Sanat Eğitiminde Estetik Derslerin Önemi

Eğer toplumumuzda herkesin estetik duygusunun gelişmesini istiyorsak, bunu yalnızca okul programlarıyla sınırlı görmememiz gerekmektedir. Estetik beğeni düzeyinin toplumda üst noktaya ulaşması, sanatı tüketmenin genişletilmesiyle sağlanabilir. 1998 yılından itibaren Eğitim...

Eğer toplumumuzda herkesin estetik duygusunun gelişmesini istiyorsak, bunu yalnızca okul programlarıyla sınırlı görmememiz gerekmektedir. Estetik beğeni düzeyinin toplumda üst noktaya ulaşması, sanatı tüketmenin genişletilmesiyle sağlanabilir.

1998 yılından itibaren Eğitim Fakültelerinin Resim-iş öğretmenlikleri lisans programlarında “Estetik” adlı derse 5. yarıyılda yer verilmekteydi. YÜK sanat eğitimi programlarının yeniden Çiçek Kumral – İsimsiz 2005yapılandırması çerçevesinde, estetiğin öğretim alanı olarak dört disiplinden biri olduğunun altını önemle çizerken, 2006 – 2007 eğitim ve öğretim yılında bu ders, sanat eğitimi programlarından kaldırılmıştır. Bu yazı, bu karar çerçevesinde, estetik eğitimin önemini tartışmak amacıyla kaleme alınmıştır.

Uygulama, sanat tarihi, sanat eleştirisi ve estetik alanı, sanat eğitiminin birbirini tamamlayan dört parçasıdır. Resim-iş programında önemi özellikle vurgulanan dört disiplinden biri olan estetik derslerinden öğrencilerin yoksun olması ne anlama gelmektedir? Bu durum, estetik alanını tekilleştirmek ve özelleştirmek anlamına gelmemelidir. Sanat eğitimi yalnızca öğrenciye belirli açılardan bakış açısı kazandırmaz, aynı zamanda birçok açıdan donanımlı bir şekilde yetiştirilmelerini hedefler. Sanatı öğrenmek Kırışoğlu’nun (2005:120] vurguladığı üzere “…ne salt uygulamalı boyutta sanat üretmek, ne salt yapıt inceleyerek eleştirel davranış kazanmak, ne estetik bağlamda güzeli tartışmak ve ne de sanat tarihi öğrenmektir. Bu dört alan bir bütünün parçaları olarak ve birbiriyle bağlantılı biçimde okul programlarında yer almalıdır. Sanat eğitimi programlan alanlarında yetenekli öğrencilere seslenme başarısının yanında, her öğrenciye kapasitesi ölçüsünde geliştirmeyi göz ardı etmemelidir”

Günlük yaşamda sanatta yoksun olmak, estetik eğitimin olanaklarından yararlanamadığı anlamına gelmektedir. Sanatın insan yaşamındaki önemini Stolper ve Hopkins sanat alanında deneyimlerden yoksunsak dünyamızın sınırlı olduğunu dile getirerek, kişinin algılama şeklinin önemini de şöyle açıklamaktadırlar: “…Sanat bizlerle ve bizim algıladığımız şekiller ile vardır. Bu varlık her insanın onu algılayış şekline ve o obje hakkındaki tanımlarına, yerleştirmelerine göre belirlenir. San ise sanat eğitiminin, bireylerde ve topluluklarda sanatsal ve kültürel açıdan yetiştirilmesine katkılar sağladığına dikkatimizi çekerek, bu eğitim sürecinin bilinç kazandırma işlevine açıklık getirmektedir (Aktaran: Erbay, 2000:8-9).

Sanat eğitiminin en önemli işlevlerinden biri San’ın da vurguladığı üzere bireylere sanatsal ve kültürel anlamda bilinç kazandırmadır. Bu bilinç kazandırma işlevi bireylere hem kendilerini geliştirme, hem de içinde yaşadıkları dünyaya karşı da sorumlu olma görevini kendiliğinden vermektedir. Bu kazanımlar, bireyi sürekli daha iyiyi, güzeli arama çabasına yöneltecektir. Bu eğitim; bireylere dayatılanları kabul eden, edilgen kişiliklerin tersine, her zaman daha iyinin ve güzelin olabileceği arayışıyla, aktif, sorunlara çözüm getiren yapıcı kişiliklere sahip olma sorumluluğunu ve bilincini vermektedir.

Sanat eğitimi süresince birey, yalnızca bir yapıt ve sanatçıyı ilgilendiren soru ve sorularla karşılaşma durumunda değildir. Her durum karşısında daha iyiyi, güzeli arama çabasına girmesi, estetik eğitim çerçevesinde estetik kaygılar yaşaması ve bunu yaşamının her aşamasında hissetmesi, istenen durumdur. “Estetik eğitim” nedir? Bu eğitimin kazanımları ile birey, hangi gözlükle dünyaya bakacaktır? Bu eğitimin bireylere kazanımları toplumun gelişmesini nasıl etkilemektedir?

Estetik eğitimin yoksunluğu karşısında yaşayabileceklerimiz nelerdir? Bu ve benzeri soruların cevaplarını ise estetik eğitim çerçevesinde bulabiliriz.

20. yüzyılın önde gelen sanat eğitimcilerinden biri olan H. Read, estetik eğitimi, eğitimin temeli olarak görmektedir. Read’in Platon’dan miras aldığı kurama göre “ …estetik eğitim bedene zarafet ve akla soyluluk getiren tek eğitim alanıdır” (Aktaran: Kınşoğlu, 2005:24). Estetik eğitimi yalnızca okullarla sınırlı görmeyip tüm yaşantımız boyunca kullandığımızı düşünürsek, bu eğitimin önemi ortaya çıkmaktadır.

Estetik eğitimde Whilford, daha iyi sanatçılara sahip olmak için, onları eğitmenin önemli olduğunu ve resim öğretimini eğitimin bir dalı haline getireceksek, bu alanda üstünlüğü olanları seçmek yanında, herkesin beğenilerini geliştirerek, onlara güzellik duygusu aşılayarak, sanat ürünlerinin tüketiminin artırılmasının önemine değinmektedir (Aktaran: Erbay, 2000:31).

Eğer toplumumuzda herkesin estetik duygusunun gelişmesini istiyorsak, bunu yalnızca okul programlarıyla sınırlı görmememiz gerekmektedir. Estetik beğeni düzeyinin toplumda üst noktaya ulaşması, sanatı tüketmenin genişletilmesiyle sağlanılabilir. Bunu gerçekleştirebilmenin yolu, bireylerin sanat çalışmalan aracılığıyla güzeli arama duygularını geliştirmektir. Estetik eğitimi, yalnızca sanat ile ilgili alan eğitimiyle sınırlandırmadan, yaşantımızın her alanında bu eğitime yer vermek; dengeli ve ruh sağlığı yerinde olan bir toplum anlamına gelecektir. Bu kavram Eisneria (2003:373) göre yalnızca güzel sanatlar alanıyla sınırlı değildir, iyi yapılan her şeyi kapsamaktadır. Yaşamın her alanında estetik duyarlılığa sahip olma ya da estetik anlamda duyarlılıklar geliştirme; bir sanatçının sahip olduğu ustalığı gerektirmemektedir. Amatör düzeyde de olsa duyarlı kişiliklere sahip olma kastedilmektedir. Duyarlı kişiliklere sahip olma sanatı geniş halk katmanlarına sunmakla sağlanabilir. Estetik eğitimin, sanat eğitimi kurumlarında yer almasının yanında “sürekli eğitim” politikası olarak uygulanması ise daha sağlıklı topluma sahip olacağımız anlamına geleceğini öne sürmek abartı olmayacaktır.

Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi, alan eğitimini içermektedir. Estetik duyarlılığa sahip olma, bu deneyimi kazanma; estetik kaygı düzeyini yaşamın her aşamasında duymaktan geçmektedir. Estetik kaygı düzeyini yaşamın her aşamasında hissetmek, daha iyiyi, güzeli arama ve bulma çabasını beraberinde getirmektedir. Bu durum ise daha huzurlu, barışçıl ve çirkinliğe yer vermeyen bir yaşam kalitesine sahip olma anlamına gelmektedir. Estetik kaygı düzeyini hisseden bireyler, hep daha güzele ve iyiye ulaşma istekleri nedeniyle yaşamlarında karşılaştıkları her şeyde estetik deneyimler elde etme arayışında olacaklardır. Estetik deneyim yalnızca güzel sanatlar alanıyla sınırlı değildir. Güneş batarken izlediğimiz renk katmanından aldığımız zevk, bir yemeğin sunulma tarzındaki zenginlik, Disney çizgi filmlerini izledikten sonraki beğeni, zor bir problemin çözümü sonrası duyulan başarı duygusunda estetik haz bulunmaktadır (Amstine/1990:419). Günlük yaşantımızda yüksek seçkin diye adlandırdığımız estetik deneyimlerimiz bulunmaktadır. Yapay ve gösterişli olmasına rağmen, lunaparklarda, alışveriş merkezleri, cadde süslemelerinde, parklarda ve turistik amaçlı yerlerde bu türden deneyimlere sıklıkla rastlayabiliriz. Yalnız bu deneyimler, seçkin olarak tanımlanan elit sanattan farklı olarak; başka birinin kültürüne ait olma anlamında ne rafine, ne de egzotik ayırt edici özelliklere sahiptirler (Duncum,1999:259-3TI). Güzel sanatlar alanında estetik deneyimi elde etmek; sanat ve sanatın sorunlan hakkında bilgiye sahip almakla eş anlama gelmektedir.

