Podyumların Delikanlı Mankeni: Asuman Krause

Bir kere “döverim” dedi, adı delikanlı manken’e çıktı. Biz de Asuman Krause ile podyumları ve delikanlılığını konuştuk. Fotoğraflarla durumu biraz karikatürize ettik. Ama delikanlılık da Asuman’a yakıştı. Siz ne...

Bir kere “döverim” dedi, adı delikanlı manken’e çıktı.

Biz de Asuman Krause ile podyumları ve delikanlılığını konuştuk. Fotoğraflarla durumu biraz karikatürize ettik. Ama delikanlılık da Asuman’a yakıştı. Siz ne dersiniz?

asuman-kraus-015952EU

Son dönemde podyumların en delikanlı mankeni olarak anılıyorsun. Neden diye sorduğumuzda da bir yanıt veremiyorlar. Neden insanlar sana böyle diyor?
Delikanlı diyenlerin birçoğunun beni tanıdığını sanmıyorum. İzledikleri kadarıyla biliyorlar. Benim hayatta bir duruşum var. Bu duruşun etkilediğini sanıyorum. Samimiyet akıyor her yerimden. Bir de söylediğim şeylerin doğru olduğunu, çekinmeden söylediğimi biliyorlar. Yalansızım. Ama bunun nedenini bilememeleri de bir vukuatım olmamasından kaynaklanıyor. Yani bir söz düellosunda yenmişliğim yok.

Asuman Krause_0_5_0Tost meselesinin en gündemde olduğu dönemde, “Arkadaşının eşine mesaj göndereni döverim” dedin. Gerçekten adam döver misin, hiç böyle bir vukuatın oldu mu?
Dövmem aslında. Tabii ki şiddete karşıyım ve en büyük silahın söz olduğunu düşünüyorum. Ama bazen insanın sınırını öyle bir zorluyorlar ki, zıvanadan çıkıyorsun. Başvurmam, ama biliyorum ki şiddete eğilimliyim. “Sen röportajlarda hep gülüyorsun” diyorlar. Bu, bir oyun. Bu şekilde içimdeki canavarı bastırıyorum. Bazen bakıyorum, sözler artık yetmiyor. Karşımdakine bir şeyi 35 kere anlatıyorum, anlamıyor. O zaman onu dövmek istiyorum. Tabii bunu yapmıyorum. Hemen ortamdan ayrılıyorum. Eğer kalırsam biliyorum ki, masada ne varsa kıracağım. O da karşımdakine bir tane indirmemek için. Kendimi bu şekilde eğittiğimi düşünüyorum.

Bir televizyon kanalında canlandırma yapıldı ve senin Yüksel´le birlikte gidip Çağla´yı tartakladığınız hatta küfür ettiğiniz iddia edildi. Yaptın mı bunları?
Kimseyi dövmedim, ama öyle yansıtıldı. Ben o gün casino´ya hiç inmedim. Canlandırma tamamen yanlış. İçimde bir canavar var ama asla küfür etmem. Kendi dost muhabbetimde bile küfür etmem. Ben sadece “Yüksel´i o kadar üzgün ve çaresiz gördüğümde, gidip Çağla’nın ağzının üzerine iki tane çakasım geldi” dedim. Çünkü Yüksel o kadar üzgündü ki, o halini yalnızca ben gördüm. Eğer görseydiniz, benimle aynı arzuyu paylaşırdınız. Zaten gidip böyle bir şey yapmadım. O ilk andaki tepkimdi. Yapsaydım, `yaptım’ derdim, bundan da gocunmazdım.

Bu olaydan sonra nasıl tepkiler aldın?
Sokakta gören insanlar “Asuman Hanım eline sağlık, dövmüşsün” dediler. “Hayır dövmedim” deyince de, “Tüh keşke yapsaydınız” dedi birisi. Diğeri “Keşke karışmasaydınız” dedi. Karışmadığımı söyledim, ama o canlandırma insanların kafasına kazındı. Hal böyle olunca da “Keşke yapsaymışım” dedim. Çünkü yapmadan `dövdü’ dediler, yapsaydım en azından söylenen doğru olurdu.

Olay ilk ortaya atıldığında “Yok böyle bir şey” dedin. Ama sonra olduğu ortaya çıktı. Neden yalan söyledin?
Aslında yalan söylemek istemedim. Hatta o dönem yalan söylememek için telefonlara bile çıkmadım. Bunu Yüksel ve eşi istedi. Çünkü onlar bu olayın dallanıp budaklanmasını istemiyordu. Onları üzmemek için ben de yalan söyledim. Çünkü bu, onların meselesiydi ve bu konuda karar verme hakkı da onlarındı. Buna uydum. Pişman da değilim. Bugün olsa yine yalan söylerdim.

