Rio karnavalı

Dünya eğleniyor, bizler “kara yas bağlıyoruz”. Rio Karnavalı, her yıl dünyanın ilgi odağı oluyor. Renkler uçuşuyor, insanlar dans ediyor ve şarkı söylüyor. Dört gün boyunca bir yarışma içerisinde süslü...
Rio Karnavalı

Dr. Haydar DümenDünya eğleniyor, bizler “kara yas bağlıyoruz”. Rio Karnavalı, her yıl dünyanın ilgi odağı oluyor. Renkler uçuşuyor, insanlar dans ediyor ve şarkı söylüyor. Dört gün boyunca bir yarışma içerisinde süslü arabalarda beynimizin estetik ve zevk düzeyini yücelten görüntülerle, dünyanın öteki ucundan bizlere yayılan bir sevinç dalgası akıyor.

Genellikle yarı çıplak dans eden kadınlar, tutucu çevreler için yadırganacak ve ahlaki değerlere uymayacak bir tavırla algılanıyor olmalı. Olaya bu açıdan baktığımızda, onlar adına yanlış diyemiyoruz. Ancak bütün bir yıl eğlence yerlerinde, gazinolarda, diskolarda ve de televizyonlarda ailemizin içinde göbek atan, fazla sanatsal ve estetik içeriği olmayan dansözlerimize ne demeli?…

İşin gerçeği, olaya bakış açımızdadır. Ritm için bakarsan, o ritme uyar, ondan keyif duyarsın. Müzik için izlersen, müziğin zevkini varır, müziğin ritimle birleşmesinden doğan ezgilere kendini kaptırırsın. Kadınlara hoşlanma ve erotik amaçla bakarsan, bu da içgüdülerimizi bir ölçüde tatmin eden bir zevklenme aracı olur ki, güzellik ve estetik varsa, ona da ihtiyacımız vardır.

Dünyanın öteki ülkeşerinde Faşingler, kar bayramları, ulusların kendine özgü ama evrensel değerde eğlence türleri vardır. Ve bunlar içimize bastırdığımız gerilimlere birer deşarj yolu açar ve güven sübapı gibi kazanın patlamısını engeller.

Ülkemize baktığımızda Aydın yörelerinde deve güreşleri, Iğdır da boğa dövüşleri, Edirne’de yağlı güreşte el ense çekmeler dışında, yöresel ufak festivaller yapılır. Karpuz, kiraz, üzüm festivalleri gibi.. Bunlar da kasabanın ya da kentlerin sınırını pek aşmaz.

Gülmesini ve eğlenmesini bilmediğimizden, yaşama sevincimiz hep engellendiğinden, bunun reaksiyonu, geri döner, ters yönde içimizde, ruhumuzda patlar. Tüm İslam ülkelerinde de bu böyledir. Kadını, kızı, erkeğiyle el ele sevinçler yaşanmaz. Hayat parçalanmış, bülünmüş gibi ayrı gruplara ayrılmıştır. Önümüzde Kurban Bayramı var. Bayram olarak ağırlıklı iki bayramızdan biri. Kurbanlıkları, alıştığımız yöntemlerle kesip, etini yiyerek eğlenip coşacağız.

Nerede? Evimizde, mangal başında. Yani ufak gruplar halinde. Erkekler de bir güzel kafa çekecekler. Gerisini ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Sevap için üç buçuk- dört milyon hayvan kes, o amaçla kestiğin kurbanın etini yerken kafayı bul, bir şeyleri dağıt, kır ve dök. Hiçbir şey yapamazsan bu bayramı da 100-150 dolaylarında verilmiş canla kapat, işinin başına dön, kaldığın yerden devam et.

Ne demişler: “Oğlum Ahmet sen bu işe devam et”.

Kategoriler
Köşe Yazıları
Dr. Haydar Dümen

Dr. Haydar Dümen sizlere her zamanki gibi en yeni ve en doğru bilgileri veriyor.
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular