Potaların Yükselen Yıldızı Cedi Osman

Onunkisi Makedonya’da Başlayıp Bosna Hersekten İstanbul’a Uzanan Bir Başarı Hikâyesi. Anadolu Efes’in 19 Yaşındaki Forveti Cedi Osman İle Verdiği İlk Röportajında Spor Hayatını ve Nba Hayallerini Konuştuk. Çocukluğu Makedonya...
Potaların-Yükselen-Yıldızı-Cedi-Osman-

Onunkisi Makedonya’da Başlayıp Bosna Hersekten İstanbul’a Uzanan Bir Başarı Hikâyesi.

Anadolu Efes’in 19 Yaşındaki Forveti Cedi Osman İle Verdiği İlk Röportajında Spor Hayatını

ve Nba Hayallerini Konuştuk.

cedi osman resim pictureÇocukluğu Makedonya ve Bosna Hersek’te geçmiş. Hikâyenin gerisini senden dinleyelim…

CEDİ OSMAN: 1995 yılında, Makedonya’nın Ohri kentinde doğdum. Dört yaşında iken ailem, ben ve ağabeyimin geleceği için Bosna Hersek’e taşınma kararı almış. Çünkü Ohri, çok büyük olmayan ve kısıtlı imkânlara sahip bir şehirdi.

1990 lı yıllar Bosna Hersek’in büyük bir savaşa sahne olduğu yıllardı. Sen küçükken herkes savaştan mı bahsediyordu?

CO: Savaş yeni bitmişi. Bosna Hersek’e ilk gittiğimizde tüm binalar delik deşikti. Gerçekten ürkütücü bir görüntüydü. Zamanla binalar restore edildi ve hayat normale dönmeye başladı.

Annen ve baban ne iş yapıyordu o dönemde?

CO: Annem Sırbistan, Babam ise Makedon kötenli. ikiside vakti zamanında profesyone olarak basketbol oynamış, ama ben doğduğumda bırakmışlardı. Annem bir kozmetik salonunda, babam ise asansör firmasında çalışıyordu!

Basketbol oynamaya nasıl başladın?

CO: Altı yaşında basketbol oynamaya başladım. O zamanlar benim için bir hayal gerçeğe dönüşmeye başlamış oldu. Enerjisi yüksek bir çocuktum; hobi olarak basketbol oynuyordum. Bir süre sonra antrenörümün de katkılarıyla belirli bir seviyeye geldim.

Anadolu Efes ile yolun nasıl kesişti?

CO: ‘KK Bosna’takımında oynarken İstanbul’dan gelen menajerler beni ve ağabeyimi izledi. Daha sonra bizi İstanbul’a İdmana davet ettiler. Her şey bu davetle başladı.

Aslında 13 yaşında bir bilinmeze doğru yolculuğa çıkmışsın. Neler hissetmiştin bu davetten sonra?

CO: O anı çok iyi hatırlıyorum; ilk uçakyolculuğumdu. İstanbul’a babamla gelmiştik, annem çalışıyordu. Çok heyecanlıydım. Havalimanında bizi karşılayıp otele bıraktılar. Makedon aksanımla değişik bir Türkçe konuşuyordum (Gülüyor).

İdmanınız nasıl geçmişti?

CO: Ağabeyim de, ben de çok heyecanlıydık. Zaten ikimiz de çok utangacızdır. Hatta ağabeyim benden daha da utangaçtır, ikimiz de kulübe girdiğimizde çekinerek küçük adımlarla yürümüştük. Bosna Hersek’ten geliyorduk ve Anadolu Efes kocaman bir kulüptü.

Bosna Hersek’teki takımından sonra ‘Anadolu Efes’te seni şaşırtan bir şey olmuş muydu?

CO: Anadolu Efes, imkânlarıyla oldukça büyük bir takım. Herkesin üzerinde aynı forma vardı mesela. Bosna Hersek’te ise herkes bulduğunu giyiyordu. Kimi eşofman, kimi şort… Herkesin basketbol ayakkabısı da yoktu. Dolayısıyla şaşırmıştık. Çok farklı bir heyecan yaşamıştık.

Peki, idmana çıktınız, beğenildiniz ve hemen seçildiniz mi?

CO: Karşı takımda oldukça iyi oyuncuların olduğu bir idman maçına çıktık. Tuttuğum oyuncu beni delik deşik etmişti. Maçtan sonra “Kesin Bosna’ya geri döneceğiz.” demiştim. Ama sonrasında bir iki maç daha yaptık. İyi bir performans sergilediğimizi düşünmüştüm. Onlar da, bizi beğendiklerini belirtti. Sonrasında bir beklentiyle Bosna Hersek’e döndük.

Ve ardından İstanbul yolculuğu mu başladı?

CO: Aslında hemen olmadı. Bir türlü haber alamadığımız iki üç aylık bir dönem geçti. Bizi aramadıkları için üzülmeye ve “Bizim için çok iyi bir başlangıç olabilirdi.” diye düşünmeye başlamıştık. Kısa bir hayal kırıklığı bile yaşamıştık. Hatta bir gün babama, “Aramadılar, ne yapacağız?” demiştim. Bu cümleyi söyledikten birkaç dakika sonra da telefon çalmıştı. “Oğullarınızın ikisini de çok beğendik, burada bizimle olmanızı istiyoruz.” dediler. Annemler çok düşünüp sonra da taşındı. Bosna Hersek’te yeni bir ev almışlardı, ancak her şeyi geride bırakmak zorunda kaldık. Annem ve babam çok büyük bir fedakârlık yaptı. Bizim için hayatlarını tamamen değiştirdiler. Bu yüzden onlara olan borcumu ödemek istiyorum.