Estetik eğitim; öğrencilere sanat ve sanata ilişkin olarak yorum yapabilme, düşüncelerini ortaya koyabilme, farklı düşüncelere karşı hoşgörü sahibi olma gibi birçok değerler yükleyecektir. Sanat ve sanat eserleri hakkında bilince sahip olmak, aynı zamanda öğrenciye tarihsel ve kültürel mirasına sahip çıkma bilincini de kazandıracaktır. Bir eserin değerini neler belirlemektedir? Herhangi bir müzede yer alan bir eser diğerlerine göre neden ayrıcalıklı konumda bulunmaktadır? Günümüzde Picasso veya Van Gogh’a ait bazı eserler neden milyon dolar ile pazarlanmaktadır? Bu ve buna benzer soruların cevaplarını, estetik alanın eğitiminde bulabiliriz. Estetik eğitim; yalnızca sanat ve sanata ilişkin özel anlamda soru ve sorulan içermemektedir, aynı zamanda sosyal- kültürel yapılar konusunda da bir olayı farklı açılardan ele alma ve değerlendirebilme anlayışını bireylere kazandırmaktadır.

Sanat ve sanatçılara ilişkin soru ve sorunlarına ek olarak, sosyal-kültürel olaylan da geniş bakış açısıyla ele alabilmemiz: estetik eğitimin kazanımlarından biridir. Estetik eğitim, herhangi bir olayı ele alırken, o olayın birçok farklı bakış açılan olduğunun eşsiz deneyimini bize sunmaktadır. Öğretmen derslerinde “bazı sanat çalışmalarının kendi alışkanlıklarınıza karşı olduğunu düşünüyorsunuz” ve “bu eserlerin hemen kaldırılmasını ister misiniz?’ gibi benzer soruları öğrencilerine yöneltebilir. Bu tür sorular aracılığıyla öğrencilere, bir başkasının gözüyle olayları değerlendirme anlayışı kazandırılmaya çalışılır. Bu kazanımları elde etmek için sanat eğitimcisi, öğrencilerine açıklama yaparak örnek olaydan yola çıkabilit. Öğretmen, sınıfta öğrencilerine “bir gün yaşadığınız şehirde heykellerin beğenilmediğini ve heykellere zarar verildiğini düşünün” diyerek derse başlayabilir. Öğretmen, belirlediği konu etrafında gerekli olan açıklamayı yapıp öğrencilerine çıkış yolu bulabilmeleri için düşüncelerini sorabilir. Örnek olarak “bu durum karşısında siz yetkili olsanız ne yaparsınız?” sorusu sınıfa sorulabilir. Ya da sanat ve sanatın sorunlarına ilişkin soruların çeşitliliğini artırmak olanaklıdır Örneğin, müze kuratörü olarak görevlendirildiniz ve bazı antik eserlerin hasar gören yerlerini onarmanız, restore etmeniz durumunda hangi yöntemleri izlersiniz? Yaşadığınız şehirde yangın çıkma durumunda size iki saat süre verildi ve bu sürede ilk önce nelerinizi kurtarmak istersiniz? Yatırım yapmak istiyorsunuz ve tesadüfen bir Picasso eseri aldınız ve bu eserin bir süre sonra sahte olması karşısında neler hissedersiniz? (Hurvvitz- Day, 1995:405-417).

Bu eğitimin olanaklarından herkesin yararlanması zor olsa dahi, en azından güzel sanatlar eğitimi sürecinde öğrencilerin, estetik alanın açacağı olanaklardan yararlanması gereklidir. Estetik eğitim bireyi daha iyiyi, güzeli aramaya ve karşılaştığı çirkinlikleri en aza indirmeye yöneltmesi nedeniyle yaşamsal önemdedir.

Çiçek Kumral

KAYNAKLAR

Eisner, E. W., (1990) Ooes Experience in the Arts Boost Academic Achievment? NSEAD, 51-60.

Eisner, E. W„ (2003) Artistry in Education, Journal of Research, 47(3): 373-384.

Eisner. E. W., (2000) Art Education Policy Review, January, p. 4-6

Kırışoğlu. 0.. (2005) Sanatta Eğitim Görmek Öğrenmek Yaratmak Pegem a Yayıncılık, 3. Baskı, Ankara.

Read, H„ (1964) Modern Sculpture. Thames and Hudsen Singapore.

Kategoriler
Kültür&Sanat

Benzer Konular