Asuman Krause_0_9_0Arkadaşlarına karşı anaç bir tavrın var galiba. Onları korumaya kollamaya mı çalışıyorsun?
Galiba. Ama yerimi de biliyorum. Yani Yüksel bu olaydan sonra bana gelip “Asuman bu işi sen hallet” deseydi, bunu yapmazdım. Nitekim kendi gitti konuştu, ben karışmadım. Ama böyle bir konu için söylüyorum. Bir kere lisede böyle bir şey oldu. Bir öğretmenimiz, zaten kendini kolay savunamayan bir arkadaşımızın üzerine gidiyordu, dayanamayıp ortaya atıldım. Eziğin üzerine daha fazla gittikleri zaman sinirleniyorum. Sonra da müdürün odasına gönderildim. O zaman anladım ki haksızlığa tahammülüm yok. Bu haksızlık bana yapılmamış olsa da… Bu yanım arkadaşlarım söz konusu olduğunda daha fazla ortaya çıkıyor.

Peki bu tavrının zaman zaman seni rahatsız ettiği oluyor mu?
Hayır, hiç rahatsız etmiyor. Zaten fevri davranmıyorum, sadece zaman zaman fevri düşünüyorum. Ama yaşım büyüdükçe, bir şeyler daha iyi oturuyor. Şimdi düşünüyorum; ben 40 yaşımda da olsam, yine böyle mi davranırım? Evet, yine böyle davranırım. İşin komik yanı bu haksızlık bana yapıldığında böyle davranmıyorum. Çok uzun süre düşünürüm, ince eleyip sık dokurum. Ama başkasının davasında kendimi tutamıyorum galiba. Farkında olmadan bir misyon üstlenmişim, kendi kendime gelin güvey oluyorum. Aslında biri çıkıp “Sana ne, sen ne karışıyorsun” diyebilir. Ama demiyorlar işi enteresan tarafı. Neden bilmiyorum, belki de bir müdahale bekleniyor ve ortaya ben atılıyorum.

Üzerindeki bu Asuman Abi imajı hoşuna gidiyor mu?
Bu eğer dürüstlüğüm ve samimiyetim kastedilerek söyleniyorsa, evet hoşuma gidiyor. Ama ben bu davranışları birilerinin hoşuna gitsin ya da onaylasın diye yapmıyorum. Öyle hissediyorum.

Biraz da mesleğinden konuşalım. Son dönemde ortaya atılan `temiz podyum’ fikrine `delikanlı manken’ olarak bakışın ne?
Temiz podyum diye bir şey yok. O cümleyi silelim atalım zaten. Ama dernekleşmeyi biz bundan iki sene önce düşünmüştük. Hatta Ceylan Saner´le konuşmuştuk. Ceylan da böyle bir çalışma için kolları sıvadığını, ama daha sonra dernekleşmeyi sağlayacak yedi imza bulmakta çok zorlandığını söyledi. Konuştuk ama üzerine fazla gidemedik. Bunun yapılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bütün meslek gruplarının sendikası, derneği var. Bir bizim yok. Eğer temiz podyumdan kasıt, mankenler ve manken olmayanlar olarak ayrılmaksa, dernek bunu zaten otomatik olarak yapacaktır. Eğer biz bunu yapmıyorsak, mankenliği meslek olarak görmüyoruz demektir. Şimdiden `yapacağım’ demiyorum, yaptıktan sonra “Evet, artık bir dernek kurduk” diyerek çıkmak istiyorum.

Asuman Krause_0_13_0Peki podyumda birbirinizi istememe durumu var mı? Yani “O çıkarsa ben çıkmam” gibi inatlaşmalar oluyor mu?
Son dönemde bu tip şeyler olduğunu duyuyorum ve çok şaşırıyorum. Eskiden iyi bir defilede ya da podyumda varsak mutluyduk, çünkü para kazanıyorsun. Ne kadar işe çıkarsan o kadar çok para kazanırsın. Şimdi bir yarış var. Kim daha fazla öne çıkacak, kim daha fazla gazeteye çıkacak, kim en güzel kıyafeti giyecek. Kulislerde bunlar konuşulur oldu. Durum anti-profesyonel, hatta içinden çıkılmaz bir hal aldı. Podyuma çıktığım adamla can ciğer kuzu sarması olmak zorunda değilim ki. Ben işimi yapıyorum. Çıkıp kıyafetimi tanıtıyorum. Orada kimin olduğu beni çok ilgilendirmiyor.

