Sahaların efendileri

Türkiye’de Amerikan futbolu, ilk kez 1987’de Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenciler arasında oynandı. Hala etkinlikler üniversiteler arasında gerçekleşiyor ama Türkiye Amerikan Futbolu Federasyonu kurulması düşünülecek kadar da ilgi görüyor. Bu haşin...

Türkiye’de Amerikan futbolu, ilk kez 1987’de Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenciler arasında oynandı.

Hala etkinlikler üniversiteler arasında gerçekleşiyor ama Türkiye Amerikan Futbolu Federasyonu kurulması düşünülecek kadar da ilgi görüyor. Bu haşin sporun ilk Türk temsilcisi ve en gözde takımı Boğaziçi Sultans, Gazete.News’e konuk oldu.

Boğaziçi Sultans

Çoğumuz Amerikan filmlerinden aşinayız bu spora. Oysa henüz kitlelere ulaşamamış olsa da tam on beş yıldır Türkiye’de de var olmaya çalışıyor Amerikan futbolu. 10’un üzerinde de takım var. Bunların hepsi üniversite takımları. Öncüleri ise Boğaziçi Üniversitesi. Başlarda hiç takım olmaması nedeniyle öğrenciler arasında oynanmış Amerikan futbolu, okul dışı bir takımla ilk maç 1988’de gerçekleşmiş, Amerikan Donanması Takımı ile karşı karşıya gelinmiş.

İki Türk takımı arasındaki ilk resmi maç ise, 1993 yılında Boğaziçi Üniversitesi Spor Bayramı’nda Boğaziçi Elephants ile İstanbul Piştoflar arasında yapılmış ve Elephants’ın 28-0 galibiyetiyle sonuçlanmış.

Boğaziçi Sultans resim

Kendilerini sahaların efendileri olarak tanımlayan Boğaziçi Üniversitesi takımı Boğaziçi Sultans ‘gerçek bir takım’ olarak 1996’dan beri var. Çok gözdeler. Bu yıl aralarına tam 70 yeni sporcunun katılmasından da anlaşılıyor bu. Hazırlık öğrencisinden doktora öğrencisine kadar her sınıftan oyuncu barındırıyor Boğaziçi Sultans. Bugüne kadar oynadıkları 60’ın üzerinde maçın sadece 6’sından yenilgiyle ayrılmışlar. Hatta geçen ay Bilkent’le yaptıkları maçı firesiz 34-0 kazanmışlar. Amerikan futbolunun inceliklerini Max’a Boğaziçi Sultans Genel Koordinatörü Sevgin Yılmaz anlattı: “Her on metrede bir enine çizgilerle kesilmiş sahanın içinde, 11’er kişiden oluşmuş iki topluluk, birbirlerine vahşi ifadelerle bakıyorlar. Kimi ayakta, kimi bir 100 metre koşucusunun start alma pozisyonunda, bu vahşi bakışlarını sürdürüyorlar. Acımasız sessizliği arada bir çıkan hırıltı sesleri bozuyor. Ve ardından yerde sabit duran kavuni nesnenin, takımlardan biri tarafından yerle temasının kesilmesiyle gerçek kıyamet kopuyor. Hani üstlerinde, eski çağlardaki şövalyelerin giydiği o metal giysiler olsa ortalığı, kulakları sağır eden bir şangırtı kaplayacak ama olmuyor. Sadece etin ete, kemiğin de kemiğe çarpmasından çıkan belli belirsiz sesler çıkıyor. Hemen peşinden de, ‘53’de… 73 aldı… Düşür artık şunu…’ şeklindeki kısa ve kesin cümleler.”

Kategoriler
Spor
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular