Oyunun kuralı

Allem edip, kalem edip, bir oyunun kuralına göre değil de, kendi kafasındaki hedefe göre oynamakta ısrar eden birilerini tanır mısınız? Yok, dalga geçmiyorum tabii ki; sadece çevrede olan biteni...
Oyunun kuralı
Yankı Yazgan

Prof. Dr. Yankı Yazgan

Allem edip, kalem edip, bir oyunun kuralına göre değil de, kendi kafasındaki hedefe göre oynamakta ısrar eden birilerini tanır mısınız? Yok, dalga geçmiyorum tabii ki; sadece çevrede olan biteni anlamaya çalışıyorum. Bu “kural bozma” huyu yeni değil…

Neredeyse milli bir özellik diyebiliriz. Şimdi, doktora gidiyorsunuz, size X ilacından günde iki kere ikişer tane almanızı öneriyor. Siz eve gelince, “yok, ben daha az alayım, belki dokunur” diye düşünerek, iki kere birer tane alıyorsunuz. Kafanıza göre… Reçeteler, ancak, kurallarına göre uygulandığında bir işe yarar…

Elbette, ilaçlar bir işe yaramıyor; nasıl oldun diyenlere de, “valla, doktor bir ilaç verdi, kullanıyorum ama hiç bir şey değişmedi” diyor, suçu doktorun sırtına atıveriyorsunuz (Maçlarda hakemi, derste notunuzu vermeyen öğretmeni suçlayıverdiğimiz gibi).

“Siz” diye kaleme aldığıma bakmayın yazıyı, aslında “biz” demem daha uygun olurdu belki… Çünkü alışkanlıklarımız ve zihniyetimiz için de, genlerimizi sorumlu tutmak gibi bir eğilimimiz var.

Kuralsevmezler familyası

Kuralsevmezliğimiz nereden gelir, bazen anlamak zor… Bu konuda benim getirebildiğim birkaç açıklama var:

Kuralları öğrenmekte zorlandığımızdan, bir türlü öğrenemediğimiz için “kafamıza göre” hareket etmeyi tercih ettiğimizden mi?

Ya da, bal gibi, kuralları çok da iyi anlayıp, işimize gelmediğinden, “bildiğimizi okuduğumuzdan” mı?

Bir olasılık da, yaratıcılığın sınır tanımaz ikizi çabuk sıkılıvermemiz yüzünden, bir değişiklik getirmek, kurala (ve oyuna) bir renk katmak istediğimizden, “kendi yorumumuzu” getirmek istediğimizden mi?

Aradan birisini seçmek zor…

Zihniyet devrimi yola çıktı mı?

Kriz geçiren ülkemizin kural sevmez, her şeyin “bir kolayını arayan ve bulan” yurttaşları olarak, hayatımızı zorlaştırmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Üstelik çoğumuz bunun farkında değil. Nasıl farkında olsun ki? Kendi yüzünüzü ne kadar iyi tanıyabilirdiniz, aynalar olmasa? Aynalar olsa, siz bakmazsanız, ayna ne yapsın?

Bu kriz, son 30 yıldır devam edenlerden farklı olarak, bir aynaya bakmamıza fırsat sağlarsa, enflasyonu, ekonomiyi filan boşverin, zihniyetlerimizde ciddi bir devrim yaratabilir

Kategoriler
Köşe YazılarıPsikiyatrist
Prof. Dr. Yankı Yazgan (Psikiyatrist)

Prof. Dr. Yankı Yazgan, içinde kendinizi de bulacağınız yazılarıyla sizlerle...
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular