Onu Kimse Tutamıyor

Nicole Kidman Oscar’ı da aldı… Boşanıp “Tom Cruise’un karısı” damgasını üzerinden attıktan sonra, şimşek hızıyla zirveye tırmandı. Son iki yılda iki ‘Altın Küre’, bir ‘Oscar’ aldı- Feminist görüşlü annesi...

Nicole Kidman Oscar’ı da aldı…

nicole-kidman

Boşanıp “Tom Cruise’un karısı” damgasını üzerinden attıktan sonra, şimşek hızıyla zirveye tırmandı. Son iki yılda iki ‘Altın Küre’, bir ‘Oscar’ aldı- Feminist görüşlü annesi onu kendi ayakları üstünde duracak şekilde yetiştirmiş – Çocukluğunda bebekle oynamak yerine sokaklarda bildiri dağıtmış – Tam bir Amazon kadını, dağa tırmanmayı, dalmayı seviyor. Bu, oyunculuğuna da yansıyor. Oynadığı rol için her riske giriyor – Boşandıktan sonra Russell Crowe’dan Jude Law’a adı çeşitli ünlülerle anıldı. – Ama hiçbir erkek onun boyuna, gücüne ve hırsına yetişemiyor.

Tam bir Amazon kadını Nicole Kidman. Gücü, zekâsı, hırsı ve onda farklı bir şeyler olduğu sadece gözlerine bakmakla bile anlaşılıyor. Oysa 1990’ların ortasına, hatta neredeyse sonlarına kadar bu kızıl saçlı, duru tenli, mevzun vücutlu genç güzel kadına biçilen en önemli rol ‘Tom Cruise’un karısı’ olmaktı. Yani Hollywood’un en güçlü isimlerinden Cruise’un ışığıyla parıldayan bir pervane.
1995’te ne pahasına olursa olsun televizyonda ünlü olmayı kafasına koyan gözü kara bir ev kadınını canlandırdığı ‘Sonsuz İhtiras/To Die For’ filmiyle yaptığı önemli çıkış ve aldığı Altın Küre ödülü bile neredeyse alnına kazınan ‘Cruise’un karısı’ damgasını silmeye yetmedi.

Ne var ki 1999 yılında Kubrick’in yönetiminde birlikte oynadıkları ‘Gözleri Tamamen Kapalı’ filminden sonra ayrılacaklarını açıkladıkları zaman, ‘Vah zavallı kızcağız, yok olup gidecek’ diye düşünenlerin ne kadar yanıldıkları kısa sürede ortaya çıktı. Nicole Kidman gerek özel yaşamında, gerekse sinema kariyerinde son üç, dört yılda çok önemli değişiklikler yaşadı ve baş döndürücü bir hızla zirveye tırmandı.

O artık Avustralya’dan ithal, kızıl saçlı, uzun bacaklı genç kadın değil. Seyircilerin sevdiği, eleştirmenlerin ciddiye aldığı; dramdan gerilime, müzikalden aksiyona her kalıba girebilen yetenekli bir oyuncu, Oscarlı bir yıldız.

Nehirde yürüdü

Feminist görüşlere sahip bir kadın olan annesi onu bağımsız ve kendi ayakları üzerinde duracak şekilde yetiştirmiş. “Ben oyuncu olarak riskler almak istiyorum. Her şeyi kaybetsem de hiç umurumda değil, çünkü tutarlı olmazsam ve ruhum özgür olmazsa bunların hiç anlamı olmaz” diyor.
‘Saatler’ filminin başında, Kidman’ın canlandırdığı Virginia Woolf’un nehirde intihar ettiği çok etkileyici bir sahne var. Woolf cebine taşları doldurup nehre giriyor ve sular yükselerek boyunu aşıyor. Oldukça tehlikeli olan bu sahnede dublör kullanmasını istemişler. ‘Hayır, bu sahneyi oynamazsam rolümü tam olarak oynamış olmam’ diyerek kabul etmemiş. Gerçekten sinema tarihine geçecek unutulmaz bir sahneye imza atmış. Yani aldığı Oscar ödülü Kidman’a annesinin sütü kadar helal.

Kaburgası kırıldı

Bir ara aralarında ilişki olduğu yolunda epey söylenti dolaşan memleketlisi Russell Crowe, ‘Oraya çıkarsan sakın ağlama’ tavsiyesinde bulunmuş Kidman’a. ‘Ama ben ağlıyorum’ sözcükleri döküldü ağzından geçen pazar gecesi ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalında kendisine verilen Oscar heykelciğini kucaklarken.

Aslında Kidman, Oscar’ı geçen sene de, dans edip şarkı söylediği ve çok duygulandırıcı bir oyunculuk sergilediği ‘Kırmızı Değirmen/Moulin Rouge’ müzikalinde canlandırdığı Parisli can-can dansçısı, kibar fahişe Satine rolüyle de alabilirdi. Altın Küre’yi almasına rağmen Akademi üyeleri onu görmezden geldiler. Oysa çok ağır fiziki performans da gerektiren bu filmin dans sahnelerinde Kidman kaburgasını bile kırmıştı.

Jane Campion keşfetti

Nicole Kidman, Avustralya asıllı ancak 1967 Hawai doğumlu. İkizler burcundan. Babası kanser üzerinde çalışmaları olan Sydneyli bir biyo-kimyacı, annesi hemşire eğitmeni. Kidman’ın doğumundan çok kısa süre sonra babasının çalışmaları için Washington’a gidiyorlar, ardından Avustralya’ya dönüyorlar. Kidman dört yaşından itibaren Sydney’de büyüyor.

Sosyal faaliyetleri güçlü feminist annesi Barbie bebeğe benzeyen kızına hiç bebek almıyor. Nicole kız kardeşi Antonia ile birlikte siyasi bildiriler dağıtmak zorunda kalıyor. Her gece yemek masasında anne ve babalarıyla en az bir güncel konuyu tartışmaları bekleniyor. Kidman ailesinde güne babanın yönetiminde jimnastik yaparak başlanıyor.

Çocukluğundan itibaren baleye olan tutkusu onu sahneye itiyor. On dört yaşında Sydney tiyatrosunun tanıdık bir yüzü olan Kidman’ı, daha sonra ‘Piyano’ filminin yönetmeni olacak Jane Campion bir mektup yazarak kutluyor ve oyunculuğa teşvik ediyor.

Dans, oyunculuk ve mimik eğitimi alan Nicole Kidman, 1983 yılında 16 yaşındayken sinemayla tanışıyor. 17 yaşında bir orkestrada şarkı söylemeye başlıyor. Aynı yıl kansere yakalanan annesine bakmak ve oyunculuğu daha rahat yapabilmek için eğitimini bırakıyor. Annesinin yaşamında yeri çok büyük. Oscar konuşmasında da ‘Hayatımda her şeyi annemi gururlandırmak için yaptım. Bu heykeli onun ve kızım için alıyorum’ dedi.

Özel hayatına gelince, 1990 yılında ‘Yıldırım Günleri’ filmini çevirirken tanışıp evlendiği Cruise’dan 2001 yılında resmen boşandı. Evlat edindikleri iki çocukları var. Dostlukları sürüyor. Kidman’ın adı şarkıcı Robbie Williams, Russell Crowe, Jude Law dahil pek çok ünlüyle anıldı ancak henüz ciddi bir ilişkisi ortaya çıkmadı. Hiçbir erkek onun boyuna, gücüne, hırsına, zekâsına yetişemiyor anlaşılan.

Haber: Çiğdem Kömürcüoğlu
Portre / Nicole Kidman
  • 1967 Hawai doğumlu
  • 4 yaşından itibaren Sydney’de büyüdü
  • Dans, mimik ve oyunculuk dersleri aldı
  • 14 yaşında Sydney’de sahneye çıkıyordu
  • 16 yaşında sinemayla tanıştı
  • 17 yaşında oyunculuk ve hasta annesine bakmak için okulu bıraktı
  • 1990’da Tom Cruise’la evlendi
  • 1995’te ‘Sonsuz İhtiras’ filmiyle Altın Küre aldı
  • 2001 yılında Tom Cruise’dan boşandı
  • Cruise’la evlat edindikleri iki çocukları var
  • Virginia Woolf rolüyle Oscar ödülünü aldı
Kategoriler
Sinema
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • savaş filmleri

    Yüzyıldır Bitmeyen Savaş!

    Ağustos 1914… Dünyanın ilk kez topyekûn savaş dehşetiyle karşı karşıya kalmasının üzerinden tam 100 yıl geçti. Artık ne tanıklar hayatta, ne savaşla çizilen sınırlar geçerli. O günlerin izleri kitaplarda...
  • JOE BLACK

    Varoluşsal Açıdan Bir Film Eleştirisi “Joe Black”

    KONU: 60 yaşına girmek üzere olan oldukça zengin bir iş adamı tüm zamanını çalışmaya ve para kazanmaya adamıştır. Ve bir gün insan kılığına girmiş olarak azarail karşısına çıkar ve...
  • Nuts (1987)

    Sinemadaki Psikiyatri: Belleğinizi Sınayın

    15-20 yıl öncesinin filmlerinden psikiyatri ile ilişkilendirilebilecek olanlarından bir “test” hazırladım. Biraz eğlencelik sayılabilir, meraklıları için. 1- Sinemadaki psikiyatri, bazı filmlerde kısıtlayıcı ve “mevcut düzenin” bir aygıtı olarak işgörür....
  • Sinemanın Üç Onurlu Günü

    Sinemanın Üç Onurlu Günü

    Yollara Düştük, 1977’de yapılan sinema emekçilerinin Ankara’ya yürüdüğü eylemi sinema tarihinin tozlu sayfalarından günümüze getiriyor. 38 YIL ÖNCEYİ ANLATTILAR VECDİ SAYAR Örgütlenmede dönüm noktası Ankara Yürüyüşü, yaşamımın en değerli...