Hayatın anlamı nedir?
– Hayatın kendisi anlamsızdır. Hayatın anlamı, onun için ne ifade ettiğimize bağlıdır. Örneğin sevgisiz bir hayat anlamsızdır.

Mutluluğu ve sefaleti nasıl anlıyorsunuz? İnsan mutluluğunun ve mutsuzluğunun nihai sınırı sizce nedir?
– Göğsümde güzelliğin bir kopyasıyla ölmek istedim. Ama olmadı, yaratık daha da cimriydi. Hassas bir kişinin acısı tükenmez. Mutluluk, sevilen biriyle bir rüya, yani bir rüya yaşamaktır. Bunun tersi bir kabustur.

– Kadercilik mi yoksa irade özgürlüğü mü? İnsanlar hem bireysel hem de toplu olarak kendi kaderlerinin yaratıcısı mıdır, yoksa önceden belirlenmiş ve kaçınılmaz bir kaderin tutsağı mıdır?
– Bir kişinin doğumu elinde değildir, ancak bir dereceye kadar zorunludur. Fakat insan dikkatli olabileceği ve ölümünü geciktirebildiği için, bebeklik, çocukluk, çılgınlık, yaşlılık ve hapis hariç, bireysel ve toplumsal anlamda kendi kaderini kuran kişidir. Kendini kaderin önceden belirlenmiş ve kaçınılmaz tutsağı olarak gören kişi, aslında eylemde ölü bir adamdır.

– İnsan toplumunun geleceğini nasıl görüyorsunuz: yükseliyor mu düşüyor mu? İnsanlığın geleceği konusunda iyimser misiniz yoksa kötümser misiniz?
– Sorunun ilk kısmının cevabı: yükselmek. İkinci bölümün cevabı: iyimser. Ama hem soru hem de tabii ki cevap çok soyut.

– İnsanlığın tüm ideal ve ideallerinden hangisi sizin yaşam felsefenizi ifade ediyor?
– Fikir çeşitliliğini korurken başkalarıyla birlikte yaşamak. Aynı zamanda, başkalarının görüş farklılıklarının yanı sıra eşitlik istemesini bekleyin. Bu bir tür sosyalizm, şimdiye kadar gördüklerimizin sonu değil.

– Tanrı nedir?
– Tanrı tüm zamanların en büyük romanıdır.

– Ölüme nasıl bakıyorsun?
– Ölüm bana bakarken. Aslında görünmüyor. Ve ölüm bu tarafta, ölümün diğer tarafında ölüm yok. Ölümüm benim ölümümle ölür.

Adaleti nasıl tanımlarsınız?
– Bireylerin yetenek, yaratıcılık ve hayal gücünün herkes için eşit şartlarda ortaya çıkması ve gelişmesi için bir fırsat olarak. Bu çalışmanın önemli bir koşulu, tüm sömürü ve suistimal yapılarının ortadan kaldırılmasıdır.

– İnsan etine inanıyor musun? Bir kişinin kişiliği hakkında iyimser misiniz?
– İnsan doğasına inanmıyorum. İnsan her yaşadığında yeni bir nitelik kazanır. Yalnızca taş, ağaç ve hayvanların değişmeyen nitelikleri vardır. İnsanın karakteri, karakterinin değişimindedir. İnsan her zaman “eşikte” yaşar.

Hayatın size öğrettiği en büyük ders ve anladığınız en değerli gerçek nedir?
– Zalimle, bir sonraki zalimin yolu tıkanacak şekilde mücadele etmek. Sevdiklerinizle özgürce yaşayın. Daha büyük mutluluk yok. Başkasının gizli rüyalarına ve hayallerine girmek. Birlikte rüya görme arzusu. Gerçek her zaman geleceğe çekiliyor. Onu bulmak için hareket etmek onun hakkında konuşmaktan çok daha önemli.

22 Eylül 1999

Not: Bu özel röportaj, Avrupa’da Farsça yayınlanan Porsche dergisinde yayınlandı.