Sabahları bir kaşık

Buzhanelerin, şoklama teknolojilerinin, derin dondurucuların olmadığı zamanlarda insanoğlu meyveleri saklamanın yöntemini “su”da bulmuş. Tarihin ilk ziraatçılarından Columella, M.Ö 1. yüzyılda meyvelerin saklanabilmesi için içindeki suyun uçurulması gerektiğini işlemiş. Meyvelerin...
Sabahları bir kaşık

Buzhanelerin, şoklama teknolojilerinin, derin dondurucuların olmadığı zamanlarda insanoğlu meyveleri saklamanın yöntemini “su”da bulmuş.

Tarihin ilk ziraatçılarından Columella, M.Ö 1. yüzyılda meyvelerin saklanabilmesi için içindeki suyun uçurulması gerektiğini işlemiş.

Meyvelerin önce şıralarının çıkartılması, sonra kaynatılarak suyunun uçurulmasıyla pekçok  değişik lezzet keşfedilirken, uzun ömürlü saklama problemi de çözülmüş.

Kış aylarındaki açlık sorununa büyük bir katkı sağlamış bu. Her sabah bir toprak kap dolusu pekmez içen atalarımız akşam saatlerine kadar hem enerji problemini hem de soğuğa karşı direnç problemini çözmüşler.

Sonbaharla birlikte başgösteren hastalıklar için de günümüzde, milattan öncenin bu yönteminin eşi yok.

Sonbaharla düşen vücut direnci ve mevsim değişikliklerinin neden olduğu adaptasyon problemini çözmek için sabahları bir kaşık pekmez metabolizmaya gerekli pekçok vitamin ve minareli sağladığı gibi enerji ihtiyacına da güçlü destek veriyor.

Özellikle emzirmeden kesilmiş bebeklerin sütlerine karıştırılması çok önemli. Çocukların ve okula giden öğrencilerin de kahvaltıdan sonra bir çorba kaşığı pekmez içmeleri gerekli. Zeka gelişimine katkısı da teyidli.

Nardenk’ten Beştaş’a

Pekmez’e Anadolu’da yöresine göre nardenk ve beştaş da deniliyor. Anadolu’nun yanısıra Mezopotamya ve Avrupa’da da çeşitli türleri olan pekmezin daha çok üzümden yapılanı yaygın. Haşlanmış üzüm suyu kullanımı üzerine 19. yüzyıl tarihçilerinde geniş yazıtlar bulmak mümkün. Halep’te deriler içerisinde şehirlere getirilen ve pazarlarda satılan pekmezler gezginlerin anlata anlata bitiremediği lezzetlerden.

Anadolu’da pekmezle helva sürekli beraber anılıyor. Helva üretimi yapılan yerlerde pekmez de üretiliyor. Pekmezin en çok üretildiği dönem ise Osmanlı’nın yıkılış dönemiyle Cumhuriyet’in ilk yıllarına denk geliyor. Bu aralıkta başgösteren kıtlık, Anadolu’da iki gıdayla aşılmış: Tarhana ve pekmez.

Öyle ki kış aylarında dağ köylerindeki ahaliyi ayakta tutan temel gıda pekmez olmuş. Her sabah koca bir çanak dolusu pekmez içen çocuklar soğuktan da hastalıklardan da korunabilmiş.

Tatlı olmak şartıyla hemen her meyveden pekmez yapılabiliyor. Üzüm, dut, armut, karadut, karpuz, pancar  ve keçiboynuzu en yaygın olanları.

Hiç bozulmuyor zannetmeyin

Meyvenin şırası kaynatılıp, pekmez toprağı eklenip duru hale getirildiği için pekmez oldukça rafine bir ürün. Ancak en sık yapılan yanlış hiç bozulmadığını zannetmek. Tadı ve görünüşü değişmediği için pekmezin bozulmadığı zannediliyor ve bazen evlerde bir yıldan fazla beklediği oluyor.

Oysa pekmez bozulur. Ağzı açıldıktan sonra pekmezin PH değerinde değişmeler başlar. Yani sağlıklı özelliklerini kaybetme sürecine girer. Süt ya da et kadar hızlı olmasa da içinde çok yavaş biçimde bakteri üremeye başlar. Bu nedenle ağzı açılan pekmez buz dolabı ya da hayli serin bir yerde bekletilmeli. 6 aydan fazla da kullanmamak gerekiyor. 6 ay sonra özelliklerinin pekçoğunu kaybeder.

Tahin-pekmez ikilisitahin-pekmez

İkili Türkiye’ye özel bir lezzet. Susamın kavrulup, yağının azaltılmasıyla elde edilen bir çeşit ezme tahin. Tatlı karışımlarla tüketilebiliyor. Pekmezle karıştırılınca kahvaltıda çikolata yerine kullanılabilecek son derece sağlıklı bir besin. Enerji kaynağı olan pekmezle birlikte tüketilince, protein ve yağ zenginliği sayesinde gün içerisinde gerekli ihtiyaçları sağlıyor.  Özellikle Ankara simidi bandırarak tahin pekmez yemeyi muhakkak denemek lazım.

Pekmez, diyetlerde bile kullanılırken tahin ise şişmanlatabilme riski taşıyor. Kilo sıkıntısı olanlar tahini kontrollü tüketmeliler.

Pekmezli sıcak kahvaltılık: Asude

Malzemeler: Tereyağı, pekmez, mısır unu, tuz

Hazırlanışı: Bir yemek kaşığı tereyağı orta büyüklükte bir tencere veya tavada kızgınlaşıncaya kadar eritilir.

Ayrı bir kapta bir su bardağı pekmez ılık su ile sulandırılarak erimiş yağa eklenir.

Bu tatlı şurubun üzerine azar azar mısır unu eklenir, diğer taraftan da eş zamanlı olarak  tahta kaşıkla devamlı  karıştırılır.

Muhlama gibi bir kıvam alıncaya dek karıştırmaya devam edilir.  Kıvam tamamlanınca ateşten alınıp azıcık tuz eklenerek servis hemen yenir.

Kahvaltıda çocuklar için pekmezli alternatif de var: Yoğurtla karıştırılmış pekmez. Tam buğday ekmeğiyle yenilecek bir tabak pekmezli yoğurt, ilkokul çocukları için besleyici bir kahvaltılık.

Özel bir pekmez: Karadut

Karadut meyveler içerisinde böceklenmemesiyle ünlü. Bunun sebebi ihtiva ettiği çok özel bileşimler. Tabi bu bileşimlerin vücuda da büyük katkıları var. Ancak mevsimi çok hızlı geçen ve çabuk bozulan karadutun bu sihirli iksirlerinden faydalanmak pek mümkün olmuyor büyük şehirlerde. O nedenle hızla pekmeze çevriliyor. Karadut pekmezi içerdiği vitamin ve minerallerle son derece önemli bir besin. İspir yöresinin karadut pekmezi ünlü. Fiyatının diğerlerine göre biraz yüksek olduğunu söylemek gerekli.

Kategoriler
Sağlık

Benzer Konular

  • Vücudunuzu tanıyor musunuz

    Vücudunuzu tanıyor musunuz?

    Vücudunuzu tanıyor musunuz? Test edin… Aşağıdaki sorulan yanıtlayarak vücudunuzla ilgili bilginizi test edin! 1. 50 yaşından sonra hangi sıklıkta göz muayenesi yapılması tavsiye ediliyor? a) 6 ay b) 2...
  • Yaz meyveleri

    Sağlığın sırrı: Yaz meyveleri

    Yaz sıcaklarını yoğun şekilde hissettiğimiz şu günlerde sulu, ferah ve lezzetli tatlara eğilimimiz artıyor. Tabii mevsimle beraber meyveler de çeşitleniyor. Beslenmemiz açısından oldukça önemli olan meyve grubu öğeleri, ölçülü...
  • Dünyanın en iyi doktorlarından biri Mehmet Öz

    Otomobil Kullanırken Muayene Olacaksınız

    Otomobilde yapılacak test, evde yapılacak testten daha iyi sonuç verir. Otomobiller için de etkili bir pazarlama stratejisi olacak. Gelecekteki otomobiliniz bir doktor gibi, her kullanışınızda tansiyonunuzu ölçebilecek. Dikiz aynasına...
  • hiv aids hastalığı

    Çağın Vebasını Yendik

    ‘Cahil Periler’ filminde Ferzan Özpetek’in çizdiği ‘ölüm döşeğindeki AIDS’li hasta’ portresini çıkarın hafızanızdan. Perilik iyi de cahilliğin lüzumu yok: İnsanlığın kolera ve vereme karşı elde ettiği zaferlerin bir yenisi...