İstanbul’a çabuk alışabildin mi?

CO: İlk aylar her şey çok zor oldu. Yeni bir dil, yeni arkadaşlar ve yeni bir ülke… Takım arkadaşlarımla çok konuşmuyordum. Çekingendim ve kendimi yabancı hissediyordum. Suskun bir dönemdi ama çok uzun sürmedi. Okulda ve takımda aynı kişilerle birlikte olduğum için zamanla bu süreci aştım.

Peki ya okul?

CO: Eve yakın bir koleje yazılmıştım. İlk günü çok net hatırlıyorum, çünkü okulu gördüğümde ağlamıştım. Okul o kadar cocamandı ki, oakakalmıştım. Tünellerle bir-br ne bağlanan binalardan oluşuyordu. Bosna Hersekbeki okulum ise tek katlı bir köy okuluydu.

Bu sırada Anadolu Efes basketbol takımının da altyapısında oynamaya başlamıştın…

CO: Yaşım küçüktü ama zamanla üzerimdeki yükü fark etmeye başladım. “Türkiye’de oynuyorsam bir hedefin olmalı.” dedim kendi kendime. Küçük takım, yıldız takım, genç takım derken beş lig atlayarak hedeflerimi gerçekleştirdim.

En kötü maçını hatırlıyor musun?

CO: Aslında bir tane değil; çok var. İki hafta önce Olympiakos takımıyla maç yaptık; maçtan sayı almadan çıktım. Hem savunma hem de hücum olarak kötü bir performans sergilemiştim.

cedi osman resim picture fotoğraf

CEDİ OSMAN’IN ÖDÜLLERİ

  • TBL All Star: 2015
  • 2014 FIBA Avrupa Şampiyonası: MVP (Most Valuable Player-En Değerli Oyuncu)
  • 2014 FIBA Avrupa U-20 Şampiyonası: Turnuvanın En İyi Beşi
  • 2014 Yılının En İyi Çıkış Yapan Sporcusu (Türkiye çapında)

Sence sen, hangi özelliklerini geliştirirsen daha iyi olabilirsin? Eksiklerin olduğunu düşünüyor musun?

CO: Var tabii. Savunmada biraz yavaş kalabiliyorum. Bu benim eksikliğim. Hiç kimse mükemmel değil sonuçta. İlla ki eksikliklerim var. Özellikle basketbolda hırs, yetenek, kazanmak ve özgüven en önemli özellikler. Belki yetenek altyapıda sizi belirli bir yere kadar götürür, ama altyapıya yükseldikten sonra çalışma ve özgüveniniz olmazsa başarılı olamazsınız.

Örnek aldığın ya da tarzını çok beğendiğin oyuncular varını?

CO: Aynı takımda oynadığım Stratos Perperoğlu, çok beğendiğim bir oyuncudur. Avrupa’nın en iyi ‘3 numaralarından (kısa forvet) biri. Çok zeki ve oyun okuma zekâsı da çok yüksek. Bu özelliklerini çok beğeniyorum.

Az önce “Anne ve babama borcumu ödemek istiyorum.” dedin. Ödeyebildin mi?

CO: Aileme bakabilmek beni gerçekten çok mutlu ediyor. Anne ve babam her şeyi hak ediyor. Kazancımı yalnızca ‘Cedi’nin parası’ olarak düşünmüyoruz. Evet, belki ben kazanıyorum ama bu para benim değil, annemle babamın. Sonuçta her şeyi onlar hesaplıyor. Evet, bir ev aldık. Yeni bir evde oturuyoruz.

Senin için “Acaba Cedi günün birinde NBA’de oynayabilecek mi?” cümlesi kuruluyor hep. Bu senin üzerinde bir baskı oluşturuyor mu?

CO: Baskı hissetmiyorum, çünkü zaten benim hedefim de NBA’de oynayıp, orada kalıcı olmak. Bu yüzden de çok çalışıyorum. Bu senenin sonunda da NBA seçmelerine gireceğim.

Bosna Hersek sokaklarında dolaşırken, günün birinde ünlü bir basketbol oyuncusu olacağını hayal edebilir miydin?

CO: Hayal etmedim ama Türkiye’ye geldikten sonra hep bunun için çalıştım. Hedefler koyarak hayallerimi gerçekleştirdim. O zaman etmesem de, şu an hayal edebiliyorum. 19 yaşındayım ve önümde çok uzun bir yol var.

10 yıl sonrası için nasıl hayallerin var? 30 yaşına kadar neleri başarmış olmak istiyorsun?

CO: Özgüvenim ve kazanma hırsımla beraber ileride kendimi NBA’de görmek istiyorum.

Hayatta en büyük korkun nedir?

CO: Hayallerimi gerçekleştirememek beni çok korkutur.

Sen aynı zamanda Head and Shoulders’ın da yeni marka elçisisin. Şu sıralar gündeminde neler var? Basketbol dışında neler yaparsın?

CO: Günlük hayatımda severek kullandığım bir markanın yüzü olmaktan dolayı mutluyum. Boş vakitlerimde ise genellikle kız arkadaşımla vakit geçiririm.

RÖPORTAJ TÜRKAN DOĞAN
FOTOĞRAF ARDA GÜLDOĞAN

Kategoriler
Röportaj

Benzer Konular