Peki bu dediğin tartışmaların yaşanmasının nedeni star mankenlerin yaratılması olabilir mi? Çünkü son dönemde biraz ajansların itelemesi, biraz magazin basınının üzerine atlamasıyla star mankenler yaratıldı, sonra da başlarına bela oldu…
Öyle bir şey oldu. Bilemiyorum. Hep yurtdışıyla kıyaslıyorum. Yurtdışında hiçbir top modelin sadece menajeri yoktur. Hepsinin bir ajansı vardır. Daha dün Fashion TV´de Naomi´nin reklamı vardı ve ajans numarası yazıyordu. Başka türlüsü mümkün değil. Burada maalesef podyum üzerinde böyle bir şey yapıldı. Yurtdışında bir tek Cindy ya da Naomi yoktur. 10-15 top model vardır, hepsi de podyuma çıktığında aynıdır. Ben hiç Naomi´nin daha hızlı yürüyerek Cindy´nin önüne geçtiğini, ondan bir adım öne zıpladığını görmedim. Ama kompleks sahibi arkadaşlarımız sayesinde böyle bir olayı bizzat yaşadım. Koreografinin gerektirdiği gibi grup haline yürüyorduk, birden bir arkadaş daha hızlı yürüyerek önüme geçti. Tek derdi, en önde çıkayım, en önde gözükeyim… Bazen “Belki kızın da hatası yok, belki dolduruşa geldi, belki o misyon ona yüklendi” diye düşünüyorum. Ama yanlış… İşin en üzücü yanı, yeni gelenler de onları örnek alıyor. Bir defilede boğazına kadar düğmeli olan bir kıyafetin, genç bir manken tarafından sırf daha dekolte olsun diye göbeğine kadar düğmelerinin açıldığını gördüm. O zaman acı acı tebessüm ediyorsun, “Bu kız işin raconunu öğrenmiş” diyorsun.

Sen eskiden transparan giyerdin, ama bir karar aldın ve artık giymiyorsun. Emrah´ın sana bu konuda baskı yaptığı söylendi. Doğruluk payı var mı?
En son bir jean defilesinde transparan giydim. Çok kaliteli bir defileydi, o yüzden kabul etmiştim. Ama orada transparan bluzumla atın üzerindeyken çok utandım. Yani ilk defa böyle bir şey oldu. Onun dışında modacı transparanı giyiyordum ve hiç zor gelmiyordu, işimi yapıyordum. Ama birden utandım. Sonra baktım ki, artık bu iş kullanılmaya başlandı. Çünkü artık jean defilesinde bile transparan kostüm yapılıyor, ne alaka? Bunlardan sıkıldım. Ama karar vermemde Emrah´la olan ilişkim de etkili oldu. Yüzde 50, yüzde 50 diyelim. Ama onun bana kesinlikle bir baskısı olmadı. Zaten olsaydı, inadına yapardım. Giymeyeceğim varsa da giyerdim. Ne yapayım ben de böyleyim?

Kategoriler
Magazin
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Ömer Lütfi Akad Ustayla Son Röportaj

    Ömer Lütfi Akad Ustayla Son Röportaj

    “Özal, yaptığı anlaşmalarla yabancı film şirketlerine kapıları koşulsuz açarak ulusal sinemayı bitirdi. Şimdilerde de Türk filmi diye Fransız filmi, Amerikan filmi çekiyorlar. Yaptıkları işleri de anlamıyorum” Hayatta tesadüflerin elbette...
  • Serra Yılmaz

    Yemek paylaştıkça güzel…

    Serra Yılmaz, çok küçük yaşlarda, dedesiyle evlenmeden önce sarayda cariye olan anneannesiyle birlikte mutfağa giriyor. İşin tadını ilk olarak orada alıyor. Yıllar içinde de yemeklerinin lezzeti, büyük ve geniş...
  • Jennifer Lopez 06

    Jennifer Lopez: Özel Röportaj ve Fotoğraflarla

    Jennifer New York’un lüks tatil beldesi Hamptons’daki evinin bahçesinde efsanevi fotoğrafçı Patrick Demarchelier’ye poz veriyor. Bisikletler ve şapkalar onun kendisine ait gelecek planının birer parçası. “Her zaman, bir gün...
  • Zombilerin Kralı George A Romero

    Zombilerin Kralı George A Romero

    Yaşayan Ölülerin Destanını Filme Alan Efsane Yönetmen… “Öldükten sonra tekrar hayata dönüp son bir film daha çekmek isterdim” ‘ Neden zombileri bu kadar seviyorsunuz? Ne zaman ciddi bir film...