Ordu-AKP ilişkisi

Genelkurmay Başkanlığı´nın geçen hafta düzenlediği medya daveti talihsiz uçak kazasının gölgesinde kaldı. Ancak bu toplantıda Sayın Org. Hilmi Özkök´ün ağzından dinlediğimiz mesajlar düşündürücüydü. Genelkurmay Başkanlığı´nın geçen hafta düzenlediği medya...
kerem-caliskan
Kerem Çalışkan_0_0_0

Kerem Çalışkan

Genelkurmay Başkanlığı´nın geçen hafta düzenlediği medya daveti talihsiz uçak kazasının gölgesinde kaldı. Ancak bu toplantıda Sayın Org. Hilmi Özkök´ün ağzından dinlediğimiz mesajlar düşündürücüydü.

Genelkurmay Başkanlığı´nın geçen hafta düzenlediği medya daveti talihsiz uçak kazasının gölgesinde kaldı. Ancak bu toplantıda Sayın Org. Hilmi Özkök´ün ağzından dinlediğimiz mesajlar düşündürücüydü. Hele bölgede hızla savaş ortamına gidildiği bir sırada, iş başındaki AKP hükümetinin, ordunun geleneksel ve özenli disiplin sistemini, hukuk kuralları ardına sığınarak tartışmalı hale getirmek istemesi açıkça sakıncalı. Sayın Başbakan Abdullah Gül veya Sayın Tayyip Erdoğan´ın ordunun bu mesajını ve açık feryadını doğru algıladıklarından emin olmak zor. Çünkü 30 yıllık Erbakan ekolünden yetişmiş olan Erdoğan-Gül ikilisi, orduyu anlaşılan kendi siyasi hedeflerinin karşısındaki bir engel olarak görüyor ve algılıyorlar. Hükümet olunca ve devlet yönetiminde sorumluluk alınca, bu parametrelerini değiştirmeleri gerektiğine dair bir his içinde oldukları da görülmüyor. YAŞ kararlarına şerh koymanın, orduda hukuk kurallarını geçerli kılmanın ötesinde, doğrudan ordunun disiplin sistemine darbe vurduğunu herhalde anlamıyorlar.

Sayın Özkök´ün konuşma sonrası M. Ali Birand´ın “Biraz sert olmadı mı?” sorusunu “Bunu bir savunma olarak alın” şeklinde yanıtladı. Bu yanıt, ordunun bu konuyu, kendi iç mekanizmalarının sağlıklı işleyişini korumak olarak gördüğünün de işareti. AKP yönetimi, Erdoğan-Gül ikilisi her şeyden önce yıllanmış alışkanlıklarını terk etmeli ve orduyu bir tür siyasal-karşıt güç gibi görmekten vazgeçmeli. O zaman ordunun disiplini ile oynayacak hareketler yapmanın ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceğini de anlarlar. Savaşın eşiğinde, önümüzdeki 10 yıl bölgede TSK´nin rolü ve öneminin artacağı bir ortamda, AKP yönetiminin hızla devlet adamlığına yaraşır bir zihniyete kavuşması çok önemli. Türkiye´nin çıkarları bunu gerektiriyor.

Üstelik AKP´nin TSK yönetimine karşı bu tür hareketler yapması yurtdışında ve ABD basınında `bölünmüş Ankara’, `bölünmüş Türk yönetimi’ gibi ifadelerin çoğalmasına yol açıyor. Sanırız bu görüntü de böyle bir ortamda Türkiye´nin lehine sonuçlar doğurmaz. Türkiye zor bir döneme ve belki yıllarca sürebilecek bir gerilim ortamına giriyor. Böyle bir dönemde AKP yönetiminin geçmiş şartlanmalar yerine sağlıklı ve rasyonel bir politika izlemesi kendilerinin ve Türkiye´nin çıkarınadır.

İyi haftalar…

Kategoriler
Köşe Yazıları
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular