Sagalassos’ta Bir Antik Mutfak

Akdeniz’in en iyi korunmuş antik kentlerinden biri olan Sagalassos’tayız… Bizi Antalya havalanından alıp doğrudan ören yerine götüren araçtan iner inmez Ağlasunlu kadınların pişirip sunduğu bir yerel lezzet şöleni ile...
Sagalassos’ta Bir Antik Mutfak

Akdeniz’in en iyi korunmuş antik kentlerinden biri olan Sagalassos’tayız… Bizi Antalya havalanından alıp doğrudan ören yerine götüren araçtan iner inmez Ağlasunlu kadınların pişirip sunduğu bir yerel lezzet şöleni ile karşılaşıyoruz. Yanyana sıralanmış beyaz masa örtülü masaların üzerine yerleştirilmiş kapların içinde o yörede yetişen otların meyvelerin yanısıra göce dolması, sülük aşı gibi binlerce yıldır o topraklarda pişen özel tadlar… Sagalassos, Burdur’un Ağlasun ilçesinde, Antalya’ya sadece 110 km uzaklıkta Torosların eteklerinde. Tarihi MÖ 14. Yüzyıla uzanıyor. 22 yıldır her yaz Belçika’daki Leuven Üniversitesi’nden Prof. Marc Waelkens başkanlığında bir ekip kazı çalışmalarını yürütüyor. Bu özgün antik kent Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası ön listesinde. Özellikle Antoninler Çeşmesi gerçekten görülmeye değer…

Dergimizin yazarı ve mutfak araştırmacısı Aylin Öney Tan’ın günümüz Ağlasunlu kadınların evlerinde pişen yemeklerle antik çağın lezzetleri arasında karşılaştırmalı bir inceleme hazırladığını öğreniyoruz. Zaten sevgili Aylin’in ön ayak olması ile hazırlanmış Sagalassos’daki o meydan sofrası… Buğday, mısır ve yulaf unuyla hazırlanan harcın taze üzüm yaprağına sarılması ile yapılan Göce dolması bir enfes.. Tabii, ‘sülük aşı’ denilen makarna ve ‘ceviz helvası’ gibi yiyecekler de.. Aylin tümünün antik çağda da tüketildiğini anlatıyor. İşin en sevindirici yanı projenin son yıllarda yerel bir kalkınma projesi haline dönüşmeye başlaması ve yerel lezzetlerin de işin içine katılması. Çünkü Ağlasun’da başlatılmaya çalışılan alternatif turizm hareketinin mihenk taşlarından biri de yemek kültürünün yeniden canlandırılması. Antik dönemlerde beslenme tahıl, zeytin ve üzümden oluşan ‘Akdeniz üçlüsü’ üzerine kuruluymuş. Kazı başkan yardımcısı Ebru Torun Sagalassos’ta çok sayıda çömlek bulduklarını söylüyor. Bölgede çömlekçiliğin temel endüstrilerden biri olması, yiyecek ve içecek kültürü hakkında da önemli bilgiler veriyor. Antik çağda ağzı açık kaplar, çoğunlukla bulgur, fasulye, mercimek gibi kuru gıdaların ve koyunkeçi etinin hazırlanmasında kullanılmış. Halkın ‘kızıl buğday’ dediği buğday türü de, arkeologlara göre, en azıdan 2 bin yıldır bu topraklarda yetişmekte. Aylin özellikle Antik Sagalossos’ta yetişen nohutun ününün bugüne kadar geldiğini anlatıyor. Öyle ki düğün, sünnet gibi önemli günlerde ana yemek mutlaka nohutla yapılırmış…

Ağlasun’da yapılmaya çalışılan gerçek anlamı ile sürdürülebilir bir turizm. Umarım başarılı olur ve örnek bir proje olarak diğer sahipsiz ilçelere de uygulanabilir…

Kategoriler
Yemek

Benzer Konular