. Dr. Köknel, “Savaş insanların direkt olarak yaşamlarına, mallarına yönelik bir tehdittir. Yani insanın varlığının ve varlığını devam ettirmesi için gerekli olan unsurların direkt olarak hedef alınmasıdır. Bu nedenle fiili olarak savaş ya da içinde bulunduğumuz durumdaki gibi savaş ihtimali, insanlarda korku, endişe ve stres yaratır” diyor.

Korku ve stres… Son dönemde hemen hepimizin az da olsa içinde bulunduğu durumu özetleyen iki kelime. Korkuyoruz ve stres içinde olacakları bekliyoruz. İşin en kötü tarafı bu sürecin daha ne kadar süreceğini bilmiyor olmamız.

Savaş korkusu, şiddet ve depresyona yol açıyor

Prof. Dr. Özcan Köknel bu sürecin uzamasının kaygıları artırıcı bir durum olduğunu belirtiyor. “Bu sürecin uzaması durumunda insanların kaygıları ve psikolojik etkileşimleri artacaktır. Tartışmaya müsait bir psikoloji içinde olmak ya da sürekli gerginlik, bu durumun en net belirtisidir” diyen Köknel, insanların daha fazla şiddet ve öfkeye meyilli olabileceklerini, bu nedenle bu dönemde daha dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor. Köknel’e göre psikolojik durumu müsait olanlarda, bu kaygılar, ileri derecede depresyona da neden olabilir.

Cephedekilerden daha çok tehdit altındayız

Prof. Dr. Köknel’in verdiği bilgilere göre, cephe gerisinde olanlar daha fazla tehdit altında. Çünkü savaşanlar kendilerini düşmanı yenmeye motive ederek içinde bulundukları kaygılardan uzaklaşabiliyor, fakat cephe gerisindekilerin böyle bir şansı yok. Peki bütün bu tehlikelerden korunmanın yolu var mı? Bu sorunun cevabı Prof. Dr. Köknel’e göre koca bir ‘hayır’. “Hiçbir tavsiye ya da telkin, üzerine doğrultulan bir silahın insanda bırakacağı etkiyi azaltamaz. Asıl telkinde ve tavsiyede bulunulması gereken taraf savaşı bu derece körükleyenler ve silahı doğrultanlardır. Ancak onların içinde bulundukları psikolojik durum düzeltilebilirse etkiler ortadan kalkacaktır” diyen Köknel, bu sonuçtan çok da umutlu değil. “Bence bu da pek mümkün değil. İnsanlık tarihinin son 2500 yılı incelendiğinde görülecektir ki sadece 150 yıl kadar bir sürede dünya üzerinde savaş olmamıştır. Geri kalan dönemlerde insanlık hep bir yerlerde bir şeyler için savaşmıştır.”

Sürekli endişe

Uzman Doktor Muzaffer Uyar’a göre de savaş insanlık için ciddi bir psikolojik tehdit. Uyar, konuyla ilgili şunları söylüyor; “Savaşın kişisel, sosyal, kültürel ve politik boyuttaki sonuçlarından söz etmek mümkündür. Savaşı birebir yaşayan bir ülkede kişi, sürekli bir öldürülme ya da yaralanma endişeleriyle baş başadır. Çeşitli kayıplar yaşamaktadır (yakınları, evi, işi, vs.). Sağlık, yemek ve çeşitli ihtiyaçlara erişimi kısıtlıdır. Savaşın etkisinin hissedildiği komşu ülkelerde ise insanlar arasında güven duygusunun yok olduğunu, yabancılaşmanın arttığını görmekteyiz. Geleceğe dönük ümitsizlik duygusu hâkimdir ve savaşa yakın toplumlar, insan hakları açısından büyük bir yara alır.” Uyar’ın verdiği bilgiye göre savaş toplum üzerinde ciddi boyutlarda korku ve çaresizlik duygularını yaratıyor. Savaşı birebir yaşayan insanlar genellikle akut stres ve travmanın yanı sıra, yaşadıkları acı olayları tekrar tekrar yaşamaya başlıyorlar. Bu kişilerde travma sonrası stres bozukluğuna sık oranda rastlandığını söyleyen Dr. Muzaffer Uyar, “Bu sendrom, ciddi ve olağandışı bir fiziksel ya da zihinsel travma yaşayan bireylerde görülebilmektedir. Savaş deneyimi, kişilerde travma etkisi yaratıp bu tür bir sendroma yol açabilmektedir. Bu sendrom etkisiyle, bazı kişiler travmatik olayları kâbuslarında görür, flashback yaşayabilir, yani aynı olayı tekrar tekrar zihninde yaşatır” diyor. Uyar’a göre duygusal açıdan durağanlık, kolay irkilme, anksiyete atakları, uyku, hafıza ve konsantrasyon bozuklukları savaş psikolojisinin diğer sonuçları arasında yer alıyor. Savaşın insanlar üzerindeki etkilerinin uzun süreli olduğunun altını çizen Uyar, belirtilerin yıllar boyu sürebileceğini ve kişilerin çok uzun bir süre ilaç kullanmak zorunda kalabileceklerini belirtiyor. Uyar’a göre vurgulanması gereken bir başka önemli nokta ise savaşın psikolojik etkilerinin savaşın hemen sonrasında değil, savaşın bitişinden seneler sonra da görülebilmesi. Savaştan kaynaklanan travma sonrası stres bozukluğunun tam anlamıyla tedavisinin çok zor olduğunu belirten Uyar, tek çözümün savaşın kısa ve uzun vadeli etkilerinin, savaş dahilindeki ülkeler tarafından göz önünde bulundurulması olduğunu söylüyor.

Kategoriler
PsikolojiRuh SağlığıSağlık
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Doğum Sonrası Depresyon

    Karamsarlığa Düşmeyin, Bilinçlenin Doğum Sonrası Depresyon Normal!

    Annelik doğanın kadınlara verdiği en güzel armağan… Bu olağanüstü duyguyu en güzel ve sağlıklı biçimde yaşamak için, doğum sonrası rastlanması olağan, psikolojik rahatsızlıkları tanımak ve bu konuda iyice bilinçlenmek...
  • Depresyon Nedir Neler Tetikler

    Depresyon Nedir? Neler Tetikler

    Vagus veya onuncu kafa siniri uyarılması depresyon belirtilerini iyileştirebilmek için beynimize gönderilen elektriksel itkileri yollayan bir işlevdir. Vagus siniri uyarımı başka bir deyişle vagal sinir uyarımı tedavilerinin işe yaramadığı...
  • Fazla kiloların sorumlusu Stres

    Fazla Kiloların Sorumlusu: Stres

    Stresliyseniz ve buzdolabı ayrılamadığınız arkadaşınız, mutfak en sevdiğiniz mekan olmuşsa o zaman harekete geçme vakti gelmiş demektir. Stres, özellikle de şehir hayatı yaşayanların baş belası. Bir iş yerinde ya...
  • Stres cildi yaşlandırıyor ve bozuyor

    Stres cildi yaşlandırıyor ve bozuyor

    ABD’de yapılan bir araştırmada, stres ile cilt sağlığı arasında yakın bir ilişkinin olduğu belirlendi. California Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, stresin ciltte kırışıklıklar oluşturmasının yanı sıra, cildin kendisini gençleştirme yeteneğini önlediği...